İntihara Adım Adım

Öyle kolay mıdır affetmek,kıranı dökeni,düşünmeden gideni,kafası esince geri döneni…Unutmak dizlerinin kanadığı,düştüğün o günleri..Kafanı kaldırdığında elini tutacak,seni ayağa kaldıracak birini aradığında ,umursamayanları görüp yeniden güvenmek kolay mıdır insanlara.. İntihar edenler…Ölüp gidenler.. Her geçen gün ölüme adım adım yaklaşanların yanında ölüme koşarak gidenler.. Peki zor muydu gerçekten yaşamak? Henüz 15 inde hayata gözlerini yumanlar ne istedi hayattan,neyin eksikliğinde boğdular kendilerini?Hayattan,her şeyden vazgeçtiğin o anlar, aslında vazgeçmediğin, uğruna yaşamaktan soğuduğun o dert de neyin nesi çocuk? Neyi veremedi hayat sana,hayatta hiç bir istediği olmayan,ukdelerle yaşayan,tek hayali senin geleceğin olan o ana,anneliği hayata tutunacak dal sayan o kadın senin soğuk bedenine sarılmayı hak decek ne yaptı da,hayata öfkeni ona kustun sen çocuk!

O nasıl bir ağlamaktı ana,o nasıl bir ağıttı.. Hayattan istediğimizi alamadığımızda,ardı arkası kesilmeyen olumsuzluklar hayatımızı yaşanır kılmaktan çıkardığı zamanlarda,bir umuda sarılmayı bilmeli insan,belki de Rabb’ine..Ölmek kolay olandı..Yaşamak bize düşen en büyük görevdi,en zor olan,bazılarımıza ağır geldi,başaramadılar.Tecavüze uğrayan küçük kız çoçukları var dünya da,annesinin ölümüne şahit olan minik yürekler var,kimisinin açlıktan kokan nefesi var..Kimi aynı evin içinde kendisini doğuran annesi tarafından cinsel istismara uğrayarak pazarlanıyor,babası tarafından defalarca cinsel ilişkiye zorlanıyor..Neler vardı da senin haberin yoktu çoçuk! Sen ölmeyi seçtin,kurtarılabilecek,başkaları tarafından hayal edilen bi hayatın olduğunun farkına varamadın,henüz 15 yaşındaydın,seni yalnız bırakıp giden babana inat,annene sarılamadın,kurtarabilirdin o karanlığa terkedilmiş ömrünü,senin babandan farkın kalmadı,o da kolay olanı yapıp kaçmamış mıydı? Söylesene sen kime kızdın?Seni sevmeyen o kıza mı?Ya sen sevmen gerekenleri gerçekten yeterince sevebilmiş miydin?Hani nerdesin? Zoru görünce kaçanlardan olmadın mı,oysa sevmek vazgeçmemekti,belki de vazgeçememek..
Sevmiş birini,henüz 15 yaşındayken,olmayan ailesinin hayaliyle 15 yaşında evlilik hayalleri kurmuş yine henüz kendi yaşlarındaki bir kız çocuğuyla..Ailesi olsun istemiş,anne baba ve çocuklardan oluşan mutlu küçük bir aile.
Annesi yetmemiş ona belli ki.Yaşadıklarından unutamadığı,yaşayamadıklarından yaşamak istediği çok şey varmış,bundandır ki yaşadığı hayatı sevememiş,tutmuş bir kızı sevmiş çocuk kalbiyle. Yalnız kalmış,ona bakmaya çalışan annesi işten çokta fırsat bulamamış,gözbebeği biricik oğluyla ilgilenebilmek için..Aslında herkes kendince biraz haklı ve bir o kadar da haksızdı.. Bu çocuğun arkadaşları yok muydu?
Eğer biri bu hayatta saçmalıyorsa,sessizleşiyorsa,başkalaşıyorsa,herkes koşar adımlarla uzaklaşır etrafından..

Herkes öyle kendi dünyasında,kendi derdinde ki..Tıpkı hayata 15 yaşında gözlerini yuman minik beden gibi..O da başka hayatlara gözlerini kapatıp,kulaklarını başka dertlere tıkamıştı,o yüzdendir ki kendi derdi gözünde büyüdükçe ağır geldi o minik omuzlarına..Ve onun bu yanlışını görüp sırtını dönenlerde,ellerini uzatamayanlarda insanlıklarını teslim ettiler,ruhunu teslim eden o minik yürekle birlikte.. Herkes suçluydu belki de..Ya da herkes çok masum..Önemli değildi aslında bu,biz yaşamaya devam edelim,ölmeye ve öldürmeye alışkınız nasılsa! Yalnız bıraktıkça yalnız kalmaya alışkınız..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir