Balat İstanbul’un Otantik Şehri

Balat, İstanbul keşmekeşinden kurtulup başıboş sokaklarında dolaşılacak bir semt. Balat’ı keşfetmenin en keyifli yanı adım adım tarihin içinde dolaşırken şimdiyi de birlikte yaşamaktır. Hiç görmediğiniz mekânları, okulda okuduğunuz yerleri birebir görmek, eski filmlerde kalmış evlerle karşılaşmak… Cumbalı evler, merdivenli yokuşlar, daracık Arnavut kaldırımlı sokaklar, pencereden pencereye gerilen iplerdeki çamaşırlarla karşılar sizi Balat semti. 

Hafif rutubet ve tarih kokar, her sokak arasından Haliç’i görürsünüz. Uzaktan uzağa vapur sesleri, çocuk gürültüleri bu sokakların musikisidir. Açık hava bir film setinde gibisinizdir. 

Bazen daracık sokaklarda gökyüzünü göremezsiniz ama önünüze çıkan yokuş sizi hem gökyüzüyle hem de bir masal mekânıyla buluşturur. 

Son zamanlarda bu tarihî İstanbul semti bir cazibe merkezi oldu. Artık Balat’ın her sokağında mola verebileceğiniz kahveleri, çay evleri var. Karnınız zil çalınca da çok leziz yiyecekler sunulan lokantalar, köfteciler de… 

Adım adım gezerken yorulunca yokuşların merdivenlerinde, bir köhne konağın girişinde oturup nefeslenirsiniz. Kimse de rahatsız etmez. Bu semtin tarihî geleneğidir yabancıyı, farklı olanı yadırgamamak… Yüzlerce yıl değişik kültürler bir arada yaşamışlar burada. Kiliseyle camii, sinagogla manastır yüzlerce yıl bir arada olmuş. 

Balat çarşısı ve Ahrida Sinagogu’ndan Patrikhane’ye kadar uzanan Vodina Caddesi semtin can damarıdır. Çıfıt çarşısı adıyla bilinen küçük dükkânların olduğu iki sokak minik sanat atölyeleri ve semt esnafıyla karşılar sizi. Tarihî turşucu, antikacıyla karşı karşıyadır. Yan sokakta eski film makineleri satan dükkânın bitişiği sahaftır. Hepsi de fotoğraf çekmeye zorlar sizi. 

Çarşının başındaki Yanbol Sinagogu, Bulgaristan’ın Yanbol kentinden gelenlerin kurduğu tarihî bir yapıdır ve cumartesi günleri Şabbat ayini için açılır. Sokağın devamı sizi cam altı resimleriyle meşhur bir atölye ve güler yüzlü sahibine ulaştırır, üstelik adı da ilginçtir: “Hepsi Hikâye” 

Az ileride Mimar Sinan’ın eseri Ferruh Kethüda Camii vardır, güneş saati artık ender rastlanan bir parçadır. 

Vodina Caddesi’ndeki Ahrida Sinagogu’na hafta sonlarında bol ziyaretçi geliyor. Burası İstanbul’un en eski Sinagogu’dur. Civardaki kahvelerde yorgunluk atabilirsiniz. Kadraj adlı kahvede halihazırda çalışır durumda olan çok eski bir film makinesi var, çalışanlar fotoğraflamanıza seve seve izin verir. Tam karşısındaki kahvede ise kendi damak tadınıza uygun kahve çekirdeklerini seçip hazırlatabilirsiniz. 

Balat’ın meşhur yokuş evleri de buradadır. Yan yana hizalanmış yokuş evleri rengarenk halleriyle her fotoğraf karesinde yerini almıştır herhalde. 

Fener – Balat Evleri

Cadde üzerinde bir vitrindeki giyisiler ve aksesuarlar seyredenleri 60’lı, 70’li yıllara götürür. Bu dükkân filmlere ve tiyatrolara giysi kiralıyor, eğer giderseniz fotoğraf çekip giysileri denersiniz. 

Mürselpaşa Caddesi’ndeki Vaftizci Yahya Kilisesi, yanındaki Fener beylerine ait taş konak türünün son örneği. Bitişiğindeki Karaköy kahvesi bahçesiyle sizi eski İstanbul’a götürür. 

Tahta Minare Camii’nin sokağında Eflak-Boğdan prensi olan ve Türk musikisi içinde bir nazariyat kitabı yazan Dimitri Kantemir evi ve kahvesi var. Restore edilen ev boş ama bahçe huzurlu haliyle sizi okumaya davet ediyor. 

Dimitri Kantemir ile İnciraltı kahvesi arasındaki merdivenli yoldan çıkarsanız Kanlı Kilise ve Kırmızı Lise (Fener Rum Lisesi) karşınıza çıkar. Bu yokuşta nefes nefese kaldıysanız merdivenlere oturup görkemli Haliç ve İstanbul manzarasını seyredip dinlenin. 

Bu iki büyük bina ilginç mimari yapılarıyla dikkatinizi çekecek. Kırmızı lisenin bitişiğinde de artık örneği kalmamış olan Murat Molla Mesnevihanesi var. Mesnevihaneden kalan tek özellik, minaredeki Mevlevi sikkesi şeklindeki alemdir. 

Buradan sonra Kırmızı lisenin yanındaki Sancaktar yokuşundan aşağıya inin. Kendinizi Fener’de bulacaksınız. Sahilde türünün ilk örneği olan Bulgar Kilisesi’ni göreceksiniz, Viyana’da demir döküm parçalar halinde yapıp burada monte etmişler.  Altı köşeli çan kulesindeki çan Çarlık Rusyası’nın hediyesidir. 

Sur üzerindeki Nakış adlı mekân annelerimizin arık kullanılmayan dikiş makinelerini masa niyetine kullanmış. Bahçesinde oturursanız bir güzel dinlenirsiniz. 

FENER-RUM ERKEK LİSESİ
Fener – Rum Erkek Lisesi

Yok eğer acıktıysanız köşedeki Fener Köftecisi sizi misafir eder. Sahibi ve müdavimleri motorsiklet tutkunlarıdır. 

Yemeğin ardına asıl görülecek kiliseyi;  Vaftizci Yahya Kilisesi’ni koyalım… Bu kilisenin Yavuz Selim’e uzanan, hatta içinde Resulullah’ın (sav)da olduğu bir öyküsü vardır ve pek bilinmez. Yavuz, Mısır seferindeyken bir manastıra rast gelir. Buradaki rahiplerin kökeni, Resulullah’ın Suriye’ye gittiği dönemde orada yerleşik bir tarikata dayanmaktadır. Resulullah bu manastırın rahiplerine bir “Emanname” verir; hiç kimse dinlerine, ibadetlerine dokunmayacaktır.

Yavuz, bizzat Resulullah’ın mühürlediği bu belgeyi merak edip görünce rahiplere bir teklifte bulunur: onlar Sultan’a Emanname’yi verecek, Sultan da onlara İstanbul’da bir kilise yaptıracaktır.

Emanname verilir, kilisenin yapımına izin çıkar ve bu kilisenin koruma altında olduğunu göstermek için kapısına bir el resmi yapılır. Şimdi yarısı yola gömülen girişteki boş dikdörtgen alan o el izinin alanıydı. El izi ise kayıp.

Eh artık epey gezdiniz… Günü Patrikhane’ye giden sokakta, Balat’ın kafe ve müzayede evlerinde sonlandırın. 

Böylece bir gününüzü Balat’ta hem geçmişi koklayıp hem bu günü yaşayarak geçirin. Film platosunda gezmekten daha gerçekçi olacak.

Nasıl gidilir?
Rumeli Hisarüstü’nden metroya (Hacıosman-Yenikapı metro hattı) binerek rahat bir şekilde ulaşılabilir. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuk sonunda Haliç durağında inip, 10 dakika yürüyorsunuz. Otobüsle de Eminönü ve Taksim’den ulaşım mevcut. Benim tavsiyem vaktiniz varsa Eminönü’nden yürüyerek gidin ki Haliç’in tadını da çıkarmış olun.

Okunma: 16.220

Mustafa Aysabar

1984 Kahramanmaraş Doğumlu. Suudi Arabistan Mekke'de ikamet etmektedir. Halkla İlişkiler bölümü mezunudur. Yurt içi ve yurt dışında, inşaat sektöründe faliyet gösteren çeşitli firmaların muhasebe, idari işler, lojistik departmanlarında görev yapmıştır. Mescid-i Haram'ın genişletilmesi ve Osmanlı Revakları restarosyonu projesinde aktif görev almıştır. Hobileri arasında yüzme ve su sporları vardır. Aynı zamanda rafting antranörü ve lisanlı sporcudur. GençYolcu.com 'da genelde gezi kategorisinde yazılar kaleme almaktadır.

Balat İstanbul’un Otantik Şehri” için 2 yorum

  • 18 Ocak 2020 tarihinde, saat 15:52
    Permalink

    Mustafa Bey yine muhteşem bir mekan paylaşımı yaptınız.Bir sonraki paylaşımınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.

  • 08 Mayıs 2020 tarihinde, saat 22:43
    Permalink

    Mustafa bey İstanbul daki gezilerinize katılımcı olarak katılabilirmiyiz???

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir