Sağlıklı Beslenme ile GAPS (Otizm vb.) ve Tüm Hastalıkların Tedavisi

esSelamu aleyküm değerli okuyucular,

İnşaAllah iyisinizdir. Allah razı olsun bir çok konuda Genç Yolcu’dan yeni şeyler öğreniyoruz. Beslenme üzerine bağırsak florasının önemi ve GAPS konusuyla ilgili öğrendiğim şeyleri ve düşüncelerimi de sizlerle paylaşmak istedim. Umarım hepimiz için faydalı olur.

İnsanlar için en önemli şey belki de hayatta kalmaktır. Bundan daha da önemlisi bu hayatı onurlu bir şekilde, sağlıklı, zamanı iyi kullanarak dolu dolu ve en önemlisi Allah’ın (cc) rızasını kazanacak şekilde yaşamak gerekir.

Ana konumuz olan sağlık kısmında ise üzerinde duracağımız başlık sağlıklı beslenme ve sindirim.

Sağlığımız için önce beslenmemizi düzeltmemiz gerekir. Tükettiğimiz sağlıklı gıdaların yanısıra, bunları sağlıklı bir şekilde hazmetmemiz, sindirmemiz gerekir. Allah (cc) insanı toprak ve sudan yaratmıştır, toprak gibi içine ekilen şeyi üretir. Yani maddi ve manevi beslendiği şeylerden oluşur ve ona göre üretir. Bu sadece onun fiziksel yapısına değil, ruhsal yapısına da etki eder.

Nasıl uyuşturucu ve alkol gibi haram yani zararlı maddeler kullananların durumlarında olumsuz değişiklik oluyorsa, diğer tüketilen her bir besinin de vücudumuza etkisi vardır. Helal, temiz ve yararlı besinler tüketirsek, sonuçları da yararlı olacaktır inşaAllah. Aynı şekilde insanlar gibi hayvanlar da yediklerine besinlere göre üretirler, zararlı, GDO’lu yem, besin yiyen hayvanların eti, sütü, yumurtası, peyniri vb. de zararlı olabilmektedir.

Bağırsak Florası – Bağırsak Mikrobiyotası

Bağırsak florasını (mikrobiyotasını), kalın bağırsağın iç yüzeyinde, bakterilerinin oluşturduğu bir bitki örtüsü gibi düşünebiliriz. Sayısı çok fazla olan bakteri, mikrop, mantar, solucan vb. de yaşadığı ayrı bir dünya. Seratonin, dopamin gibi insan psikolojisini etkileyen maddelerin çoğu bağırsaklarda bulunur.

Bakteriler hem iyi huylu hem de kötü huyludur. İyi huylu bakteriler, kalın bağırsağa ulaşan ve hala besin içeren maddeler ile beslenirler ve zararlı bakteriler varsa onları da yerler. Bu yararlı bakterilerin eksikliği ise bağışıklık sistemini zayıflatır.

Yediklerimizin ve içtiklerimizin midemizden bağırsaklarımıza geçtikten sonra buradaki yararlı bakterilerin de oluşturduğu floranın da katkılarıyla yararlı olan vitamin, protein vb. kan dolaşım sistemine dahil olur ve ilgili tüm organlara gönderilerek sağlıklı olmamızı sağlar. Buradaki yararlı bakterilerin az olup, zararlı bakteri vb. karşı mücadele edemeyince ve emilim düzgün yapılamayınca vücudun ihtiyaçları karşılanmamış olur ve bağışıklık sistemi zayıflayıp, hasta olunabilir. Aynı şekilde yenilen yiyeceklerdeki bazı zararlı bakteriler, emilimdeki bu vb. sorunlar nedeniyle de sisteme dahil olmaya çalışınca da hastalıklar oluşur. Eğer bağırsaklarımız sağlıklı değilse, düzgün çalışmıyorsa, yediğimiz yararların besinlerin tam anlamıyla faydasını göremeyiz.

İnsanın çıkardığı gazın kokusunu bu flora belirler. Bu florayı oluşturan bakterileri insan bebeklik çağında alır vücuduna. Bebeklikten sonra gazınız yediklerinize de bağlı olarak hep benzer kokar ve tabi her insanın kokusu farklıdır.

Beslenme, Alışveriş, Uyku:

Floramızı tamir eden başlıca ProBiyotik, fermente yiyecekler:

PRObiyotik: canlı bakterileri ve mayaları içerir. Ağız yoluyla uygun miktarda alındığında, bağırsaklardaki bakterilerin sayıca dengesini sağlayarak sindirim sistemine ve bağırsak sağlığına olumlu yönde etkileyen canlı mikroorganizmalar ve bunların olduğu besinler.

PREbiyotik ise PRObiyotiklerin bağırsaklarda etkisini arttıran ve sindirilmeyen bileşenlerdir.

Fermantasyon ise Rabbimizin yarattığı en küçük canlılardan bakteri ve mantarların yardımıyla maddelerin olgunlaşma, çürüme ve mayalanma sürecidir. Canlı bir organizmanın özelikle oksijen kullanmadan, kimyasallarla daha basit kimyasallara ayrılma sürecidir. Örneğin; sütten yoğurt yapılması, turşu yapılması vb.

Bağırsak floramızı sağlıklı hale getirecek yararlı besinler:

Köy (Ev) yoğurdu, ev sirkesi, kefir, kokoreç, fermente ev turşusu ve suyu, özellikle lahana, salatalık ve pancar turşusu, boza, evde yapılmış ayran, köy peyniri, kemik suyu, haşlama, keçi sütü, Hindistan cevizi yağı, ekşi mayalı ekmek, tarhana, avokado, tatlı patates, bal kabağı, kırmızı pancar, yer elması, GDO’suz taze sebzeler ve meyveler, kinoa, kabuklu esmer pirinç, sebzeli et yemekleri, pastırma, ½ oranlı deniz suyu ve içme suyu karışımı.

Bazı probiyotiklerin aç karnına alınmasının daha yararlı olduğu görüşü hakim, bünyenize göre test ederek yukarıdaki yiyeceklerden size uygun olanları kahvaltıdan 1 saat önce yemeniz daha etkili olacaktır inşaAllah.

Bağırsakları rahatlatan diğer yiyecekler: süt ürünleri, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, frambuaz, kuru erik, badem. Ve günlük 2-3 litre su içmek. Özellikle sabahları aç karnına iki bardak suya EuzuBesmele çekerek ve Fatiha Suresi okuyup, oturarak içersek çok yararlı olacaktır inşallah.

Sabah kahvaltısında ve akabinde siyah çay yerine enerji verecek meyve suyu veya dinlendirecek süt veya uyarıp uyandıracak bir fincan yerli kahve tercih edilebilir.

Marketler vb. yerlerde içeriğinde endüstriyel yağlar, früktoz şurubu, glüten, lektin, glifosfat gibi asitleştiren işlenmiş doğal olmayan yiyecek ve içecekler alıp, tüketmeyin. Aynı şekilde şekerler, rafine unlar, kızartmalar, doymuş yağlar, cipsler vb. tüketmeyiniz.

Antibiyotikler ve ağrı kesiciler başta olmak üzere çok acil olmadıkça ilaç kullanmayın. Gam çekmeyin ve stres yapmayın.

Alkol ve tütün mamullerinin yansıra kola vb. gazlı içecekleri tüketmeyin, derinize makyaj malzemesi, deodorant vb sürmeyin.

Flora problemi devam ettiği sürece mısır, pirinç ve undan uzak durmak sağlığınız açısından önemli bir adım olacaktır.

İmkân varsa çiftçilerin doğal ve sağlıklı şartlarda sundukları pastörize olmayan süt, yumurta, bakliyat, sebze, meyve, et gibi yiyecekler tüketin.

Günde 7-8 saat arası tam karanlık bir odada her gün aynı saatte abdestli olarak yatıp, kalkacak şekilde düzenli uyuyun. Özellikle 23:30-03:00 arası uyuyor olmaya özen gösterin. Peygamberimizin (sav) yapıp, tavsiye ettiği gibi gündüz kaylule (öğle uykusu, şekerleme, fiesta) yapabilirseniz, gece daha az uyku yeterli olabilecektir.

Doğal otları kullanın, kimyasalları bırakın, her gün uygun saatlerde güneşe çıkın, günlük yürüyüş ve spor yapın.

Yukarıda herkesi ilgilendiren sadece hasta olunca değil, hasta olmadan önce de yapılması gerekenlerden sonra şimdi de başlıkta belirtmiş olduğum GAPS’e yani bazı özel hastalıklara sahip kişiler ve onların bağırsak florasını iyileştirme konusuna.

Dr. Natasha Campbell-McBride
‘GAPS: Gut and Psychology Syndrome’ (GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu)

Sindirim sistemi ve bağırsak üzerine çalışmalar yapan Dr. Natasha Campbell-McBride isimli nörolog, otizmli olan kendi oğlunu ve 10 binden fazla otizmli çocuğu, uyguladığı doğal GAPS (Guts and Pyschologic Syndrome) Bağırsak ve Psikoloji Sendromu İçin Doğal Tedavi Yöntemi ile iyileştirdiğini iddia ediyor. Aslında birçok hastalığın bozuk bağırsak florası nedeniyle beynin toksinleşmesi sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor. Tüm tecrübelerini 2004 yılında ve şuana kadar 1 milyondan fazla satan, ‘GAPS: Gut and Psychology Syndrome’ (GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu) adlı tedavi kitabında paylaşır. Dünyanın her yanından binlerce GAPS hastası (Otizm, Şizofreni, Epilepsi, Depresyon, Disleksi, Dispraksi, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite) bu kitaptaki tedavi adımlarını uygulayarak iyileşir.

ANTİBİYOTİK

II. Dünya savaşından sonra keşfedilen antibiyotikler, atom bombası, kitle imha silahı mantığıyla çalışıyor. Zararlı olan bakteri, mikrop vb. öldürmek için yararlı olan bakterileri de öldürüyor. Bu yüzden bağırsakta yeni floranın oluşması zaman alıyor ve yararlı bakteriler oluşana kadar, ortamı boş bulan zararlı bakteriler daha çabuk yayılarak bir müddet sonra vücudu tekrar hastalığa hazır hale getiriyor.

OTİZM

Otizm iletişim ve sosyal etkileşim sorunları, kısıtlı ilgi alanları ve tekrarlayan davranışlarla ortaya çıkan bir rahatsızlık olup ömür boyu devam eden bir gelişim bozukluğudur. Yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkar. Uygulanacak rehabilitasyon, masaj ve beslenme programları sayesinde otizmin olumsuz etkileri azaltılabilir.

Dr. Natasha Campbell-McBride:

“Otizm 90’lı yıllarda 10.000 çocukta bir görülürken, şimdi 40 çocukta bir görülüyor. Bunun ana nedenlerinden biri nesilden nesle beslenmedeki sorunlar, kullanılan gereksiz ilaçlar vb.

Benim çocuğuma otizm tanısı konulduğunda bu benim kişisel bir meselem oldu. Ve o anda profesyonel mesleğimin otizm konusunda bir şey yapamayacağını öğrendim. Bunu asla kabul edemezdim ve araştırmalarıma hız verdim. O zaman farkettim ki otizmli çocukların hepsinin bağırsak florasında problem var. Ve anladım ki bu florayı iyileştirirsem otizm de yok olacak. Şimdi otizm teşhisi konan çocuğum 21 yaşında, üniversiteye gidiyor ve çok sağlıklı. Ancak şu an dünyanın her yerinde binlerce otizmli çocuğu hayata döndürmek için uğraşıyorum.

Çocuk yediğini sindiremiyor ve yiyecekler kötü fotojenlere dönüşüyor. Bu fotojenler emilip kana karışıyor, beyin bu toksinlerle zehirleniyor. Otistik doğan çocukların yüzde yüzü sağlıklı bir beyinle doğar. Ancak bağırsak florası üzerinden zehirlenirler.

Bebekler nasıl öğrenir? Duyu organlarını kullanırlar ve bu iletileri beyin işler. Çocuk “Bu anne, bu baba bunlara güvenebilirim, bu oyuncak bununla oynayabilirim, bu kaşıkla yemek yerim” diye düşünür. Ama bu toksinler yüzünden beyin bu aradaki bağı işleyemez hale gelir ve o gürültüden dolayı bir şey öğrenemez. Annesiyle babasını bile ayırt edemez. Yolda başka birine anne-baba diye takılabilir. Bağırsaktan beyine giden toksinler durdurulduğunda beyin de birden temizlenir, her şey normale döner. Ne kadar erken bu toksinlerden temizlenirse öğrenmesi o kadar hızlı olur. 5 yaşına kadar olan çocukların otizmden tamamen iyileşme şansı vardır. İki yaşındaki bir çocuk GAPS diyetimle 6 ayda iyileşir.

İLAÇ ENDÜSTRİSİ

“Batıda ilaç endüstrisi var ve çok kârlı. Politikacılar da bu ilaç sektörüyle iletişim halindeler. Batıda ilaç endüstrisi var ve çok kârlı. Politikacılar da bu ilaç sektörüyle iletişim halindeler. Peki hiç mi ilaç kullanmayacağız, çok acil durumlarda olabilir. Önemli olan ise hasta olmadan sağlıklı ve düzenli beslenmektir.”

VEJETERYANLIK (ETSİZ BESLENME) SAĞLIKLI DEĞİL

“Dünya besinsel propaganda ile karşı karşıya. Bir şirket var ve vejetaryenlik fikrini onlar yayıyor. Çünkü o şirket böceklerle mücadele için bitki ilacı satıyor ve çok satması için de sebzelerin çok yenmesi işlerine geliyor. Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir.

GAPS DİYETİ

GAPS sindirim sistemi rahatsızlığıdır ve bu sistemi asıl iyileştiren bu sistem içinden geçen yiyeceklerdir. Uzunluğu 7-8 metre olan ve düzleştirildiği zaman bir tenis kortu büyüklüğünde olan bağırsaklarımızın iyileştirmemiz gerekir.

Yiyecekler ilaçtır. Yoğurt, kefir, fermente (turşu) sebze, fermente sebze (turşu) suyu gibi yiyecek ve içecekler de; bağırsak florasına ihtiyacı olan probiyotikleri sağlar. GAPS Tedavi Protokolünün uygulanması süresince, probiyotik gıdalarla bağırsak florasındaki bakteri dengesi yeniden kurulacaktır. GAPS Diyetinde ne yediğimiz kadar, ne yemediğimiz de önemlidir. Patojen bakterileri ve mantarları, bağırsak kurtlarını besleyen karbonhidratlara ve işlenmiş gıdalara asla yer yoktur, yiyecekler en doğal haliyle tüketilir. GAPS yani Otizm, Şizofreni, Epilepsi, Depresyon, Disleksi, Dispraksi vb. büyük hastalık değilse normal bireylerin karbonhidratlı, lifli besinleri (ekmek, patates, mısır, soğan, fasulye, mercimek, elma, muz vb.) terk etmeleri pek uygun değildir.  

“Biz evde sadece organik ve GAPS yiyeceği yeriz. Hiç tahıl (buğday, arpa, çavdar, yulaf, pirinç, mısır gibi taneli ürünler) kullanmayız. Çünkü tahılların içerisinde bulunan şeker, uyuşturucu gibi bağımlılık yapan maddedir. Yaşımız ilerledikçe karbonhidratları daha az tüketmek gerekir. Yaşlılıkta şekeri yeterince işleyemeyen vücut Alzheimer, kalp hastalıkları, diyabet, obezite, kanser olur. Bütün hastalıkların temeli şekerdir.

GAPS diyetinde tatlandırıcı olarak izin verdiğimiz şeyler doğal bal, muz ve şekerleştirilmemiş kuru meyvelerdir. Şeker pancarında bütün iyi besinler vardır. Ama onu fabrikaya götürüp bütün yararlı taraflarını atıyoruz.

Doğal hayvansal yağlar damar sağlığı için zorunludur. Kalbe ve damarlara zarar veren işlenmiş gıdalar, endüstriyel atıklar, kirlilik ve daha da önemlisi anormal bağırsak florası kalbe ve damarlara zarar veren en büyük etkenlerdendir.”

GAPS diyeti uygulayan hastaların yememesi gereken besinler:

“Arpa, beyaz peynir, salamura balık, bamya, sirke, buğday ve bulgur, çavdar, çikolata, dondurma, enerji içecekleri, gazlı içecekler, irmik, jöle, keçiboynuzu, krema, işlenmiş et ürünleri, konserve sebze ve meyveler, makarnalar, mısır, nohut, nişasta, margarinler, pirinç, patates, reçeller, sakız, un, yulaf, süt, şeker vs.”

GAPS gibi önemli hastalıklara GAPS diyeti uygulayacak kişilerin daha ayrıntılı bilgi için bu diyet hakkındaki kitapları veya internetteki kaynakları okumaları gerekir.

Konu ve yazı hakkındaki görüşlerinizi ve tecrbülerinizi alttaki yorumlar bölümünde tüm okuyucularımızla paylaşırsanız hepimiz için daha yararlı olacaktır inşaAllah.

Selam ve dua ile,

@TalhaCelik

_Talha_ Çelik_ on Email_Talha_ Çelik_ on Facebook_Talha_ Çelik_ on Twitter_Talha_ Çelik_ on Wordpress_Talha_ Çelik_ on Youtube
_Talha_ Çelik_
Yönetici & Editör at GencYolcu.com & e-Kalem.com
Bilgisayar & Internet, Sinema, Din, Yaşam ve Gündemdeki konular hakkında kendi düşüncelerini yazmaya çalışmaktadır.

GençYolcu.com'da ve e-Kalem.com'da yönetici ve editör olarak görev yapmaktadır.

Değerli yorumlarınızı sayfaların alt kısmından bizlere ve tüm okuyucularımıza ulaştırdığınız için teşekkür ederiz.
Okunma: 1.122

_Talha_ Çelik_

Bilgisayar & Internet, Sinema, Din, Yaşam ve Gündemdeki konular hakkında kendi düşüncelerini yazmaya çalışmaktadır. GençYolcu.com'da ve e-Kalem.com'da yönetici ve editör olarak görev yapmaktadır. Değerli yorumlarınızı sayfaların alt kısmından bizlere ve tüm okuyucularımıza ulaştırdığınız için teşekkür ederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir