Masumiyet Müzesi Romanı “Orhan Pamuk”

Orhan Pamuk romanı “MASUMİYET MÜZESİ.” 70’li yılların batıya yaklaşan yüzünün, hayata aldırış etmeyen yasaklara sığınan yüzüdür “masumiyetin masum olmayan hikayesi.” Pamuk’unkaleminden zamanın sığıntı halini bir anda kırıp yazılan bir senaryo.

Kitabın sürükleyici bir tavrı var. Lakin ilerleyen sayfalarındaki aşırı ayrıntı ve gereksiz cümle fazlalıkları insanı bunaltma noktasına getiriyor. Hikâyenin ilgi çekici Türk filmi versiyonu ilerleyişi okuyucu da bitirilmeli hissini uyandırıyor. Zengin bir fabrikatör çocuğunun fakir bir kıza aşkını anlatan hikaye kahramanları aşkın verdiği hızlı ve ritmik anlayışla içinde bulundukları durumlardan başka alemlere getiriyor.

Güzel bir kızın herkesi cezbeden cazibesi akrabası olan kemali de etkiliyor. Nişanlı olan Kemal bu çekicilik karşısında dayanamıyor ve aşık oluyor bu güzel ve kendinden 10 yaş küçük olan kıza. Kitabın başlarında kızla aralarındaki abi kardeş ilişkisinin gitgide yasak ve tutkulu bir ilişkiye dönüşmesini kendileri de anlayamıyorlar. Kemal Fusün’a ders çalıştırken başlayan aşkından kalan tüm hatıraları saklamaya başlıyor. Onun dokunduğu, baktığı, yürüdüğü sokağa kadar her şeyi müzeye çevirdiği aşk yuvalarında biriktiriyor.

Fusün’la il birlikteliğini yaşadığı evi müzeye çeviren Kemal aşkına sahip çıkamamasının acısını Fusün’u kaybedene kadar yaşıyor. Seçimini bir türlü yapamayan Kemal‘in yüzünden Fusün evliliğe adımını atıyor. Üniversite hayallerini de atıyor pencereden aşağı. Kemal’den kapı bucak kaçan genç kadın ondan ayrıldığında 6 ay yatalak geçiriyor zamanını. Toparlanması zor oluyor. Kemal o süre içinde her zaman buluştukları annesinde kalma eski evlerinde onu bekliyor. O beklenti anında yaşadıklarını aklından çıkaramıyor. Kaçımız sigara izmariti saklar bilmiyorum ama romanın kahramanı aşkı uğruna saklıyor. Fusün’u bulana kadar araştırıyor ve 2 yılın sonunda bulunuyor kadınını. Lakin geç kalmışlığına lanet ederek. Çünkü artık o evlidir. Kemal’in ayrıldığı nişanlısı da o sırada evleniyor Kemal‘in en iyi arkadaşıyla. Vs.vs…

 

 

 

Pamuk bu romanında da tabuları altüst edecek kadar ilginç süreçlerden geçerek başlamıştır romanına. Cinselliğin ayıp sayıldığı zamanlardan geçerek kaleme aldığı hikayede, değişmeyen erkek figürünü de ortaya koymuştur. Romanın kişiden kişiye değişecek bir sürükleyiciliği var. Tabi uzun cümleleri sevmeyenler için oldukça sıkıcı bir roman. Fazla teferruatla anlatılan kahramanları duyguları bazen çığlık atarcasına yeter dedirtebiliyor insana. Hikayedeki sıradan aşk gibi görülen tavrı bir süre sonra aşıkların davranışlarındaki enteresan hareketlerle değişmeye başlıyor. Sevgiliden kalan her şeyin saklanması kaç kişinin yapabileceği bir şey. Bir adam tüm dünyasını altüst ediyor kısa sürede aşık olduğu bir kadın için. Yasakların dizginlenemez hızıyla bir anda olayların akışı değişiyor.

Dili anlaşılır oldukça sade kelimeler kullanışmış. Kelimelerin mecazi anlamlarından uzak bir yapılanmayla anlatılan bu eseri okumanızı sadece öneriyorum. Ben ilgi çekici tarafları olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Kitaptan Alıntılar:

Sayfa 480 “ Aşk, Füsun’un karayolları, kaldırımlar, evler, bahçeler, ve odalarda gezinirken ve çay bahçelerinde, lokantalarda ve akşam yemeği sofrasında otururken, ona bakan Kemal’in duyduğu bağlılık duygusuna verilen addır.”

Sayfa-84 “ Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu anını yaşadığını bilmez.Bazı insanlar kimi çoşkulu anlarında hayatlarının o altın anını ‘şimdi’ yaşadıklarını içtenlikle (ve sık sık ) düşünebilir ya da söyleyebilirler belki,ama gene de ruhlarının bir yanıyla bu andan da güzelini, daha da mutlu anını ileride yaşayacaklarına inanırlar.Çünkü özellikle gençliğinde, hiç kimse bundan sonra her şeyin daha kötü olacağını düşünerek hayatını sürdüremeyeceği gibi, insan eğer hayatının en mutlu anını yaşadığını hayal edebilecek kadar mutluysa, geleceğin de güzel olacağını düşünecek kadar iyimser olur.

Sayfa-96 “Yirmi yaşımdan beri üzerimde beni her türlü beladan ve mutsuzluktan koruyan görünmez bir zırh olduğu duygusu vardı içimde.Bu duygunun bir yanı, bana başkalarının mutsuzluğuyla fazla meşgul olmanın beni de mutsuz edebileceğini ve zırhımın delinmesine yol açabileceğini sezdirirdi.”

Sayfa-178  “Mutluluk, benim için artık doğuştan Allah’ın bana bağışladığı ve bir hak gibi, mesele etmeden benimsediğim bir şey olmaktan çıkmış ; talihli, akıllı ve dikkatli insanların çalışarak elde edip koruyabildikleri bir nimete dönüşmüştü.

”Sayfa-283  “ Füsun’un karşısında oturmanın verdiği huzur içimdeki aşk cinlerini yatıştırınca, mutluluğun çok basit ve herkesin bilmesi gereken reçetesini keşfedip kendi kendime mırıldandığımı hatırlıyorum: Mutluluk, insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca ( Ona hemen sahip olmamız gerekmez.)

KİTABIN KÜNYESİ:

KİTABIN ADI: MASUMİYET ROMANI

KİTABIN YAZARI: ORHAN PAMUK

YAYIN YILI: İSTANBUL 2008

YAYINEVİ: İLETİŞİM YAYINLARI

SAYFA SAYISI: 592

TÜRÜ-KATEGORİSİ: ÇAĞDAŞ EDEBİYAT DİZİSİ

KİTAP BİLGİNİN ANAHTARIDIR. BEYİN MABETTİR, O MABET’E GİZLEDİĞİMİZ BİLGİLERİ OKUYARAK VE OKUTARAK DEĞERİNİ ANLAŞILIR HALE GETİREBİLİRİZ.

aysungul
1977 Trabzon DOGUMLUYUM/
Okunma: 146

aysungul

1977 Trabzon DOGUMLUYUM/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir