Garibanlık Hep Çocuklara mı ?

Bir kış günüydü İstanbul’da.
Yağışsız,kuru soğuğunu bilen bilir İstanbul’un.
Akşam işyerinden çıkıp eve doğru yola koyuldum.Kafamda günlük telaşlar ve hesaplarla.
Her zaman ki gibi kullandığım metrobüsten inip,tramvay durağına ilerlerken ,İstanbul’un kuru ve soğuk rüzgarı,üstgeçitte bekleyen işportacılar gibi benide titretti.Kafamda bir an önce tramvaya
gidip oturmak ve birkaç duraklıkta olsa ısınmak düşüncesi vardı.Durakta birkaç dakika bekledikten sonra
tramvay geldi,durakta fazla bekleyen olmadığından içeride oturacak biryer buldum kendime.Derin bir
nefes aldım.Biraz olsun ısınmıştım.
Tramvayda hareket saatini beklerken,camdan tramvaya yetişmeye çalışan insanların koşuşturmalarına
takıldı gözlerim.Koşan insanların kafalarında da biraz önce benim zihmini meşgul eden hedefin
olduğu çok açıktı.
İnsanların koşuşmalarını izleyen gözlerim,bir an tramvay kapısında bekleyen 8-9 yaşlarındaki
çocuğa takıldı.Çocuğun üzerinde herhalinden 3.- 4. sahibi olduğunu belli eden gri ince bir kazak,
altında gri renkli kumaş okul pantolonu,ayağında renginin siyah mı ,kahverengimi olduğunu
yapan ustasının bile anlayamayacağı eski bir ayakkabı vardı.
-Çocuğun bu saatte,hele bu soğukta ne işi var dışarıda? diye  düşünürken
birden koltuğunun altına sıkıştırdığı baskülü farkettim.
Anladım ki bu çocuk okul çıkışı,terazisini eline alıp 3-5 kuruş para kazanıyordu.Çocuğu
artık daha dikkatli izliyordum.Tramvaydaki hiçbir hareket ve durum beni ilgilendirmiyordu.
Aramızda ayakta duran yolcular inince çocuğun elinde,bir fast-food zincirinin karton poşetini gördüm.
Zihnimde;-kazandığı 3-5 kuruştan kendine hediye almış diye geçirdim.
Bu düşüncelerle ineceğim durağa yaklaşmıştım.Biraz erken kalkıp,çocukla konuşayım diye yanına gittim.
Konuya okuyormusun? diye sorarak başladım.
-Evet abi, dedi.
-Ne yaptın bugünkü kazancınla kendine ziyafetmi çekeceksin?
sorusuyla devam ettim.
Çocuk : Yok abi ,bunu Annem’e aldım ,dedi. İşte o an tramvay sanki
kafama yıkıldı,sesim titreyerek , niye? diyebildim.
Aldığım cevap çok daha sertti.
-Merak ediyordu abi,bende bugün kazandığımla ona hamburger aldım.
O anda ineceğim durağa geldim ve kapılar açıldı.Sadece çocuğun başını okşadığımı hatırlıyorum.
İstanbul aynıydı,hava halen soğuktu ama ben hiçbirini hissetmiyordum.
Boğazıma kocaman bir yumruk oturmuştu,yutkunamıyordum,gözlerim dolmuştu.
Çocuğun söyledikleri zihnimde fırtınalar koparmaya yetmişti.
Yukarıdaki yazı gerçektir ve bizzat benim başıma gelmiştir.İzaha gerek yok
çevremize,telefonlarımızdan kafalarınızı kaldırıp biraz daha dikkatli bakarsak görebilirsiniz , mp3 çalarlarımızı biraz olsun kapatırsak  duyabiliriz bu sözleri.
Ama hepimizin içi rahat değil mi?
Geçen sezon başında,dolaplarımızdaki eskimiş ama gerçekte bizim için
modası geçmiş giysilerimizi bir torbaya doldurup,yakınımızda yaşayan gariban
ailenin zilini çalmaya bile tenezzül etmeden kapısına bırakmıştık.
Hatta duraktan çıktığımızda merdivende dilenen dilenciye 1 lira vererek görevimizi ifâ etmiştik.
Neler oluyor Allah aşkına bize “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” Hadis-i Şerifini hiçmi duymadık?
Duymuşuzdur ama idrak edebildik mi?
Galiba biz birşeyleri yanlış anlıyoruz…Ve bu yanlış anladığımız şeylerin bir zaman sonra bize lazım olabileceği hiç aklımıza
gelmiyor…
İşte o zaman bize gelmeden biz o durumda olanlara yardım elimizi uzatalım,çevremize ve insanlığa sahip çıkalım.
Gücümüzün yettiğince,halimize göre.
.
.
@orhandinc– 2011 / İstanbul
.
.
.
Okunma: 710

Orhan Dinç

1979 Malatya Darende doğumlu. İlk, Orta ve Lise eğitimini İstanbul'da tamamladı. Uzun süredir Tekstil ve Perakende sektörün'de yönetici olarak görev yaptı. Profesyonel Freelance Fotoğrafçıdır, Çeşitli Dergi ve haber sitelerinde fotoğrafları yayınlanmakta, Yerel ve Uluslarası yarışmalarda ödül ve dereceleri bulunmaktadır. Hobileri, Fotoğraf, Sosyal Medya ve Seyehat'tir. Evli ve 3 Çocuk babası.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir