Dostluk

Anlayamıyorum. Neden zaman eskidikçe dostlukları tüketiyoruz birer birer. Dostlukları tüketmek için mi kurduk onca köprüleri. Aradan geçen zaman paylaşılanları eritmeye yetmeyecekti. Dondurma tadında mutluluk olacak ama dört mevsim kadar renkli ve hareketli geçecekti. Aylarca açılmayan telefonlara dönüşmeyecekti geçmiş zamanlar. Ondan bahsedilince karanlıklar aydınlanacak yüzlerdeki sertlik tebessüme bırakacaktı yerini.

 Neden gün geçtikçe azalır telefon rehberindeki arayıp halini hatrını sorabileceğimiz insanların sayısı. Mesele listede yer almaları değil, kalbten uzağa düşmeleri. Her ismi olanı arayamamak gönlüme düştüğünde ne kadar zor bir gurbet oluyor benim adıma.

Yol uzadıkça uzuyor dostluğa giden otobüsler benim beklediğim duraktan geçmiyor artık. Dostlar çoktan taşınmış adını bildiğim semtlerden. Yakınlığın adı uzaklık, ihmalin adı meşgale olmuş. Dünya dertleri binmiş sırtımıza ağırdan ağırdan. Belimiz iki büklüm olmuş günlük rütin işlerin arasında. Kendimizi kaybetmişiz diğerlerinin kayıplarına ilaveten.

 Saatler geçerken hızla, beni bende eskiterek, beni bende tüketerek, ben eskiyen benliğimi yamamaya çalışıyorum elimde olmayan zamanla. Bakıyorum zaman daha çok büyütüyor açığı, telaşa kapılıyorum koşuyorum bir aktara… Aktar bana bakıyor halimi aktardığımda.

 Bana bir tütsü yap; vefa koy içine, hatır koy, sevgi koy, uzakları yakın etsin yakınları uzak etmesin yaktığımda diyorum. Aktar bakmaya devam ediyor anlamsız gözlerle ama eli işliyor bir taraftan. Biraz limon çiçeği, biraz nar çiçeği, biraz kardelen, mor olan sümbülden, ana baba tütüsünden ekliyor birer birer elindeki keseye. Keseyi alıyorum kucağıma sımsıkı sarılara, bir dostuma değil onlar dostum sayarak.

Bu yazımızı okuyan 1.616. takipçimizsiniz.

kerime küçük

Hayat hikâyem… Ben Konya’nın Beyşehir ilçesinin küçük bir kasabasında doğdum. Yedi kardeşten beşincisiyim ve ilme âşık tek çocuğum ailemde. Daha çocukluğumda bir tercih yapmak zorunda kaldım ya ilim ya ailem adına… Benim tercihim ilim adına oldu. Şimdi bazen pişman da olmuyor değilim bildiklerimden bir şeyler yapamadığım hayatıma uygulayamadığım, bilinenle yapılan arasında uçurumlar oluşmaya başladığı zaman, küçücük kasabamda hiçbir şeyden habersiz yaşamak acaba daha mı akıllıca bir iş olurdu diye düşündüğüm zamanlar da olmuyor değil… Bazen hasretlik de çok koyuyor… Bir garip gurbetlik yıllarca çektiğim yurt köşelerinde anamın dizinin dibinden uzak geçirilmiş ondört yıl… İşte bir garip gurbetlik… İlkokulu başarıyla bitirdim… Daha ilkokula gitmeden öğretmencilik oyunu oynadım okul bahçesinde… Daha çocukken hayran oldum bu mesleğe ve daha çocukken başladım kitap okumaya… Sınıfımın kitaplığında okumadığım kitap kalmamıştı ilkokul yıllarımda… Kemalettin Tuğcu en çok okuduğum yazardı bir de… Ve ilk defa Çalıkuşu’nu ilkokul 4 e giderken okumuştum sanırım… İlkokul dörtte babamızın kanserden vefatı üzerine anacağım benim hep doktor olmamı istedi… Babamın kanser olduğunu bile bile ameliyat eden doktorlara inat… Hastane köşelerinde yardıma muhtaç insanlara, bir gülümsemeye hasret kalanlara faydam olur düşüncesiyle hayallerinde kızı kerimesi doktor olmalıydı… Ama olmadı isyan bayraklarımı ilk defa evden ayrılmakla çekmiştim zaten… İkinci isyan bayrağımı ise orta 2 de verdiğim bir kararla ilahiyat okuma kararıyla çektim ve ben anamın hayallerine umuduna inat doktor olmadım olamadım… Ben ilahiyat hayranıydım… Gönül doktoru olmalıydım… Kalplere şifa olmalıydım. İnsan bedenen bir defa ölürdü ama ruhen imanen öldüğü zaman o ölünün hali bin beterdi…Ben kalp hastalarına deva olacaktım ben ilahiyatlı olacaktım…. Ve yıllar süren gurbetlik ve Marmara ilahiyat… Yeniden doğuş bir garip yaşam… Ölümle burun buruna geçirilen 2 yıl ve Rabbimin dünyadan nasibimi kesmediğini öğreniş ve sonrada yeniden sarılmak bir şeylere… Ve mezuniyet…

7 thoughts on “Dostluk

  • 09 Aralık 2009 tarihinde, saat 19:38
    Permalink

    Ellerinize sağlık gercekten cok güzel bir yazı olmus.. böyle güzel yazılarınızın devamını bekleriz ki bizde bu güzel yazıları okuyalım kendimize pay biçelim… Bizlerle paylastıgınız için teşekkür ederim…

  • 09 Aralık 2009 tarihinde, saat 19:54
    Permalink

    gercekten dört dört lük çok güzel bir yazı

  • 11 Aralık 2009 tarihinde, saat 13:18
    Permalink

    Gerçek dostlar yıldızlara benzerler , karanlık çökünce ilk onlar gözükürler dost kalmaniz dilegiyle…

  • 11 Aralık 2009 tarihinde, saat 19:52
    Permalink

    zaman ayırıp yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. yazımı okuyup, yazım hakkında yorumda bulunarak beni şereflendirdiniz

  • 11 Aralık 2009 tarihinde, saat 19:53
    Permalink

    yazımı okuyup, yazım hakkında yorumda bulunarak beni şereflendirdiniz

  • 14 Aralık 2009 tarihinde, saat 08:23
    Permalink

    çok güzel bir yazı , yazılarınızın devamını bekliyoruz.

  • 20 Aralık 2009 tarihinde, saat 23:25
    Permalink

    İki gözün arasındaki ilişkiyi hiç düşündünüz mü??Birlikte kırpılır,birlikte hareket eder ve birlikte ağlarlar..Birbirlerini hiç görmemelerine rağmen..Dostlukta öyledir işte…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir