Zeugma Antik Kenti ve Müzesi

Dünyanın en büyük mozaik müzesi

Gaziantep’in Nizip ilçesinin 10 km doğusunda, tepeler üzerine kurulmuş bir kenttir. Büyük İskender’in generallerinden I. Selevkos Nikator, MÖ 300’de, Büyük İskender’in, Fırat Nehri’ni geçtiği yerde, Selevkeia Euphrates ismiyle bir kent kurmuştur. Bu kentin karşısına da eşi Apama’nın adıyla ikinci bir kent kurarak, bu iki kenti bir köprüyle birbirine bağlamıştır.

Kent, MÖ 31’den itibaren Roma’ya bağlanarak adı geçit-köprü anlamında “Zeugma” olarak değiştirilmiştir. Roma döneminde kent altın çağını yaşamıştır. MS 256 yılında Sasani Kralı I. Şapur, Zeugma’yı ele geçirerek yakıp yıkmıştır. Bu tarihten sonra Zeugma bir daha eski ihtişamına ulaşamamıştır. Zeugma, özellikle Roma döneminde, sanat alanında çok ilerlemiş, zengin villaları süsleyen mozaik döşemeler dünya örnekleri ile yarışır hale gelmiştir.

Zeugma müzesi
Zeugma müzesi

Bölgenin sadece bir bölümünde gerçekleştirilen kazılarda gün ışığına çıkarılan mozaikler Zeugma’nın tam anlamıyla bir mozaik kenti olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Zeugma kazıları sırasında ulaşılan ve bu alanda bir “dünya rekorunu” Gaziantep’e ve Türkiye’ye kazandıran bullalar (Mühür Baskı) da Belkıs/Zeugma’yı eşsiz kılan özellikler arasındadır.

Zeugma antik kenti’ni Anadolu’da bulunan diğer antik kentlerin önünde bulunmasını sağlayan en önemli etken hiç şüphesiz bu bölgede gelişen heykeltıraşlık ekolüdür. Bu dönemde yapılan birçok sanat eseri ülkemizde ve dünyanın farklı müzelerindne ziyaretçilerine sunuluyor. Romalılar zamanında 80 bin nüfusaulaşan şehir, aynı zamanda kendi sikkelerini bastırarak ticarette önemli bir rol üstlenmeye devam etmiştir. Bu sikkelerin bir yüzünde ‘tnyke tapınağı’ diğer yüzünde ise ‘roma kartalı’ motifi bulunuyordu.

Fırat nehri’nin en sığ bölgesine kurulan şehir, nehrin karşısında bulunan apameia şehrine geçmek isteyenlerden geçiş için gümrük vergisi alıyordu. Günümüzde yapılan kazılar neticesinde bölgede ‘bulla’ adı verilen 100.000 adet mühür elde edilmiştir. Bu mühürleri gaziantep arkeoloji müzesi’nde ziyaret etmeniz mümkün.

Zeugma müzesi
Zeugma müzesi

Zeugma’dan Günümüze Kadar Gelen Tarihi Kalıntılar Ve Eserler

Ares (mars) heykeli: zeugma antik kentinden günümüze kadar ulaşmayı başaran en önemli tarihi eserlerin başında gelen bu heykel, romalılar döneminden kalma 1.50 metre uzunluğa sahip bronz mars heykelidir. Romalılar için en önemli tanrılardan biri olan ares’in bereketi ve gücü simgelediği söylenir. Yaklaşık 1.800 yıl toprağın altında kaldıktan sonra gün yüzüne çıkarılan heykelin temizlenmesi son derece dikkat ve büyük bir titizlikle yapılmış. Temizlik çalışmalarından sonra heykelin üzerinde bir de yanık izine rastlamışlar. Bu izin, m.s. 252 yılında zeugma kentini ele geçiren pathlar’ın şehre saldırdığı dönemlerden kaldığı ifade ediliyor.

Mozaikler; Gaziantep müzesi zeugma bölümü’nde pek çok mozaik eser ziyaretçilerini beklemektedir. Bu eserlerin belli başlı olanlarından sizlere kısaca bahsetmek istiyoruz.

Trıton : günümüze kadar ulaşmayı başaran mozaiklerden biri olan triton, amphytrite posseidon’dan olan bebeği bu mozaiğin üzerine işlenmiş. ( amphytrite, denizlerin kraliçesi olarak bilinir.

Zeugma müzesi
Zeugma müzesi

Poseıdon, oceanos ve tethys mozaiği: dönemin havuz ya da yemek odası zemini olarak tahmin edilen bu mozaikte, denizlerin tanrıları yer alıyor. En üst bölümde hippocam adı verilen ve ön tarafı attan oluşan, arka tarafı balık olan yaratığın üzerinde posseidon yer alıyor. Posseidon’un elinde 3 dişe sahip bir dirgen görülüyor. Mozaiğin alt bölümünde ise yine bir deniz tanrısı olan oceanos ve denizlerde dişiliği simgeleyen tethys resmi bulunuyor.

Çingene mozaiği :eminiz sizler de bu mozaiği daha önceden mutlaka görmüşsünüzdür. Zeugma antik kenti’nin simgesi haline gelen bu mozaik, ilk çıkarıldığı zamanlarda kimliğiyle ilgili bir tanımlama getirilememiş, daha sonraları çingene kızlarını anımsattığı için ‘çingene mozaiği’ adı verilmiş. Başka kaynaklarda yer alan bilgilere göre bunun yer tanrısı gaia olduğu da iddia ediliyor.

Zeugma müzesi
Zeugma müzesi

DipNot: Kazı çalışmalarının sona ermesinden sonra bölgenin açık hava müzesi olarak ziyaretçilerine sunulması bekleniyor. Tunus’tan sonra dünyadaki en büyük mozaik koleksiyonu olduğu söylenen zeugma’yı şimdiye kadar ziyaret etmediyseniz mutlaka görmelisiniz.

Zeugma Efsaneleri

Nizip ilçesi Belkıs köyünde bulunan Zeugma antik kenti, Gaziantep’in yakasına taktığı birbirinden güzel ve değerli hikâyelerle işlenmiş; mitoloji kokan, mozaikten yapılan bir broş gibi. Bu ziynetin zarafeti tarihî motiflerinden, nostaljisi de efsanelerinden kaynaklanıyor.

Fırat Nehri, Taş Devri’nden itibaren rengârenk bir yelpaze gibi, birbirinden farklı insan topluluklarına ev sahipliği yaptı. Nehir, iki yakasında halkları, nevi şahsına münhasır kültürleri, özgün dilleri olan şehir devletlerini misafir etti. Bunların en heybetlilerinden biri, Büyük İskender’in generallerinden Seleukos Nikator’un MÖ 300’de kendi adıyla kurduğu “Selevkia Euphrates”ti.

Zeugma müzesi
Zeugma müzesi

Ardından Kommagene Krallığı şaşaalı bir hükümranlık sürdü. Ancak “Altın Çağ”, Roma İmparatorluğu’nun bölge topraklarını kendine bağladığı dönemde yaşandı. Kent, Fırat Nehri’nin şanına yaraşır şekilde geçit, köprü anlamına gelen “Zeugma” olarak adlandırılmıştı. Antakya’dan Çin’e uzanan İpek Yolu üzerinde bulunması ticareti ihya etti, halkı zenginleştirdi. Şehre ait, bir tarafında şans tanrıçası Thyke’nin tapınağı, diğer tarafında Roma kartalı olan sikkeler, mühür baskılar yapıldı.

Her anlamda refah içinde olan Zeugmalılar, asalet göstergesi olarak yüksek, manzaralı yerlere villalar yapmaya başladılar. Bahçeleri heykellerle, duvarları fresklerle, tabanları binbir çeşit mozaikle bezediler. Villalar isimlerini içlerindeki mozaiklerde anlatılan efsanelerden aldı, bu topraklar sanatçılara ilham kaynağı oldu…

Zeugma müzesi
Zeugma müzesi

Zeugma’nın saltanatı, Sasani saldırılarıyla son bulmuştu. Anadolu beyliklerinin kuruluşu, Osmanlı dönemi derken toprak altında sessiz sedasız bekleyiş geride bıraktığımız yüzyılın 90’lı yıllarına kadar sürdü. Gaziantep Müze Müdürlüğü ve arkeolojik kazı ekipleri çalışmalara başlamıştı. Fakat 2000 yılında taşan Birecik Barajı, antik kentin üçte birinin üzerine Fırat’ın derin sularından bir halı örttü.

Büyük bir çaba ve özveriyle sürdürülen kazı çalışmaları sonucu elde edilen mozaikler ve buluntuların, villaların orijinal yapısı gözetilerek sergilenmek üzere 2005 yılında Mozaik Müzesi’nde yeniden hayat bulması, Zeugma için bir şeylerin değiştiğinin göstergesiydi. Haydi o zaman ziyaretçilerin bakmaya, dinlemeye doyamadığı efsanelerden birkaç tanesini anlatmaya başlayalım.

Zeugma müzesi
Zeugma müzesi

“Çingene Kızı”ndan Europa’ya

Önceliği Zeugma ile özdeşleşen “Çingene Kızı” mozaiğine verelim. Mainad Villası’nın yemek odası tabanında bulunan bu mozaikten geriye, eşarbının altında ortadan ayırdığı saçları, iç içe geçmiş halka küpeleri, hüznün ve tebessümün izleri olan hülyalı gözleriyle bir genç kızın başı kalmış sadece. Kızın hikâyesi, dudaklarıyla beraber, kaçakçıların çantasında silinip gitmiş fakat onu gören herkeste bıraktığı tesir benzersiz olmuş.

Çingene kızına benzetildiği için bu şekilde anılırken, mozaiğin kenarındaki asma filizler, peri kızı Mainad’lardan olabileceğine dair ipucu verince, villa bu ismi almış. “Çingene Kızı”nın bir diğer özelliği de Leonardo Da Vinci’nin “Mona Lisa” tablosu gibi, nereden bakarsanız bakın, sizinle göz göze gelmesi.

Zeugma müzesi
Zeugma müzesi

Poseidon Villası’nın süs havuzunda yer alan mozaiğin hikâyesi de oldukça ilginç. Efsaneye göre, oğulları Akhilleus’un Troya Savaşı’na katılmasını istemeyen ailesi, onu kadın kılığına sokarak saraya göndermiş. Saraydaki kadınların arasına karışan genç adam hayatından pek memnunmuş. Bir kâhinle görüşen Odysseus, Akhilleus savaşa katılmadığı sürece kazanmalarının mümkün olmadığını öğrenince bir plan yapmış.

Satıcı kılığına girip soluğu sarayda aldıktan sonra, bir tarafa kumaşlar, mücevherler; diğer tarafa kılıçlar, silahlar sermiş. Savaşçı ruhu açığa çıkan Akhilleus, kendini tutamayıp kılıçlara uzanınca kimliği açığa çıkmış. İşte bu mozaik o anı tasvir etmektedir.

Bir başka yemek odasının tabanında bulunan mozaikte ise, Daidalos ve oğlu İkaros’un efsanesi anlatılmış. Baba-oğul, hapsedildikleri labirentten kaçmak için penceredeki kuş tüylerini, arı peteğindeki bal mumunu kullanmışlar. Yaptıkları kanatlarla havalanırken, Daidalos oğlunu güneşe yaklaşmaması için uyarmış. Fakat oğlu özgürlüğün coşkusuna kapılıp yükseldikçe yükselmiş, ta ki güneş kanatlarındaki balmumunu eritene kadar. Yükseklerden düşen İkaros, karıştığı deniz sularına bedeniyle beraber adını da bırakmış.

Zeugma müzesi
Zeugma müzesi

Son efsanemiz Europa Villası’nın taban mozaiğinde gizli: Güzeller güzeli, doğa âşığı Europa’nın kaçırılışı…Kırlarda dolaşan genç kıza gönlünü kaptıran Zeus, bir boğaya dönüşüp önünde diz çökmüş. Genç kız onu şefkatle sevip kırlarda dolaşmak için sırtına binmiş. Bir anda hızla koşmaya başlayan boğa, dile gelip aslında Zeus olduğunu söyleyince, Europa korkmuş. Sıkı sıkı tuttuğu boynuzları bırakıp kendini yere atmış. Düştüğü toprağın bulunduğu kıtaya o gün bugündür Europa deniyor.

Zeugma’nın efsaneleri anlatmakla bitmez. Bir gün yolunuz Zeugma Müzesi’ne düşerse, savaş tanrısı Mars’ın meşhur bronz heykeli sizi ağırlamaktan, diğer efsaneleri anlatmaktan mutlu olacaktır…

Yazar : BURCU SEÇMEER – Foto : Metin Burak Kınacılar

Zeugma Antik Kenti Ziyaret Saatleri Ve Giriş Ücreti

Dünyanın en önde gelen mozaik müzelerinden biri olan Gaziantep Mozaik Müzesi’ni  nisan – ekim ayları döneminde 08.00 – 18.30 saatleri arasında, kasım – mart ayları döneminde ise 09.00 – 17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Müzeye girişi ücreti ise 10 tl olarak belirlenmiştir. Müzeyi istediğiniz gün belirtilen saatler arasında ziyaret edebilirsiniz.

Bir sene boyunca müzekart ile 2 defa, müzekart + ile istediğiniz kadar ziyaret gerçekleştirebilirsiniz.

Müze’yi Sanal Tur ile gezebilirsiniz

Sanal Tur için burayı tıklayın.

Mustafa Aysabar on EmailMustafa Aysabar on Facebook
Mustafa Aysabar
Halkla İlişkiler Uzmanı, Antranör
1984 Kahramanmaraş Doğumlu. Suudi Arabistan Mekke'de ikamet etmektedir. Halkla İlişkiler bölümü mezunudur. Yurt içi ve yurt dışında, inşaat sektöründe faliyet gösteren çeşitli firmaların muhasebe, idari işler, lojistik departmanlarında görev yapmıştır. Mescid-i Haram'ın genişletilmesi ve Osmanlı Revakları restarosyonu projesinde aktif görev almıştır. Hobileri arasında yüzme ve su sporları vardır. Aynı zamanda rafting antranörü ve lisanlı sporcudur. GençYolcu.com 'da genelde gezi kategorisinde yazılar kaleme almaktadır.
Okunma: 108

Mustafa Aysabar

1984 Kahramanmaraş Doğumlu. Suudi Arabistan Mekke'de ikamet etmektedir. Halkla İlişkiler bölümü mezunudur. Yurt içi ve yurt dışında, inşaat sektöründe faliyet gösteren çeşitli firmaların muhasebe, idari işler, lojistik departmanlarında görev yapmıştır. Mescid-i Haram'ın genişletilmesi ve Osmanlı Revakları restarosyonu projesinde aktif görev almıştır. Hobileri arasında yüzme ve su sporları vardır. Aynı zamanda rafting antranörü ve lisanlı sporcudur. GençYolcu.com 'da genelde gezi kategorisinde yazılar kaleme almaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir