Ö. Faruk Tekbilek’ten mest eden nağmeler

Ömer Faruk Tekbilek’e  dinleyicileri sadece besteci değil, ‘mest edici’ sanatçı gözüyle bakıyor. Neyini üflediğinde ya da bağlamasının teline dokunduğunda kendisi öyle mest oluyor ki, dinleyicilerin bundan etkilenmemesi mümkün değil. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da bir konser veren Tekbilek ile mart ayında satışa sunulacak yeni albümünü ve müziği konuştuk. “Notalar bana, manevi bir rızık olarak armağan ediliyor” Ömer Faruk Tekbilek’e dinleyicileri sadece besteci değil, ‘mest edici’ sanatçı gözüyle bakıyor. Haksız da sayılmazlar. Neyini üflediğinde ya da bağlamasının teline dokunduğunda kendisi öyle mest oluyor ki, dinleyicilerin bundan etkilenmemesi mümkün değil. Müzikle ilgilenmeye başladığı gençlik yıllarında bu kendinden geçişleri o kadar çok yaşamış ki… Adana’nın kavuran temmuz sıcaklarının yaşandığı günlerden birinde, annesinin odasına girdiğinde yerinden fırlayışını da bu hallere bağlıyor: “Ne yapıyorsun, gıran girmeyesice! Bu sıcakta oturmuşsun burada, çık dışarı arkadaşlarınla oyna, demişti bir gün annem. O anda kendi iç dünyamda olduğumu anladım.”

Hafta başında Aya İrini’de verdiği konserin provalarını yaparken yine o hal içinde buluyoruz Tekbilek’i. Müzisyen arkadaşları sahnede çalışırken kulisteki odasına kapanmış, çoktan kendi âlemine kapılıp gitmişti. Bu kez kapısının dibinde eşi Suzan Hanım vardı. Sanki nöbetteymiş gibi sessizce bekliyordu. Biz de bekledik. Tekbilek küçük bir konserle kulağımızın pasını sildi, odasından çıktı ve ayağının tozuyla sorularımızı cevapladı.

En son 2007’de Live Eart konseri için Amerika’dan Türkiye’ye gelen sanatçı, konser iptal edilince Reina ve Suada’da küçük bir dinleyici kitlesinin karşısına çıkmıştı. Çoğu sanatçılarda büyük bir hayal kırıklığı oluşturacak bu durum Tekbilek’i etkilememiş olacak ki, konser teklifi gelince yeniden ülkesine gelme arzusuyla dolmuş. 12-16 Şubat tarihleri arasında yapılan Mistik Sanat Festivali’nin kapanış konserini veren Tekbilek, yine hayranlarını büyüledi. Konserden çıkan herkesin yüz ifadesi naifleşmiş, ses tonu sakinleşmişti. Sadece konser vermekle kalmadı bu kez. Hayranlarına yeni projelerinin de haberlerini bırakıp gitti. Nisanda gösterime girecek Kelebek adlı Türk filminin müzikleri için yapımcı firmayla anlaşma imzalayan Tekbilek, martta çıkacak yeni albümünden de bahsetti: “Beni sevenler pek hoşlanmayacak ama market açılımı olarak kabul ettim bu projeyi. Dance, hip hop, house, DJ müziğine etnik tınılar karıştırılarak yapılan bir albüm çalışması. DJ’ler kendilerine göre mix yapıp albüm oluşturuyor. Daha çok diskolarda çalınır bu tür albümler. Remix gibi. Değişik kitlelere müziğimi ulaştırmak için teklifi kabul ettim.”

Adım Omar Faruk’tur

2005’te çıkardığı Sabır Ağacı albümündeki Toros adlı enstrümantal parçaya bu albümde söz yazarak yeniden yer vermiş: “İnsan oldum geldim bu dünyaya/ Yaradan’la aramdaki sırrı bulmaya/ Hoşnut bir gönüle gülen bir gül olmaya/ Rahman ile seyreden gönül olmaya.” Tekbilek, müzik yaparken kendini dua halinde hissettiğini söylüyor. Müziğinin sırrını merkeze bağlanmakla açıklıyor. Yani kendi özüyle, Hak’la bir olup O’nun aşkıyla çalınca notaların manevi bir rızık olarak kendisine armağan edildiğine inanıyor. “Hele stüdyoya girdiğimde sürekli ağlarım. İçimdeki coşkunluğu ifade edecek birçok enstrümanım var. Öyle olunca duygular samimi olarak çıkıyor. Çünkü müzik benim manevi rızkımdır.” diyor.

Her meyve veren ağaç gibi Tekbilek de dönem dönem taşlandı. Kimliğiyle problem yaşayan bir sanatçıyla karşı karşıya olup olmadığını merak etti herkes. Eleştiriler de hep üç soruda düğümlendi: ‘Neden dinî müziği, folk müzikle karıştırıyordu? Neden kendisine ‘Ömer Faruk’ değil de, ‘Omar Faruk’ diyordu ve neden 2001’de çıkardığı albümünün adını Elif, değil de Alif koymuştu?’ Sanatçı, durumu şöyle izah ediyor: “Hayatım boyunca babam beni Omar Faruk olarak çağırdı. Çünkü Hz. Ömer’e hayrandı. Ömer’in Arapçadaki söylenişi Omar’dır. Nüfusta bile böyle yazdırmak istemiş. Babama hürmeten bu adı kullanıyorum. ‘Elif’ yazsaydık İngilizce’de ‘ilif ‘okunacaktı. Elif okusunlar diye Alif yazdım. Ben dünyadaki herkese hitap ediyorum. Sadece dinî müzik yapmak olmaz. Yelpazeyi açmamız lazım ki, başka insanlara ulaşalım. Hakk’a giden yol insandan geçer. ‘Hakkı istersen yürü insana bak/ Zatın rahman, şeklin insan eylemiş’ demiş alim.”

 

Soldan: Bahadır Şener, Chris Wabich, Ömer Faruk Tekbilek, Ioannis Dimitraidis, Murat Tekbilek, Ariel Mann.

Tekbilek ve müzisyen arkadaşları
Bahadır Şener, ülkemizin en iyi kanun sanatçılarından biri. Uzun yıllardır Ömer Faruk Tekbilek’in grubu Ensemble’nin üyesi. Murat Tekbilek, çocukluğundan itibaren babasının yanında birinci elden yetişmiş vurmalı çalgılar ustası. Chris Wabich, başta Leonard Cohen ve Sting olmak üzere Tebilek’in yanı sıra birçok dünya starı müzisyenlerle çalışmaya devam ediyor. Kendine ait albümleri var. Vurmalı çalgılar ustası. Ariel Mann, Berklee müzik okulunda eğitim görmüş gitaristlerden biri. Ioannis ( Yannis ) Dimitriadis, klavyeci. Yunanistan’da Istanbul’da Akbank Jazz Festivali’nde sahne alan ‘Happy dog Project’ adlı bir jazz-fusion grubu var.

***

İnsanoğlu üç türlü aşk yaşar

“Biz insan olarak üç türlü aşk yaşıyoruz. Birinci aşkımız Hakk’a olan aşkımızdır. Sufi müzikle bu aşkı ifade ederiz. İkincisi birbirimize olan aşkımızdır. Bu romantik müzikle anlatılır. Üçüncüsü hayata olan aşkımızdır. Bu da folk müzikle kendini gösteriyor. Benim müziğimde dört köşe vardır. Sufi, romantik ve folk müzik köşesi. Dördüncü köşede bu türleri nasıl birleştireceğimi hayal ederim. Bütün müziklerin özü Cenab-ı Hak’la açılır.”

Herkesin sevecek bir yanını gördüm

“Eski insanlar şöyle bir söz söyler: ‘Bak bakışını, al alışını.’ İnsan nasıl bakarsa onu alıyor. Ben Amerika’da her yere gittim, kimseden rahatsız olmadım, kimseden çekinmedim, çünkü herkese hoş baktım. Sevmediğim birine rastlamadım hayatım boyunca, kime baktıysam sevecek bir yanını gördüm. Eğer siz önyargılı bakmayı bırakırsanız, size de kimse önyargılı bakmaz.”

Aslolan nefestir

“Plastikten ney yapıyorum diye bazıları bana kızıyor. Oysa ki Neyzen Tevfik, kendini hayranlıkla dinleyenlerin söylediği ‘Kamışa bak ne güzel ses çıkarıyor’ sözüne, kamışı kırıp, kırık yerinden üfleyerek cevap vermiş. Önemli olan nefestir.”

Dinleyicilerime hakkım helal olsun

“Bazı hayranlarım internet siteme not bırakıyor: ‘Abi paramız yok, albümlerinizi alamıyoruz. Bu nedenle sitelerden indiriyoruz. Hakkını helal et!’ diye. Hakkım herkese helal olsun. Bestelerimi dinlediğiniz andan itibaren o albümlerin bedeli ödenmiştir.”
Ömer Faruk Tekbilek  Özgeçmiş

Sanatçı, Adana şehrinde doğmuş, genç yaşta müzikle uğraşmaya başlamıştır. Ney ve bağlama eğitiminin yanı sıra bir çok enstrumanla da ilgilenmiş, Türk müziği ritm ve makamlarını öğrenmiştir. Erken yaşta İstanbul’da bazı müzisyenlerle çalışma imkânı bulmuş, ayrıca mevlevi kültürünü yakından tanıma fırsatını da elde etmiştir. 1971’de 20 yaşında Türk Klasik Folklör grubunun üyesi olarak gittiği Amerika’da evleneceği bayan ile tanışmış, 1976 yılında kalıcı olarak Amerika’ya yerleşmiştir. Bir süre Sultans adlı gurubuyla müzik hayatına devam ettikten sonra prodüktör Brian Keane ile tanışmış, sonrasında dünya çapında tanınmasını sağlayan bir çok başarılı albüme imza atmıştır. Eserlerinde doğu ve batı ezgilerini folklorik ve sufi ezgilerin içinde sentezleyerek dünya çapında beğeni kazanmıştır.

Bugüne kadar, dünyaca tanınan bir çok sanatçıyla çalışmış, çok sayıda yerli ve yabancı ödül kazanmış, albümleri dünya çapında yüksek satış rakamlarına ulaşmış ve farklı ülkelerde büyük konserler vermiştir. Müziğiyle kültürler arası kardeşliğe dikkat çeken virtüöz, sanatını icra etmeye devam etmektedir.

 
SEVİNÇ ÖZARSLAN / Zaman – Cumartesi

Bu yazımızı okuyan 1.259. takipçimizsiniz.

gencyolcular

Genç Yolcu 2005 yılında #BirlikteKeşfedelim sloganıyla Gezi • Kültür • Sanat alanında yayın hayatına başlamıştır. İletişim: bilgi@gencyolcu.com

7 thoughts on “Ö. Faruk Tekbilek’ten mest eden nağmeler

  • 22 Şubat 2009 tarihinde, saat 14:11
    Permalink

    Кризис, говорят, в марте усилится. Хотелось бы знать, кто затеял все это
    и как вообще мы докатились до такой жизни.

  • 06 Nisan 2009 tarihinde, saat 20:22
    Permalink

    Prossimi appelli

  • 19 Nisan 2009 tarihinde, saat 14:17
    Permalink

    Разбиение волатильности

  • 25 Nisan 2009 tarihinde, saat 08:20
    Permalink

    Как можно связаться с автором блога для размещения постового у вас на сайте и сколько будет стоить?

  • 25 Nisan 2009 tarihinde, saat 17:23
    Permalink

    Thank you author

  • 26 Nisan 2009 tarihinde, saat 18:52
    Permalink

    Thank you author

  • 11 Eylül 2009 tarihinde, saat 01:42
    Permalink

    Отличная статья. Ждем еще по этой теме.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir