Kut’ül Amare Zaferi

Unutturulan Zafer, Kut’ül Amare’nin 101.Yılı Mübârek Olsun… Osmanlı Ordusu’nun 101 yıl önce Irak’ın Kut bölgesinde 147 gün süren kuşatmada, 13 bin İngiliz askerini esir alarak, İngilizlere en ağır yenilgiyi yaşattığı Kut’ül Amare Zaferi Şanlı Milletimize Kutlu Olsun…

29 Nisan 1916 tarihinde Osmanlı Ordusunun Irak’ın Kut bölgesinde İngilizlere karşı kazandığı büyük bir zaferidir. Kutul Amare’de 13 bin 300 İngiliz askeri ile 13 general 481 subay esir alınmış ve 40 bini aşkın İngiliz askeri öldürülmüştür. Birinci Dünya Savaşı’nda, Osmanlı Ordusu’nun kazandığı son zaferin üzerinden tam 101 yıl geçti. Türk ordusu Çanakkale’deki büyük zaferin hemen birkaç ay sonrasında yeni bir zafere imza atmıştı. Osmanlı İmparatorluğu ordusunun son zaferi, Britanya’nın da önemli askeri yenilgilerinden biri olarak tarihe geçen bu olay zaman içinde unutuldu.

Osmanlı Ordusunun Birinci Dünya Savaşı’nda çarpıştığı cephelerden biri, İngilizlere karşı oluşturulan Irak cephesidir. Osmanlı dönemi kaynaklarında Irak-ı Arap olarak adlandırılan bölge, Dicle, Fırat havzasında tarihteki Mezopotamya’yı (Verimli Hilal) içine alır ve Basra Körfezi’ne kadar uzanır.

Irak petrollerini ele geçirmeyi amaçlayan İngilizler, 6 Kasım 1914 tarihinde Basra Körfezinden Şattülarap ağzındaki Fav mevkiine asker çıkararak saldırıya geçmişler, ilerleyen aylarda bu saldırılarını kuzeye doğru genişletmişlerdir. İngilizler, 3 Haziran 1915 tarihinde Kut’ül-Ammare’yi, Temmuz ayı sonlarına doğru da Nasıriye’yi işgal etmişlerdir. 23 Kasım 1915’de ileri harekata geçen Türk birlikleri, General Townshend komutasındaki İngiliz ordusunu geri püskürterek Kut-ül Ammare’de çember içerisine almayı başarmışlardır. Kut’ül-Ammare’yi bir kale gibi savunan General Townshend, 29 Nisan 1916 tarihinde teslim olmak zorunda kalmıştır. Türkler, Kut’ül-Ammare’de İngilizlerden başta Tümen Komutanı General Townshend olmak üzere toplam 13 general, 481 subay ve 13.300 askeri esir almışlardır.

Tarihe Kut ül Amare zaferi olarak geçen savaşlar sırasında İngilizler 40 bin kayıp ve esir verirken Türk birlikleri ise 25 bin askerini kaybetti. Kut ül Amare savaşı sırasında Türk birlikleri sınırlı sayıda uçakla önemli görevler yaptı. Keşif görevleri yapan Türk uçakları bir taraftan da düşman hedeflerini bombardıman etti. 26 Nisan 1916’da Kut ül Amare’deki İngiliz kuvvetlerine erzak yardımına çalışan bir İngiliz uçağı da Türk avcı uçağı tarafından düşürüldü.

Ancak kazanılan bu tarihi zafere rağmen savaşın genelinde mağlup olan Türk ordusu, takviye edilen İngilizlerin bölgeyi Şubat 1917’de işgal etmesine engel olamadı. Irak’ın güneyine 1914 sonlarında çıkarma yapan İngilizler, ancak Mart 1917’de Bağdat’a ulaşarak kenti işgal etti.

Kut’ül-Ammare Zaferi, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nun zor şartlar ve imkansızlıklar içerisinde, Çanakkale’den sonra kazandığı ve bir İngiliz tümeninin bütün personeli ile birlikte esir alındığı eşsiz bir zaferdir. Halil Paşa, Kut’ül-Ammare zaferinden sonra 6’ncı Ordu’ya yayınladığı mesajında şöyle demiştir:

“Arslanlar!

Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum.

Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir.

Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır.

İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”

Avustralyalı araştırmacı Dr. Gaston Bodart tarafından Kut’ül-Ammare Zaferi, “İngiliz prestijinin Birinci Dünya Savaşı’nda yediği en büyük darbe olarak yorumlanmaktadır.”

Halil Paşa, Kut’ül-Ammare’nin teslim alındığı gün orduya bir tebrik mesajı yayımlamış ve bu günün “Kut Bayramı” olarak kutlanmasını istemiştir.

Bugünlerde sıkça gündemde olan Kutul Amare zaferi, tıpkı Çanakkale gibi, Osmanlı’nın 1.Dünya Savaşında kazandığı önemli zaferlerden birisidir. Kutul Amare, Çanakkale’nin aksine savunma yaptığımız değil, kuşatmada bulunduğumuz bir savaştır. İngiltere tarafından bakıldığında ise 1781 Yorktown Kuşatmasından beri, kaybedilen en vahim mücadeledir.

1. Kutul Amare neresidir ?

Kutul Amare neresidir ?

Esasında Amare ve Kut iki ayrı şehri ifade etmektedir. Kutul Amare Muharebesi, Amare şehrinin kuzeyinde, Kut kalesinin bulunduğu bir yarımadadaki kuşatmadır. İki şehir de sırasıyla, Basra Körfezinin kuzeyindedir. Fırat ve Dicle nehirleri arasında, Sümer, Akkad, Babil, Asur gibi ilk eski uygarlıkların ortaya çıktıkları coğrafyada yer almaktadırlar.

2. İngiltere’nin Irak’ta savaşmasının sebepleri

İngiltere'nin Irak'ta savaşmasının sebepleri

Yıllarca tarih derslerinde bize anlatıldığı üzere en büyük sebep tabi ki de Orta doğudaki petroller idi. Fakat bundan ziyade İngiltere, Basra Körfezi’ni ele geçirerek denizlere tam hakimiyet sağlamayı ve Hindistan ile arasına hiçbir engel girmemesini de amaçlıyordu.Aynı zamanda bölgedeki Arap aşiretlerine hükmederek Osmanlı’ya karşı bölgede üstünlük sağlamak hedefleniyordu. O bölgedeki aşiretleri kontrol altına almak demek, bölgeyi kontrol altına almak demekti.

3. İngiltere’nin harekatı

İngiltere'nin harekatı

İngiltere bu amaçlarla 22 Kasım 1914’te Basra’yı işgal etti. Osmanlı, İngilizlere karşı savaşmak üzere bölgeye, Teşkilat-ı Mahsusa’nın önemli isimlerinden Süleyman Askeri Bey’i gönderdi. İngiltere’nin silahları ve askeri üstünlüğü bizim askeri imkanlarımızdan çok daha fazlaydı. Bu sebeple İngilizler Bağdat’a doğru hızla ilerlemeye başladılar.Süleyman Askeri Bey, İngilizleri Rota mevkisinde durdurmayı başardıysa da kuvvetlerimiz, 14 Nisan 1915’te Şuayyibe Muharebesinde yenilerek geri çekilmek zorunda kaldılar. Süleyman Askeri Bey iki bacağından yaralandı. Bunu kendi başarısızlığı kabul eden Süleyman Askeri Bey tabancasıyla intihar etti. Bunun üzerine bölgeye, Albay Nurettin Bey tayin edildi.

4. İngiltere’nin durdurulamaz ilerleyişi

İngiltere'nin durdurulamaz ilerleyişi

İngilizler Bağdat’a doğru ilerleyişlerini sürdürmekteydiler. Nurettin Bey, gücü hat safhada olan İngiliz ordusuna karşı Kut şehrinin savunulamayacağını anlamıştı. Bunun üzerine Bağdat’a yaklaşık 30 km mesafede bulunan Selman-ı Pak bölgesine çekildi. İngilizler 29 Eylül 1915’te Kut şehrini ele geçirdiler. Bunların üzerine Osmanlı, 6.Ordu adıyla büyük bir ordu tertip ederek Alman Mareşal von der Goltz’u bu ordunun başına getirdi.Nurettin Bey, Selman-ı Pak bölgesinde, İngiliz ordusunun ilerleyişini durdurmayı başardı. General Townshend kumandasındaki İngiliz birlikleri 25 Kasım 1915’te geri çekilmeye başladılar. Birlikler 3 Aralık 1915’te Kut şehrine geldiklerinde, askerlerin çoğu yürümekten yorulmuştu ve 800 kadar hasta, yaralı bulunmaktaydı. General Townshend bu bölgedeki bir savunma hattı oluşturmaya karar vererek 7 Aralık tarihine kadar bir dizi hazırlıklar yaptırdı. Yaralıların tümünü bir gemiyle Basra Körfezi’ne göndertti. Şehrin dört bir yanını üç kat demir tellerle çevirterek çeşitli mevziler kazdırdı. Kut kalesinin çevresindeki savunma hatlarını güçlendirdi.

5. Kut Şehri ve İngiliz savunması

Kut Şehri ve İngiliz savunması

Kut şehri coğrafi olarak bir yarım ada şeklindeydi. Bu da kuşatılmasını zorlaştırıyordu. 7 Aralık 1915’te Türk kuvvetleri şehri kuşattı. General Townshend, Basra’dan gelecek olan destek ile birlikte Osmanlı askerlerini mağlup edeceğini düşünmekteydi. Fakat Osmanlı, aynı 1453’de İstanbul‘un kuşatılması gibi, bölgeye gelecek bütün destek yollarını kesmişti. İngiliz kuvvetleri ve bölgedeki halk ile birlikte toplamda 20.000’e yakın insan şehrin içerisinde kıstırılmış vaziyetteydi. Şehirdeki iaşe git gide azalmakta, zaman giderek tükenmekteydi.Şehirdeki yiyecekler bir kaç ay içerisinde tüketilerek bitti. Orduyu ve insanları doyurmak için başta atlar ve katırlar olmak üzere hayvanlar kesilip yenilmeye başlandı. Fakat bir sorun vardı. İngiliz ordusunun içerisindeki Hintliler, yaşamlarında alışık olmadıkları ve dini inançlarına ters düştüğü için et yemiyorlardı. Bu sebeple bu askerler zamanla zayıflayarak güçsüzleşmeye ve sonunda savaşamayacak durumu gelmeye başladılar.

6. Açlık ve hastalıklar

Açlık ve hastalıklar

Hastalıklar iki tarafı da yıpratmakta idi. Nitekim 70 yaşını aşmış olan von der Goltz, tifüs hastalığına yakalanarak 19 Nisan 1916’da hayatını kaybetti. Bunun üzerine Halil Bey, generalliğe terfi ettirilerek 6.ordu komutasına getirildi.Şehirde sıkışan İngiliz ordusuna uçaklarla yardım yapılmak isteniyordu. Fakat Osmanlı ordusunun ateşinden kaçmak için çok yüksekten uçan uçaklar, attıkları yardım paketlerinin çoğunu nehre ve Osmanlı tarafına düşürüyorlardı. En sonunda Jurnal adlı bir gemiye 270 ton gıda yükleyerek Kut şehrine ulaştırmayı planladılar. Fakat bu gemi 24 Nisan 1916’da Türk kuvvetlerinin ateşinden kaçmaya çalışırken karaya oturdu ve bütün malzeme Osmanlı’nın eline geçti. Böylece, Kut şehrindeki İngiliz birliklerinin bu son umudu da suya düşmüş oldu.

7. İngiltere’nin teslim oluşu

İngiltere'nin teslim oluşu

Jurnal gemisinin de Kut şehrindeki İngiliz birliklerine ulaşmaması ile birlikte İngiliz ordusunun teslim olmaktan başka çaresi kalmamıştı. Halil Paşa ve General Townshend 26 Nisan 1916’da şartları görüşmek üzere buluştular.General Townshend 1 Milyon Sterlin ve bütün silahların teslim edilmesine karşılık, kendisi ve bütün askerlerinin serbest bırakılmasını istedi. Bu durum telgrafla Enver Paşa’ya iletildi. Enver Paşa en başından beri İngilizlerin koşulsuz bir teslimiyetini istemekteydi. Kesin bir dille teklifin kabul edilmemesini bildirdi. Böylece Halil Paşa ve General Townshend’in görüşmeleri sonuçsuz kaldı. 28 Nisan 1916’da General Townshend, Halil Paşa’ya bir mektup gönderdi. Mektupta, ertesi gün teslim olacaklarını belirtmekteydi. Nitekim 29 Nisan günü şehre girilerek İngiliz birlikleri teslim alındı.

8. Zaferin sonuçları

Zaferin sonuçları

13.309 İngiliz askeri esir alındı. Bir kısmı esir Türk askerleri ile mübadele edildi, bir kısmı ise Anadolu’daki çeşitli esir kamplarına yerleştirildi. Bu zafer bütün cephelerde duyuldu. İngiliz ordusuna karşı bir zafer kazanılması bütün askerlere manevi bir moral kaynağı oldu. Aynı zamanda müttefikimiz olan devletlerce, özellikle Almanya‘da coşku ile karşılandı. Bu zaferle Anadolu’ya güneyden gelen İngiliz kuvvetleri durdurulmuş oldu ve Anadolu’nun güneyden işgali önlendi. İngilizler Çanakkale sonrasında ikinci defa büyük bir yenilgiye uğratılarak Türklerin üstünlüğünü kabul ettiler.

9. General Charles Townshend

General Charles Townshend

General Townshend esir alındıktan sonra İstanbul‘a gönderildi. Resmiyette esir olsa da İstanbul’da geçirdiği iki buçuk yıl içerisinde gayet lüks ve özgür bir yaşam geçirdi.1918 yılında, esaretinin son verilmesini şart koşarak, Mondros Ateşkes antlaşmasında İngiltere-Osmanlı arasında arabulucuk yapmayı teklif etti. Bu teklifi kabul edildi ve General Townshend 1918 yılının ekim ayında ülkesine geri döndü.1920 yılında askerlikten emekli oldu. Siyasete atılarak parlamentoya seçildi. Geri kalan yaşamı boyunca ülkesinde pek itibar göremedi. 1924 yılında hayatını kaybetti.

10. Halil Paşa

Halil Paşa

Halil Paşa, ateşkes antlaşmasından sonra çeşitli görevlerde bulundu. Bir ara İtilaf devletlerince hapse atıldı. Buradan kaçarak Anadolu’ya geçti ve Milli Mücadele sırasında Sivas’ta Mustafa Kemal Paşa ile buluştu. Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal Paşa’nın talimatlarıyla Sovyetler ile Türkiye Hükümeti arasındaki ilişkilerde görev aldı. 1922 yılında Berlin’e gitmek zorunda kaldı.Cumhuriyetin ilanından sonra yurda geri döndü ve kendisine 1934’ten sonra soyadı kanunuyla, Mustafa Kemal Atatürk tarafından, Kut soyadı verildi. Ömrünün sonlarına doğru yakalandığı gırtlak kanseri rahatsızlığı dolayısıyla Haydarpaşa’daki GATA’da tedavi altına alındı. Dönemin yetersizlikleri ve tıbbi imkansızlıklar dolayısıyla hastalığı geç teşhis edildi. Rahatsızlığı teşhis edildiğinde yapılacak pek bir şey kalmamıştı. Halil Kut, 1957 yılının Ağustos ayında artık ömrünün sonuna geldiğini anlayarak evine gitmek istedi. 20 Ağustos günü evinde hayatını kaybetti.

11. Özet ve netice

Özet ve netice

Kutul Amare, Türk tarihindeki sayısız savaşlardan sadece birisidir. Biz Kutul Amare, Çanakkale, Sarıkamış Harekatı, Sakarya Muharebesi ve İnönü Savaşları gibi, canlarını bizler için vermiş insanların mücadelelerini unutmamalıyız.Tarih öğretiminde genellikle milli tarih adı altında, sadece kazandığımız mücadeleler ön plana çıkartılır. Biz burada, 100.yılı münasebetiyle adı gündemde sıkça geçtiği ve pek iyi bilinmediği için Kutul Amare zaferini anlatmaya ve açıklamaya çalıştık. Fakat tarih sadece zaferlerden ibaret değildir. Bir mücadelenin kaybedilmiş olması o mücadeleyi küçültemez. İşte bu sebeple biz sadece zaferlerimizi değil kaybettiğimiz mücadeleleri de, yani özetle tarihimizin mühim olan her noktasını öğrenmek zorundayız.

Bonus: Halil Paşa’nın Telgrafı

Bonus: Halil Paşa'nın Telgrafı

Arşiv Belgelerine Göre Kut’ul Amare Zaferi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, İstanbul 2016,syf 30-31
Kaynak: Bilinmeyenler.rg – Onedio.com
gencyolcular on Emailgencyolcular on Facebookgencyolcular on Googlegencyolcular on Instagramgencyolcular on Twittergencyolcular on Youtube
gencyolcular
Blogger, Sosyal Medya Uzmanı at Genç Yolcu
Genç Yolcu 2005 yılında #BirlikteKeşfedelim sloganıyla Gezi • Kültür • Sanat alanında yayın hayatına başlamıştır. İletişim: bilgi@gencyolcu.com

gencyolcular

Genç Yolcu 2005 yılında #BirlikteKeşfedelim sloganıyla Gezi • Kültür • Sanat alanında yayın hayatına başlamıştır. İletişim: bilgi@gencyolcu.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir