Kickboksçu Tarık Solak

Kickboks organizasyonları düzenleyerek tanınan ve Pusat’taki rolüyle ünlenen Tarık Solak, “Yürek İster” adlı yeni bir televizyon projesi hazırladı. Şampiyon olan yarışmacının 1 milyon YTL kazanacağını söyleyen Solak, Türkiye’de yükselişini ve nasıl engellendiğini anlattı.

Türkiye, Tarık Solak ismini 2005 yılının Mart ayında Show TV’de banttan yayımlanan kickboks organizasyonlarıyla duydu. 14 Mayıs 2005’te Türkiye’de yaptığı ilk canlı yayın bir hayli ses getirdi. Öyle ki canlı yayınların ardı arkası kesilmedi. Yüzde 27’lerle başladığı reyting yarışlarında yüzde 50’lere kadar çıktı. Osman Sınav’ın yönettiği Pusat isimli dizide başrol oynayınca da ününe ün kattı. 1993 yılından beri düzenlediği 560 kickboks organizasyonundan tam 20 milyon dolarlık bir servet edindi. “Türkiye’de engellenmeye çalışıldığım kadar dünyanın hiçbir yerinde engellenmedim.” diyen Tarık Solak ile yükselişini, engellenişini ve şampiyon olan sporcunun tam 1 milyon YTL kazanacağı ‘Yürek İster’ isimli yeni projesini konuştuk.

Kickboksta organizatör kimliğinizin dışında sporcu kimliğiniz de var mı?

Benim kickboksta yapmadığım hiçbir şey kalmadı. Kickboksun seyircisi de, sporcusu da, yerleri paspasla temizleyicisi de, köşede su veren kişisi de, havlu tutanı da, yardımcı antrenörü de, baş antrenörü de oldum. Uluslararası antrenörlük de yaptım, hakemlik de, menajerlik de… Daha sonra organizatörlüğe soyundum.

Organizatör olmaya nasıl karar verdiniz?

Bu işin içinde olmam etkili oldu tabii. Çok başarılı sporcular yetiştirip başka organizatörlere bunları taşıyorduk ve maçların çoğunu kazanıp büyük başarılar elde ediyorduk. Avustralya’da 1993 yılında Türklerle Yunanlılar arasında çok ciddi bir kavga çıktı. Ben bu kavga sonucunda şunu gördüm: Dünyanın son noktası Avustralya’da yaşayan Türklerin gerçekten kahramanlığa, kahramana ihtiyacı var. Bu kahramanı biz yabancı organizasyonlarda bir yere kadar çıkartıyorduk, bir yerde hakkımız yeniyor ve eziliyorduk. ‘Neden kendi organizasyonumuzu yapmıyoruz?’ dedim. 4 Nisan 1993’te çok ufak çapta bir organizasyon düzenledik. Bin 700 kişilik salona 300-400 seyirci beklerken stat ağzına kadar doldu, dışarıda daha da fazla insan vardı. İki ay sonra 4 bin kişilik bir yerde yaptım, orayı da doldurdum.

Diğer organizatörler bu yükselişe sessiz mi kaldılar?

Bir sürü zorlukla karşılaştım ama Türkiye’de engellenmeye çalışıldığım kadar dünyanın hiçbir yerinde engellenmedim. Hâlbuki Türkiye’deki organizatörler bizim sayemizde bu işin ekmeğini yemeye başladılar.

Ne tür engellemelerle karşılaştınız?

Geçen seneki Ramazan Bayramı’nda Ankara’daki ikinci organizasyonumuzu yaptık. Maçtan üç gün önce bütün kadrom zehirlendi. Yemeğe birisi bir şey koydu. Herkes ishal, herkes ayakta zor duruyor. Sağ olsunlar, beni kırmadılar ve çıkıp dövüştüler. Hatta bazısı çok kolay nakavt oldu. Onda sonra ‘parayla adamları satın aldınız’ diye söylentiler başladı, alakası yok. Aslında orada bütün takımın çıkmaması ve gecenin iptal olması gerekiyordu.

Kickboksun -şiddet içerdiği gerekçesiyle- prime time saatlerinde yayımlanması yasaklandı. Sizce bunun nedeni ne?

Bir diğer engelleme de bu. Biz bu işten iyi para kazanıyoruz diye, RTÜK geçen sene kickboksun 23.00’ten sonra yayınlanmasını istedi. Bazı televizyon kanallarında hâlâ 20.00’de başlayan programlar var. Demek ki istenilirse bazı yerlere göz yumuluyor. Ben bu işi bırakırsam bana hiçbir şey olmaz. Tam tersine bu işten ekmek kazanan gençlerin önü kesilir. Daha geçen hafta İran Cumhurbaşkanı’nın korumalarından İran’da organizasyon yapmam için teklif verenler oldu. Dubai için teklifler geliyor. Yunanistan bile kaç senedir yalvarıyor, gel burada organizasyon yap, diye. Kickboks bir spordur. Şiddet, Irak’ta Müslüman halka ABD askerlerinin yaptığıdır. Şiddeti Allah’tan korkmayan, Allah’ı sevmeyen insanlar yapıyorlar ve hâlâ da devam ediyorlar.

Sizden önce de bu ülkede kickboks organizasyonları yapan insanlar vardı, neden onlarınki tutulmadı da sizinki tutuldu? Farkınız ne?

Ben her gittiğim ülkede kafaya oynadım. Almanya, Fransa, Japonya, Yeni Zelanda, Avustralya… Ben bu işi dün öğrenip de yapan birisi değilim, çocukluktan beri yapıyorum. Ben hiper aktif birisiyim, işimle ilgili konuları daha iyi görebiliyor, pazarlamasını daha iyi yapabiliyorum, sporcuların antrenmanına da girip çocukları bire bir çalıştırıyorum. İşin hem mutfağında, hem garsonluğunda hem de kasasındayım. Sürekli proje geliştiriyorum.

Yeni bir projeniz var mı peki?

‘Yürek İster’ adını verdiğim bir projem var. Televizyonlarla görüşmeler devam ediyor. Anlaşmayı imzalar imzalamaz başlayacağız. 16 sporcunun katılımıyla 15 hafta sürecek. Müsabakalar sonucunda şampiyon olan sporcu 1 milyon YTL kazanacak. Bu yarışmaya katılacaklara soracağımız tek bir soru var: “Yüreğiniz var mı? Bu iş yürek ister!”

Kickboks, bu organizasyonlarla giderek eğlence sektörüne doğru kayıyor. Hollywood filmlerinde dövüşçüye para yatıran insanları görüyoruz. Bu Türkiye’ye de sıçrar mı?

İnşallah sıçramaz. Ben içki, kumar gibi şeylere çok karşıyım. Bu teklifler dolaylı yönlerden çok defa gelmiştir bana. Bu tekliflerden devamlı uzak duruyorum. Olmasını istemiyorum. Ha, bizim üzerimizden oynayan var mıdır, vardır, günahları kendine. Kumarın kimseye faydası olmamıştır kardeşim, bundan sonra da olmayacaktır. Bu işin şov yönüne kaçıyorsunuz, diyorsun. Bu organizasyonların maçları esastır, gerçektir, kıran kıranadır, şov bölümü de vardır. Niye var? Çünkü biz bu işi bayanlar da, baylar da, çoluk çocuk da izlesin, sevsin ve bu sporun hiç olmazsa idmanını yapsın diye uğraşıyoruz.

Olimpiyatlarda patır patır dökülüyoruz. Sizin düzenlediğiniz organizasyonlarda ise Türklerin başarısı dikkat çekiyor. Bu, organizasyonlarınızın bir parçası mı?

Bizim organizasyonlarımızda Türkler de, yabancılar da başarılı ya da başarısız olabiliyor. Buna kesinlikle müdahale etmiyoruz. Yolumuzu kesenlere sesleniyorum: ‘Kardeşim olimpiyatlarda bir tane madalya alacağız diye, milyonlarca dolar para harcıyorsunuz, seferber oluyorsunuz. Tarık Solak, bu milletten bir lira para talep etmedi. Biz kimseden yardım istemiyoruz, sadece yolumuzu kesmesinler. Biz dünya çapında başarılı bir şey yapıyorsak o zaman müsaade edin, hatta biraz moral verin de daha iyisini yapalım. Yurtdışında aldığım morali Türkiye’nin belli birimlerinden de alsam beni dünyada tutabilecek bir delikanlı tanımıyorum.

 

İnşaat ve alışveriş merkezi gibi çok farklı işlerle uğraşıyorsunuz. Kickbokstan kazandığınız para yetmiyor mu?

(Gülüyor!) Ben hayatımın hiçbir döneminde iş kovalamadım. Önüme çıkan fırsatları çok iyi değerlendirmeye çalışırım. Mesela onuncu ayda ısıtmayla ilgili bir fuar var. Çok farklı bir kalorifer sisteminin haklarını satın aldım, Türkiye’ye ve 40 ülkeye pazarlayacağım. Tutarsa milyar dolarlık iş, tutmazsa bir zararım yok. Rızkımız varsa oradan da ekmek yiyeceğiz. ‘Başka ne iş yapabilirsin?’ diye sorabilirsin. ‘Zaman Gazetesi’ne ortak arıyorlar, olur musun?’ dersen, düşünürüm, niye düşünmeyeyim? Ben işadamıyım. Cebimde param varsa, kazanacağıma da inanıyorsam girerim. Dinime, aileme, kendime zarar vermeden yapabileceğim her işi yaparım. Bunlardan birine zarar gelecekse dünyayı önüme koysalar da, anca giderler.
SERKAN KARA

Bu yazımızı okuyan 825. takipçimizsiniz.

gencyolcular

Genç Yolcu 2005 yılında #BirlikteKeşfedelim sloganıyla Gezi • Kültür • Sanat alanında yayın hayatına başlamıştır. İletişim: bilgi@gencyolcu.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.