Kelile ve Dimne Topkapı Sarayı’na giderse…

2 Aralıktan beri Topkapı sarayının ihtişamlı telaşına bir telaş daha katıldığını öğrenmiştim “billboard”larda. Onbin yıllık İran medeniyetiyle ikibin yıllık ortak miraslarımız sergileniyormuş.e madem öğrendik,gidip bu telaşa karışmamak olmaz diye düşündüm.ve kendimi cumartesi günü Topkapı sarayında buldum.
önce hep yaptığım gibi eminönünden tarih koklayarak gülhaneye dek yürüdüm.sonra evvelkiler gibi saraya girip Osmanlıyı karış karış dinledim.

Avluda hala yankılanan sesleriyle dinlendim.kaç kez gezsem de sıkılmadığım bu sarayda tekrar kendimi buldum.Sarayın başkanlığını yürüten ve müdür prof.dr.İlber Ortaylı’yı yine görmek istedim.odasının önünde dolandım.fakat cumartesi olması hasebiyle bulamadım.ve en son bana yardımcı olmaya çalışan rehber görevini üstlenmiş amcaların dediğini yaptım.sağdan kıvrılan yoldan devam ettim.şöyle ara bir yoldan yürüdüm ve sergi salonuna ulaştım.(daha sonradan tahsis edilmiş arkeoloji müzesine)daha doğrusu ulaştık.
Camekanlardaki sergi evvel toprakla yapılmış sanatlarla başlıyordu.tabii burada m.ö.ki tarihlerden bahsediyoruz.herşey zaman sıralı olduğundan sergi bir sonraki aşamasında demiri işlemiş devletlerden devam ediyor ve selçuklu dönemine geldiğimizde el yazması matbular karşılıyor bizi.içerisindeki minyatürlere hayran bakakalıyoruz.numaralandırılmış bir metin dikkatimizi çekiyor.hemen karşılığını bulup okuyoruz;Kelile ve Dimne.
Hani şu Beydebanın yazdığı,fablın ilk ve önemli örneklerinden kabul edilen,siyasetten erdeme farklı hikayeler barındıran eser.m.ö. 1.yüzyıl anımsıyorum;kitap adını ilk bölümdeki hikaye kahramanı çakallardan almıştı.biri doğruluğu temsil ederken diğeri yanlışı simgeliyordu.
Böyle matbular ve kitaplar birbiri ardınca sıralanmış diğer görülmesi gereken eşyaların yanına.biraz daha farklı konulara giren sergi -para mektup vs.- devamındaysa nizam-ı hüsrev(ferhat ile şirin) ile nizam-ı kays(leyli u mecnun)’ı barındırıyor.bir de yusuf ile züleyha’yı.hepsi birbirinden ilgi çekici.an geliyor kendinizi Süleymaniye Külliyesinin Kütüphanesindeki el yazması Osmanlıya ait kitapların dedeleriyle karşılaşmış gibi hissediyorsunuz.

Burdaki havayı teneffüs etmek bile çok güzel.serginin sonunda kumaşlara,el dokumalarına hayranlık beslerken,İran medeniyetinin yansımalarını barındıran,üzerinde çeşitli figürlere yer verilmiş muhteşem kapı da sizleri selamlıyor.

5 Şubat 2010’a kadar hala şansınız var.şiddetle tavsiye ediyorum…
tabii bir de cumartesi giderseniz 15.00-16.00 saatleri arası gösteri yapan mehteran takımını kaçırmayın derim.
handenizlim
Okunma: 261

Kelile ve Dimne Topkapı Sarayı’na giderse…” için 2 yorum

  • 08 Ocak 2010 tarihinde, saat 21:57
    Permalink

    Büyük tarihimiz Osmanlı İmparatorluğunun izlerini bizlere tekrardan lanse ettiğin için öncelik le sana teşekkür ediyorum.Bende herkez gibi Topkapı sarayı nı görmek isteyen gezmek isteyen hayranlardanım.Bi türlü bana Topkapı sarayını gezmek nasip olmadı ama sanal gezi olarak sanal ortamda Topkapı sarayını gezinme imkanının olduğu bir yazıya geçmiş yazılarımızdan birinde yer vermiştim.Ne diyelim İnşallah Kısmet olursa bizlerde bir gün Topkapı sarayını gezeriz…

  • 09 Ocak 2010 tarihinde, saat 20:32
    Permalink

    çok güzel bir yazı olmuş istanbuldakilere kaçırmaması gerekiyor istanbuldaki arkadaslarıma bu yazıyı gönderdim umarım giderler paylaşım için tesekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir