Karşılaşma

Yalnızlık sarıyor insanı burada… Yapayalnız bir hayat. Sıcacık bir el, sıcacık bir kalp istiyorum yanı başımda… Canlarım, kalbimi kalbinize bağladığım dostlarım, sizleri özledim bu diyar memleketinde…

Özlem, öyle derin bir acı ki… Saniyeler bir balyoz gibi iniyor başıma ağır ağır ve içimden bir şeyler kopuyor hatırladıkça anıları… Neredeyim kiminleyim, hangi dava uğruna buradayım? Üniversite, yüksek lisans, İstanbul, burçak ve Diyarbakır ve Fatih ilköğretim…
Yalanıyla gerçeğiyle buradayım işte. Yaşamla ve realiteyle iç içe. Hayal değil, idealden de öte, İstanbul’dan çok da öte, Diyarbakır’da an be an…
Her kaybediş bir yara açtı kalbimde. Dayanmıyor, garipsiyor yaşamı, giz kalsaydım, sır olsaydım bu kadar yanmasa bu kadar incelmeseydim…
Hayat şakaya gelmiyor. Ciddiyetle devam edip geçip gidiyor zaman. Bazı an uçacakmış gibi oluyorum sevinçten, bazense bir el sıkıyor boğazımı nefes alamıyorum kaçmak, kurtulmak istiyorum yaşamdan ve hayallerimden ve anılarımdan…
Otur oturduğun yerde hayatın adını çıkarmaya çalış… Eğer çileyle gelmişsen dünyaya, çileyse sırtında yüklendiğin yükün, yediğin yemek içtiğin su ve çay, hayatta görülecek çok şey var derim. Çileyi yaşarsın derinden derine, kimseye anlatamadan, kimse anlamadan… Sonra bir de bakarsın ki sen büyümüş, olgunlaşmışsın ve yabancılaşmışsın çocuk olan sana. Sonra çocuk olan senle, çile ile büyüyen sen, karşılaşır bir gün, senin en hassas en nazik en nazenin olduğun bir günde. Rüyaların paramparça ve dalga dalga olur, anlayamazsın rüzgârın nerden estiğini, başına yağanın kar mı yağmur mu olduğunu, yediğinin bal mı zehir mi olduğunu… Kimdedir ilacı bu derdin, kim sunar şifasını… Gözlerinin görmediği, ama yüreğinde büyüttüğün o halin nedir… Hangi duygudur bu…
Yarın olsa da, yeni bir gün başlasa dersin yeni günün aynı durumla, aynı çileyle geleceğini bile bile… Yüreğin dünde asılı ama yarını umut ederek… Zamanın hızla akıp geçmesini istersin, yürekten edersin dualarını, akıl kaybetmiştir savaşı teslim olmuştur hayaller ve idealler, tutsaktır artık beklentiler…4.10.2003

Bu yazımızı okuyan 839. takipçimizsiniz.

kerime küçük

Hayat hikâyem… Ben Konya’nın Beyşehir ilçesinin küçük bir kasabasında doğdum. Yedi kardeşten beşincisiyim ve ilme âşık tek çocuğum ailemde. Daha çocukluğumda bir tercih yapmak zorunda kaldım ya ilim ya ailem adına… Benim tercihim ilim adına oldu. Şimdi bazen pişman da olmuyor değilim bildiklerimden bir şeyler yapamadığım hayatıma uygulayamadığım, bilinenle yapılan arasında uçurumlar oluşmaya başladığı zaman, küçücük kasabamda hiçbir şeyden habersiz yaşamak acaba daha mı akıllıca bir iş olurdu diye düşündüğüm zamanlar da olmuyor değil… Bazen hasretlik de çok koyuyor… Bir garip gurbetlik yıllarca çektiğim yurt köşelerinde anamın dizinin dibinden uzak geçirilmiş ondört yıl… İşte bir garip gurbetlik… İlkokulu başarıyla bitirdim… Daha ilkokula gitmeden öğretmencilik oyunu oynadım okul bahçesinde… Daha çocukken hayran oldum bu mesleğe ve daha çocukken başladım kitap okumaya… Sınıfımın kitaplığında okumadığım kitap kalmamıştı ilkokul yıllarımda… Kemalettin Tuğcu en çok okuduğum yazardı bir de… Ve ilk defa Çalıkuşu’nu ilkokul 4 e giderken okumuştum sanırım… İlkokul dörtte babamızın kanserden vefatı üzerine anacağım benim hep doktor olmamı istedi… Babamın kanser olduğunu bile bile ameliyat eden doktorlara inat… Hastane köşelerinde yardıma muhtaç insanlara, bir gülümsemeye hasret kalanlara faydam olur düşüncesiyle hayallerinde kızı kerimesi doktor olmalıydı… Ama olmadı isyan bayraklarımı ilk defa evden ayrılmakla çekmiştim zaten… İkinci isyan bayrağımı ise orta 2 de verdiğim bir kararla ilahiyat okuma kararıyla çektim ve ben anamın hayallerine umuduna inat doktor olmadım olamadım… Ben ilahiyat hayranıydım… Gönül doktoru olmalıydım… Kalplere şifa olmalıydım. İnsan bedenen bir defa ölürdü ama ruhen imanen öldüğü zaman o ölünün hali bin beterdi…Ben kalp hastalarına deva olacaktım ben ilahiyatlı olacaktım…. Ve yıllar süren gurbetlik ve Marmara ilahiyat… Yeniden doğuş bir garip yaşam… Ölümle burun buruna geçirilen 2 yıl ve Rabbimin dünyadan nasibimi kesmediğini öğreniş ve sonrada yeniden sarılmak bir şeylere… Ve mezuniyet…

One thought on “Karşılaşma

  • 05 Şubat 2010 tarihinde, saat 21:21
    Permalink

    çok beğendim eline sağlık emeğine sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir