Irk Üzerine

“İmân, Allah Teâla Hazretlerinin seçtiği kullarının gönlüne emanet bıraktığı yüce bir devlettir. İhlas Benim sırlarımdan bir sırdır. Kullarımdan sevdiklerimin kalblerine emanet ederim.(İbn Arabi, 101 Kudsi Hadis, 32. Hadis-i Kudsi.) İmânın zahirde vücud bulmasının delaleti ise şeriata ve şeriatı getiren yüce zâtı dil ve kalp ile tasdik etmektir. Dikkat edilmelidir ki dil ile tasdik etmek herkesin karı, kalp ile tasdik ise Allah’ın sevdiği kullarına hastır. Bu çerçevede İmam-ı Rabbani (k.s), kendini zorlayıp hatalardan kaçınmak, bu işte zorlanmak ihlasın suretindendir, aynı zamanda hakiki imana geçişe işarettir. Bununla beraber ihlas-ı hakiki, kötülüklerin akla gelmemesi, akla gelse de fiiliyata geçirmek kuvveti bulunamamasıdır buyururlar. İhlas-ı hakiki, insanı kendi hakimiyetine alıp, ona her dakika üstünlük sağlar.

Dil ile tasdik mevzuunu münafık-kafir ikili alakasının kıyasıyla da değerlendirmek faydalı olup, belki de zorunludur. Malumdur ki kafir küfürde olan, perdeleyen, nimeti inkar eden anlamlarına muttasıl, dil ile tasdik yapmayan ve beraberinde gönülden de inanmayandır. Münafık ise, “dil ile tasdik” eder, tasdik etmesinin yanında bir Müslümanın yapması gereken birçok şeyi fiili olarak uygular…(Mahşerde Allah bir kulun amellerini ister, melekler getiriler, Hak Teala sorar: Bu ameller nasıl amellerdir? Melekler, şanına yemin ederiz, biz burada gerçekten salih amellerden başka bir şey görmüyoruz derler.

Allah (celle celalühû):, izzetime yemin ederim, bu ameller benim rızam için değil, gösteriş için, kullara iyi görünmek için yapılmış amellerdir, onların hepsini atın der. İbni Arabî, 101 Kudsi Hadis) Ancak münafık gönlüyle tasdik etmez; inkar ehliyle aynı amaçları güder ve inkar ehlinin şüphesiz en büyük yardımcılarıdır. Münafıkların, cehennemde kafirlerden daha aşağıda olup, daha çok azap görecek olmaları da verdikleri zararın etkisini açıklamaya yetiyor olmalı… Münafık ve kafirin ne denli tehlikeli olduğunu, ufukta görünen düşman ordusuyla ve gizli bir düşman ordusunun, hissettirmeden saldıracak olmasının kıyaslamasına bağlayıp, düşünebiliriz. Kalbî olarak tasdik etmenin önemi bu denli büyüktür… Bu konu çok daha fazla örnek ve delille açıklanabilir.

Buradan hareketle, ırk mevzuunun çok büyük bir kısmı kalbî tasdikle alakalıdır. İnsan, Türklüğü ile övünmesi(kalbî olarak), övünen kişi kabul etmesede, diğer ırkları Türk ırkından daha başka gördüğüne kanıttır. Bu konu o kadar sinsidir ki, insan kendi ırkını üstün tuttuğunun farkında bile olamaz… İnsan, yaratılış itibariyle, hayatı boyunca iki rızâ arasında yaşamaya çalışmalıdır demişler… Hak Teâla’nın kendisine takdir ettiği şeyleri, mesela cinsiyetini, ailesini, doğduğu ülkeyi şehri, çehresini, ırkını, gönlüyle kabul edip en ufak şekilde isyan etmeden, Rabbinin kendisine bahşettiğine rızâ göstermesi ilk rızâdır ve rızada ilk hedeftir. Arada birçok başka basamakla beraber, ikinci rızâ Allah Teala’nın kulundan razı olmasıdır ki bu velayetin ileri derecesidir.

Bu kadar küçük, dar ve cinsiyet kadar “takdir” olan ırkı bu denli önemseyip bununla uğraşmak, tarihten itibaren ırkın insanoğluna bu kadar bela olması, ırkın yaratılmasındaki hikmetlerden bir fasıldır… “And edilerek söylenen insanın hüsranlığı” kadar hüsrana boğulmuşken, kendi imanımızı bile bilmeyip kontrol edemediğimiz halde, bu kadar uçtaki bir konuyla uğraşmaktan hayâ etmeliyiz. İlla ki Türk ırkından bahsetmek istiyorsak şu şekilde bahsetmek yeterlidir: “Türklerin, asırlardır İslam dinine bayraktar olarak sevk edilmesi, bu davanın hizmetkârı kılınması ve atalarımızın bunu en iyi şekilde yürütmeye muvaffak edilmesinden ötürü, onlardan Allah razı olsun.” Burada dahi, Allah’ın İslam dinini kuvvetlendirip, dinin hakimiyet alanını genişletmesini Türk’e nasip etmesi tamamen takdir olup, Hakk’tan lütûftur.. İmam-ı Rabbani Hazretlerinin Mektûbatın’da zikrettiği şu hadis-i şerif bu dahiliyette çok hikmetlidir. “Allah, kâfirler aracılığı ile de dinini yüceltebilir.”

İşlerin en doğrusunu Allah(c.c) bilir.

Ertuğrul Gazi
Mart 1993, Maraş doğumlu. İlk ve orta öğretimi Maraş'ta tamamladı. Lisenin önemli kısmını Darende'de okudu. HKÜ Hukuk Fakültesi'nde son sınıf öğrencisidir.
Okunma: 117

Ertuğrul Gazi

Mart 1993, Maraş doğumlu. İlk ve orta öğretimi Maraş'ta tamamladı. Lisenin önemli kısmını Darende'de okudu. HKÜ Hukuk Fakültesi'nde son sınıf öğrencisidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir