İçimdeki çocuk

İçimdeki çocuk haykırıyor, gece yarısı. Masamın başındayım umutlarımın ardında… İçimdeki çocuk haykırıyor çığlık çığlığa… Ellerimin dermanı kesik. Gece saatin üçü, ayaktayım umudumla dimdik ayaktayım. İçimdeki çocuk özgürlük istiyor. Ellerim ceplerimde… Üsküdar sokaklarında dolaşmak, düşünmek düşünmek…

Ve hasret çekmek anaya ve sılaya… Okumaya ve kitaplara ve de dostlara,
Ellerim ceplerimde, avarece dolaşmak istiyorum. İnsanların yüzlerine bakıp hayatı okumak istiyorum. Gece karanlık ve yalnızlık… İçimdeki çocuk haykırıyor kendimi istiyorum, kendimi arıyorum ben. Benim derdim benimle, kendimle hesaptayım ama hesabın hangi kısmındayım.

İçimdeki çocuk özlem oldu şimdi. Kolay mı özlemini hasretini çekmek bir şeylerin… Olur mu gözyaşı dökmeden çile çekmeden, hem neyi özlediğini bilmeden… İçimdeki çocuk umut ediyor, yarını bekliyor, güzel olacak diyor, acıtmıyor onun derin yaraları, kanamıyor aniden ve yersiz… İçimdeki çocuk gözyaşı olmak istiyor…

Masum bir gözyaşı. Bir çocuğun gözlerinden süzülüveren yanaklarına… Saf olmak ve öze dönmek istiyor. İçimdeki çocuk yıkanmış olmak, kötü duygulardan düşüncelerden arınmış olmak istiyor.

İçimdeki çocuk gülümsüyor hayata, insanlara ve acılara… Umursamıyor yapılan haksızlıkları, söylenen yalanları, yıkılan dünyaları, kaybolan ümitleri. İçimdeki çocuk hayata gülücükler sunmak istiyor.

İçimdeki çocuk, haykırmak istiyor sevdalarını, hasretlerini, arayışlarını…
İçimdeki çocuk ağlamak istiyor hıçkırarak. Gece yarısı, dışarısı karanlık, odam buz gibi Ama içimdeki çocuk mutlu ve umutlu… 9 mart 2002

Bu yazımızı okuyan 1.085. takipçimizsiniz.

kerime küçük

Hayat hikâyem… Ben Konya’nın Beyşehir ilçesinin küçük bir kasabasında doğdum. Yedi kardeşten beşincisiyim ve ilme âşık tek çocuğum ailemde. Daha çocukluğumda bir tercih yapmak zorunda kaldım ya ilim ya ailem adına… Benim tercihim ilim adına oldu. Şimdi bazen pişman da olmuyor değilim bildiklerimden bir şeyler yapamadığım hayatıma uygulayamadığım, bilinenle yapılan arasında uçurumlar oluşmaya başladığı zaman, küçücük kasabamda hiçbir şeyden habersiz yaşamak acaba daha mı akıllıca bir iş olurdu diye düşündüğüm zamanlar da olmuyor değil… Bazen hasretlik de çok koyuyor… Bir garip gurbetlik yıllarca çektiğim yurt köşelerinde anamın dizinin dibinden uzak geçirilmiş ondört yıl… İşte bir garip gurbetlik… İlkokulu başarıyla bitirdim… Daha ilkokula gitmeden öğretmencilik oyunu oynadım okul bahçesinde… Daha çocukken hayran oldum bu mesleğe ve daha çocukken başladım kitap okumaya… Sınıfımın kitaplığında okumadığım kitap kalmamıştı ilkokul yıllarımda… Kemalettin Tuğcu en çok okuduğum yazardı bir de… Ve ilk defa Çalıkuşu’nu ilkokul 4 e giderken okumuştum sanırım… İlkokul dörtte babamızın kanserden vefatı üzerine anacağım benim hep doktor olmamı istedi… Babamın kanser olduğunu bile bile ameliyat eden doktorlara inat… Hastane köşelerinde yardıma muhtaç insanlara, bir gülümsemeye hasret kalanlara faydam olur düşüncesiyle hayallerinde kızı kerimesi doktor olmalıydı… Ama olmadı isyan bayraklarımı ilk defa evden ayrılmakla çekmiştim zaten… İkinci isyan bayrağımı ise orta 2 de verdiğim bir kararla ilahiyat okuma kararıyla çektim ve ben anamın hayallerine umuduna inat doktor olmadım olamadım… Ben ilahiyat hayranıydım… Gönül doktoru olmalıydım… Kalplere şifa olmalıydım. İnsan bedenen bir defa ölürdü ama ruhen imanen öldüğü zaman o ölünün hali bin beterdi…Ben kalp hastalarına deva olacaktım ben ilahiyatlı olacaktım…. Ve yıllar süren gurbetlik ve Marmara ilahiyat… Yeniden doğuş bir garip yaşam… Ölümle burun buruna geçirilen 2 yıl ve Rabbimin dünyadan nasibimi kesmediğini öğreniş ve sonrada yeniden sarılmak bir şeylere… Ve mezuniyet…

6 thoughts on “İçimdeki çocuk

  • 07 Aralık 2009 tarihinde, saat 17:17
    Permalink

    bu ilk yaziniz’ basarilar diliyorum yolunuz acik olsun… 2002 yilinda yazilmis bir siir bu duygular 2009 yilinda da aynimi

  • 07 Aralık 2009 tarihinde, saat 18:51
    Permalink

    Yorumunuz için teşekkür ederim. Evet, içimdeki çocuk aynı duygularla aynı hisle yaşamaya devam ediyor…

  • 10 Aralık 2009 tarihinde, saat 23:34
    Permalink

    hocam gerçekten çok güzel olmuş. ağzınıza dilinze yüreğinize sağlık… okurken içimi birşeyler tırmaladı. uzun zamandır. çok az yazı bende bu etkiyi bırakmıştı……

  • 11 Aralık 2009 tarihinde, saat 19:04
    Permalink

    Kerimecim,
    Senin gibi icindeki cocugu oldurmeyen, sesini kismayan cok kimse yok etrafimizda. O ses ne cok sey anlatip, ne guzel seyler fisildiyor ama biz buyuk olmakla, buyuk sorunlarla oyle mesguluz ki, o kucuk cocuk senini duyuramiyor cogu zaman bize.
    Seni taniyip bu yazini okumak da ayricalik bu arada.
    Selam olsun.

  • 11 Aralık 2009 tarihinde, saat 19:58
    Permalink

    insan, değer verir ve değer görmek ister. yazıya da, kaleme de değer verenlere teşekkürler.

  • 11 Aralık 2009 tarihinde, saat 23:30
    Permalink

    bu yazıyı okuduktan sonra içimde bir cocukdan da daha fazla şeyler oldugunu daha iyi anladım . yazı hayatınızda basarılar dılıyorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir