Görsel Yönetmen Fevzi Yazıcı ile Röportaj

Bu yazımda sizlerle bir röportaj’ı paylaşmak istedim Yayın ve Grafik-Tasarım işleriyle ilgilenen biri olarak örnek aldığım bir Görsel Yönetmen Fevzi Yazıcı. Kendisi Zaman Gazetesi Görsel Yönetmeni ve gazetenin yeni tasarımı ile alakalı yapılan röportajı yazımda sizlerle paylaşacağım.Zaman Gazetesi Görsel Yönetmeni Fevzi Yazıcı, gazetenin son sekiz yıldır okuyana ferahlık duygusu veren yüzünün mimarı. Yazıcı, ekip arkadaşlarıyla birlikte her gün ‘Daha iyi bir gazete nasıl yaparız?’ sorusunun peşinde geceli gündüzlü çalıştı.

Fevziciğim tasarım değişikliği gazetemiz için bir tutku haline mi geldi?

Son değiştirdiğimizden bu yana sekiz yıl geçti. Şimdiki değişiklikten ziyade, gelişim. ‘Değişmeyen tek şey gelişimdir’ diyoruz.

Bu lafın aslı “Değişmeyen tek şey değişimdir” biliyorsun.

Eğer değiştirirsek durduğumuz yerin yanlış olduğu şeklinde algılanacak. Ki biz kesinlikle böyle düşünmüyoruz. Biz yine aynı yerdeyiz. Ama gün değişiyor, çağ değişiyor, internet de değişimi etkileyen unsurlardan biri olarak devreye giriyor. Sekiz yıl önce internet bu kadar güçlü değildi. İnsanların gazete okuma alışkanlıkları da böyle değildi. Şimdi ne diyorsak daha hızlı, daha etkili söylemek durumundayız. Bu da bizi gazeteyi yeniden düşünmeye itti.

İnternetten gazetenin yeni tasarımına neler yansıdı?

Okur gazeteyi internetten okuyorsa daha çok onu yönlendiren şey interaktif unsurlar. İnternet, bu tür görsel avantajlar sunuyor. Ve bu, alışkanlıkları da belirliyor. Daha interaktif beklentileri var okurun. Gazetesine ayırdığı kısıtlı sürede haberi yakalamasını sağlayacak vurgu ve yönlendirmelerle ilgisini yakalamamız lazım. İlgileniyorsa okuyacak, haberin detayına girecek. Biz de gazeteye çok açık seçik semboller koyduk. Bunlardan biri “ok” şekli. Zaman tasarımına has bir ok. Sembollerin dilini kullanıp görselliği zenginleştirdik. Haberin içeriğine uygun bir atmosfer oluşturmak için sayfaları renklerle kodladık.

Sen bu okların dikkat çekici olduğunu ve okurun yönlendirilmeye açık olduğunu düşünüyorsun. Acaba okur da bir tasarımcı olarak senin gördüğünü mü görüyor?

Biraz bilinçaltına seslendik. Okur belki tam teşhisini koymayacak; gördüğünde anlayacak, haberi nerede bulacağını.

Gerçekten yoğun bir çalışma yapıldı. Tipografisini belirleyip Türkçeye uygun hale getirmek için çok ciddi zaman ve emek harcandı. Batı’da şöyle bir gelenek var. Gazete yeniden dizayn ediliyorsa font dizaynı sipariş verilir. Örneğin The Guardian kendine özgü font tasarlatıyor. Bu iş için birini görevlendiriyor. Diyor ki; ben tasarımımı değiştireceğim, şöyle bir gazete, bana font tasarla. O font bir tek onda var. Biz de okurun dikkatini çekebilecek ve okunaklı bir fontu kendi tasarımımıza adapte ettik.

Zaman okuru değişimi kolay kabul edebiliyor mu?

Zaman okurunu daha esnek, daha yeniliğe açık görüyorum ben. Sekiz yıl önce bize “Bu tasarım Türkiye’de tutmaz. Tiraj kaybederseniz” diyenler bile oldu. Ama tuttu. Pek çok gazete Türkiye’de tasarımını değiştirmeye cesaret edemiyor. Zaman okuru memnun kalmıştı bir önceki tasarımdan. Beğenmediğinde çok sert eleştiri de yapıyor. Puntoları çok eleştirdi okur, niye bu kadar küçük diye.

Beni bu gazetenin mizanpajında rahatsız eden şey, yazıların çok blok olarak konulmasıydı, spot ve ara başlık azlığıydı. Yeni tasarıma bakıyorum da şimdi bunların önemini anlamış görünüyorsunuz…

Aslında spotun önemini biliyoruz. Fakat bu konuda yüzde yüz başarılı olamadık. Çünkü çok yazı geliyor, anlatacak çok şeyiniz var. Editör veya redaktör bunu atlamak istemiyor. Sayfaya sığdırmak için spottan feragat ediyor. Bu, okura tabii bir rahatsızlık olarak geri dönüyor. Biz tasarımcılar da bu konuda gerekeni yapmadık. Bu da bizim hatamız.

Hakikaten özellikle yorum sayfalarında insanı ürküten bir blok görüntü vardı. Onu kırdınız mı?

Kırmaya çalıştık. Yorumda da bazı çıkıntılıklar yaptık. Bir de okur bayide de görmek ister gazetesini. Orada görüp algılamak, diğer gazeteler arasında kendini göstermesini ister. Zaman bunu da bağırarak değil daha estetik şekilde çözmeye çalıştı. Bir önceki dizaynda küçük başlıklar bayide görünmüyordu. Bunu gelen eleştirilerden anlıyoruz. Sonuçta bu tasarımın yapılma sebeplerinden biri de o sekiz yılda okurdan gelen beklentilere karşılık verme ihtiyacı. Puntolar daha güçlü şimdi.

Gazete yönetiminin görüşlerine göre bir menü mü sunuyorsun?

Tasarım ekibi olarak biz her an yayın mutfağındayız. Her tarafımız yemek kokuyor adeta! Başlık önerir, yeri gelince haber yapar, fotoğraf çekeriz. Gazete tasarımcısının böyle olması gerekir. Dolayısıyla gazeteyi bildiğimizi düşünüyoruz. Gazete de bize bu görevi verirken bu rahatlığı hissediyor. Yayın Yönetmeninin ne düşündüğü ile benim ne düşündüğüm çoğu yerde örtüşüyor. Eğer farklı şeyler varsa onlar rötuşlanıyor. Yüzde yüz bizim tasarımımız diyemem çünkü bu ortak aklın eseri.

Gazetenin yüzü çok temiz. Zeminin beyaz oluşuna bayılıyorum. Ama fazla cetvelle ölçülmüş biçilmiş, fazla matematiksel ve katı görüyordum eski halini. Biraz böyle kolalı bir görüntüsü vardı. Şimdi biraz esneklik gelmiş.

Gazetede artık tasarım daha esnek. Değişik senaryolara göre gazete sayfası çok değişebilecek. Mesela bir son dakika haberi var; tam sayfa çalışacaksınız. Okur karşısında bambaşka bir gazete bulacak. Mesela çok iyi bir röportaj var. Okur her gün logosunun üzerinde üç tane haber görürken sadece bir haber görebilecek. Dediğiniz çok doğru. O eleştirdiğiniz şeyler şu sonucu doğurdu: Okur her gün aynı gazeteyi gördüğünü hissetti. Bunun farkına varıldı ve değiştirildi. Gündeme göre her gün okura tasarıma dair ufak tefek sürprizler sunacağız.

Bakıyorum şimdi ön sayfanın eteğinde de kuşak uygulaması yapmışsınız. Dört resim, dört spot…

Evet bu sabitlenmiş alanlar daha değişken olacak. Zaman zaman fotoğraflar düz değil de biraz daha açılı olacak. Daha dinamik, daha heyecanlı, hafta içi daha ciddi olacak.

Fevziciğim her şeye rağmen yine de “maskulen” bir gazete görüyorum, keşke bir çıt daha “dişi” olsaydı desem ne dersin?

Tasarımcının işi biliyorsunuz o yazılı çizili olmayan kurum kimliğinin içeriğini yansıtmak. Zaman’ın, içeriğinden kaynaklanan ciddi bir duruşu var. Bu da maskulen bir algı oluşturuyor ister istemez. Bize düşen de bunu en etkili ve estetik bir şekilde yansıtmak.

Tasarım “cool” olabilir. Ama başlıklarda biraz daha neşe, mizah, daha esnek bir Türkçe neden kullanılmasın ki?

Toplantı sırasında fotoğrafın öneminden bahsederken Ekrem Bey şöyle demişti; niye yeri gelince bir karikatür koymuyoruz manşete? Sonuçta yeri geldiğinde manşete karikatür çizdirmemiz gerektiği kanaatine vardık.

Siyasi karikatür koyarsanız bu devrim olur. Ama mesajı çok doğrudan veren bir karikatür olmaz herhalde bu.

Zaman’ın dilinde şöyle bir şey var: Bazı şeyleri doğrudan söylemiyor da anlayana. Bizim karikatürler de biraz öyle, anlayana. Bazı şeyleri ima yoluyla söylüyor. Tabii bu bir editoryal tercih.

Yeni tasarımla ilgili okur ne söylerse mutlu olursun?

Daha etkili, daha genç, daha kararlı, daha estetik, daha modern, daha albenili, daha hızlı, dinamik, daha canlı, daha organize, daha sıcak gazete olmuş denmesini isterim.

Bence gazete tasarımlarının evimizin dekorasyonundan giyim-kuşamımıza kadar uzanan büyük bir etkisi var. Her gün düzenli bir şekilde vakit ayırıp okuduğumuz, tercih ettiğimiz başka bir şey yok adeta. Gazetelerin yazdığına inanıp ona göre davrandığımıza göre neden tasarımından etkilenip sokaklarımızı dizayn etmeyelim, arabamızı ona göre seçmeyelim? Yani Türkiye’de gazeteler tasarımlarının estetik ve fonksiyonel olması noktasında bir devrim yapabilseler bunun etkisi çok büyük olur bence. Kendi kulvarında lider olan Hürriyet ve Sabah gibi gazeteler böyle bir şeye teşebbüs etse çok şeyin bundan etkileneceğini düşünüyorum. Bu nedenle gazetelerin üzerinde büyük bir sorumluluk olduğu da rahatlıkla söylenebilir.

Ben son zamanlarda pek çok gazetenin birinci sayfasını okuyup bitirdiğimde manşetini okumadığımı fark ediyorum. Bunun sebebi, okurun önce imajlara bakarak okumaya başlaması.

Bu konuda bilimsel araştırmalar var mı?

Var. Eye Track Resarch adlı bilimsel bir araştırmayı Poynter Institute yapmış. Gazetecilik üzerine çalışmalarıyla biliniyor. İki yüz küsur okur üzerinde bir deney geliştirmişler yıllar boyu. Gözlüklere konulan özel bir kamera ile okurun göz hareketlerini tespit ediyorlar. Hepsi şöyle davranıyor: Önce büyük fotoğrafa bakıyor, sonra resim altına. Sonra ikinci fotoğrafa geçiyor. Sonra manşete bakıyor. Yani sayfa bitiyor ben hâlâ o iri puntolu manşeti okumamışım. Türk basını işte burada yanılıyor. O kadar iri yapmanıza gerek yok aslında okutmak için. Doğru fotoğraf veya bir imajla dikkati yakaladıktan sonra istediğiniz kadar yazıyı okutabilirsiniz.

Renkler ne ölçüde etkiliyor okuru?

Dikkatleri yakalamak için renk çok iyi bir unsur. Algıyı yönetmek ve yönlendirmek için bir de içeriğin duygusunu ilk anda oluşturmak için renge başvuruyoruz. Buna rağmen Zaman, renk unsurunu Türkiye’de dozajında kullanmaya çalışıyor denebilir. Renklerin ve tasarımın etkisine dair araştırma ve eskizler büyük bir yer kaplıyor hayatımızda. Özellikle uluslararası konferansları takip ediyoruz. Bunlar arasında WAN (World Association of Newspapers) ve SND (Society for News Design) başı çekiyor. Dünyanın dört bir yanından meslektaşla tartışma fırsatı buluyoruz. Bundaki amacımız, birbirimizi incelerken benzeşmemek ama doğru şeyler yapmak. Tasarımda özgünlük aranır. Bu çalışmada özgünlüğü ararken de haberleri çizgi ile ayırmayalım. L şeklinde boşluk veya gri alanlarla ayıralım dedik. Dört köşe bir çerçeveye almak çok sıradan geldi bize. Eskiden bazen resim altı koymaya üşenilirdi. Şimdi artık öyle bir yer ayırdık ki, atlaması mümkün değil.

L’yi dikey, yatay, sağdan soldan kullanabiliyorsunuz gördüğüm kadarıyla…

Evet, çok esnek oldu. Hangi sayfa olursa olsun, üzerinde Zaman yazısı olmasa bile bu Zaman’dır diyebilecek okur. Ayrıca renkleri çok fonksiyonel kullanıyoruz. Bölümler renklerle birbirinden ayrıldı. Ekonomi, spor vs. hepsinin bir rengi var şimdi. Dolayısıyla okur nereye geldiğini kolaylıkla ayırt edebilecek.
Yeni tasarımın hikâyesi belgesel olacak.

Tasarımı bu aşamaya nasıl getirdiniz?

Bu çalışmaya başlamadan önce ne yapmamız gerektiğini tespit etmek için konuyla ilgili olan herkesle görüştük. Reklamcısından yayın yönetmenine, editöründen muhabirine kadar. Ve belgeselini yapıyoruz şimdi bu çalışmanın. Mesela genel yayın yönetmeniyle bütün editörlerle, gazetemize gelen misafirlerle, yazarlarla röportaj yaptık. Onlara şunları sorduk: Sizce bugünün Zaman’ı nasıl olmalı? Sizce bugünün gazetesi Zaman’dan bağımsız olarak nasıl olmalı? İnterneti de hesaba kattık geleceğin gazetesini kurarken. Hepsini kaydettik, notlarımızı aldık. Hem kasete, hem zihnimize kaydettik. Birinci boyutu bu. İkinci boyutu, sekiz yıldır arkadaşlarla birlikte eksik-yanlış gördüğümüz her şeyi not aldık. Toplantılarda habire eskiz yaptık. Ve bugün geldiğimiz noktada biriktirdiğimiz her şeyi masanın üzerine döktük. Ve iki buçuk ay önce başladık çalışmaya.

Tasarım ekibi olarak kaç kişisiniz?

Bu işle uğraşan çekirdek kadro beş kişi. Tasarım koordinatörü Mustafa Sağlam, Sayfa Tasarım Şefi Selim Şimşiroğlu ve Grafik Tasarım Şefi Nurettin Aslantaş tam zamanlı olarak bu tasarım için çalıştı. İlerleyen aşamada bütün ekiple birlikte çalıştık. Çalıştığımız elli kişilik bir ekip. Eskizlere başladıktan 15 gün sonra ön eskizimizi sunduk. Ve oradan okey alınca devam ettik. Mesela Zaman’ın logosundaki değişikliği fark ettiniz herhalde. Kum saati büyüdü. Logo biraz daha güçlendi, kalınlaştı. Biz böyle bir şey düşünüyoruz, eğer sizin de aklınızda böyle bir şey varsa, yola devam edeceğiz dedik. Onlar da “tamam, işte bu” dedikten sonra biz artık zenginleştirmeye başladık. İki ay, bütün detaylarına kadar birinci sayfa çalıştık. Sonra diğer sayfaların kılcal damarlarına gitmeye çalıştık. Yüzde yüz bitti diyemem. Hâlâ devam ediyor çalışmalar.
 
Röportaj: NURİYE AKMAN – Link

gencyolcular on Emailgencyolcular on Facebookgencyolcular on Googlegencyolcular on Instagramgencyolcular on Twittergencyolcular on Youtube
gencyolcular
Blogger, Sosyal Medya Uzmanı at Genç Yolcu
Genç Yolcu 2005 yılında #BirlikteKeşfedelim sloganıyla Gezi • Kültür • Sanat alanında yayın hayatına başlamıştır. İletişim: bilgi@gencyolcu.com
Okunma: 230

gencyolcular

Genç Yolcu 2005 yılında #BirlikteKeşfedelim sloganıyla Gezi • Kültür • Sanat alanında yayın hayatına başlamıştır. İletişim: bilgi@gencyolcu.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir