Geç Kalma Genç Kal!


Büyüklerinden “Siz nasıl gençsiniz?” yakınmasını duymayan yok gibidir. Daha sonra “Biz sizin çağınızdayken…” diye başlayan cümleler kurulur. Bu cümleler içinde nasıl derin ‘keşke’ler olduğunu görmezden geliriz; uyarılarını, hayat tecrübelerini duymazdan geldiğimiz gibi. Nasihate karnımız toktur, bir kulağımızdan girip öteki kulağımızdan çıkmasıyla övünenlerimiz bile vardır. Biz gencizdir çünkü, ‘nasihat verme, para ver’ gibi kötü espriler yapmaya kadar vardırabiliriz işi. Biz varlığımızın ne kadar önemli olduğunu anlamaya duralım, yetkililer Türkiye’nin genç nüfusuyla övünmeyi iş haline getirmiş durumda. AB yolundaki en büyük avantajın gençler olduğu söyleniyor. Gençlerle ilgili projelerin, stratejilerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Ancak bizler, ne kadar verimli bir çağda olduğumuzu yeterince anlayabilmiş değiliz; araştırmalar gençlerin ekonomik nedenler ve gelecek kaygısı yüzünden mutsuz olduğunu rakamlarla ortaya koyuyor. Gençler gittikçe içine kapanıyor. Kendini sanal dünyaya hapsedip günün 5-6 saatini internette sohbet odalarında geçiren de var, mutluluğu uyuşturucuda arayanlar da… Seçeneklerin bol olması iyi bir yol haritası olmadığı zaman, çok da fazla anlam ifade etmiyor. İyi bir iş, iyi bir kariyer gibi hedeflerimiz var, ancak onlara nasıl varılacağı konusunda pek fazla fikrimiz yok. Ne dersiniz, sizce de onları dinlemenin vakti gelmedi mi? Onları, yani bir zamanlar genç olmuş ve şimdi biz gençlerin ne yapması gerektiği konusunda bir hayli fikri olan büyükleri. Tuttukları yolda belirli bir mesafe almış, başarılı olmuş isimlere ‘Siz genç olsaydınız?..’ sorusunu sorduk. Tecrübelerini paylaştılar, tavsiyelerde bulundular. Kulaklarımızı açalım, iyi dinleyelim.
Türkiye yıllardan beri ‘genç nüfusu’yla övünüyor. Avrupa Birliği yolunda en büyük avantajının bu genç nüfus olduğu ikide bir dillendiriliyor. Nüfusun yüzde 22’sini oluşturan gençlerin çoğu ise mutsuzluktan ve can sıkıntısından şikayetçi. Kimi okuduğu bölümü beğenmiyor, kimi yaşadığı şehri, kimi bulunduğu ortamı… Memnuniyetsizlik hali gençler arasında salgın bir hastalık gibi yayılıyor. Yirmili yaşlarında geleceğe dair bir ideali, beklentisi kalmayanların sayısı da azınsanamayacak kadar fazla. Gittikçe içine kapanan, yalnızlaşan gençler ‘sanal’ bir dünyaya hapsoluyor. Günde 5-6 saatini internette sohbet odalarında geçirenler de var, mutluluğu uyuşturucuda, alkolde arayanlar da..

Gelecek kaygısının pençesindeki gençler öyle uçuk hayaller peşinde değil artık. Başarılı olmak ve çok para kazanmak en büyük dilekleri. İyi bir iş ve kariyer sahibi olmak için ‘ne yapmaları ve nasıl yapmaları’ konusunda ise net bir fikre sahip değiller. Biz de orta yaşlarını süren; kendi sahalarında söz sahibi değişik meslek gruplarından insanlara “Bugün genç olsanız ne yapmak isterdiniz?” sorusunu yönelttik.

Edebiyatçı-yazar Beşir Ayvazoğlu bu soruya “Yurt dışına çıkar, birkaç dil öğrenir, felsefe ve tarih okur, köklü bir musiki veya resim eğitimi almak isterdim.” derken şair Haydar Ergülen “Bugün genç olsam İspanyolca ve Araçpa öğrenirdim.” diyor. Hürriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ise “Bugün eğitiminin başında genç bir insan olsaydım, 21’inci Yüzyıl’ın trendlerine bakar, ona göre meslek seçerdim. Nedir bu meslekler diye sorarsanız cevabım şu olurdu: “Spor, eğlence, iletişim, hukuk, sağlık, mikrobiyoloji.” ifadesini kullanıyor. Sanatçı Ahmet Özhan gençliğinde de müzikle meşgulmüş. “Sabahtan akşama kadar müzikle uğraşıyordum, merakım da o yöndeydi. Bu arada siyasi olaylar oldu. İhtilaller oldu. Bunlar olurken ben hep müzikle ve mesleğimle uğraşıyordum.” cevabını veriyor. Sosyolog-yazar Emre Aköz “Ömrümün 4-5 yılını yurtdışında geçirsem iyi olurmuş.” derken gençlerin mutlaka kurslara gitmesini ve bir konuda uzmanlaşmalarını istiyor.

BUNLARA DİKKAT!

Çağın gerektirdiği bilgilere ve donanıma sahip olmak için çok çalışın

Okuyun, okuyun, okuyun…

Bilen kişi değil, yapabilen kişi olmaya gayret edin

Mutlaka bir, hatta iki yabancı dil öğrenin

Mesleğiniz dışında en az bir konuda uzmanlaşın

Güzel sanatların bir dalıyla ilgilenin

Teknolojinin imkanlarını kullanmayı öğrenin

Yurtdışını görme, gezme fırsatlarını değerlendirin

Kendinizi yetiştirme konusunda ‘sabırlı’ olun

Şükretmeyi hiçbir zaman ihmal etmeyin

——————————————————————————–

Bugün genç olsanız ne yapmak isterdiniz?

Hüseyin Çelik (Milli Eğitim Bakanı)
Dünya vatandaşı olmaya çabalardım

Ben genç olsam dünya vatandaşı olmaya çalışırdım. Gençlerimiz bizi başkalarından farklı kılan özelliklerimizi ve güzelliklerimizi depolamalı ama bir dünya vatandaşı olmalı. Bunu sağlamanın yolu ise bilgiyle donanımlı olmaktan geçiyor. Bizim gencimiz çok iyi bir tahsil yapmalı, birkaç yabancı dil bilmeli ve bilişim teknolojileri kullanabilmeli. Öncelikle gençlerin kendilerinin farkında olması gerekiyor. İnsanın kendini bilmesi, bir varlık olarak ben neyim, insan olarak değerim nedir bunun çok iyi algılanması lazım. Sonrasında gençler kendisiyle, ülkesiyle ve dünya ile barışık olmalı, insanlık âleminin bir ferdi olduğunun farkına varmalı.

Emre Aköz (Gazeteci-yazar)
Gençler kurslara gitsin

Ben geçmişe baktığımda 4-5 sene yurtdışında kalsam iyi olurmuş. Senin problem olarak yaşadığın şeylerin orada problem olmadığını görüyorsun. Bugün gençlerin çoğu üniversite sınavlarında istedikleri bölümlere giremediği için mutsuz. Gidebildikleri bütün kurslara gitsinler. O gidişler yeni ufuklar açacak, yeni beceriler katacaktır onlara. Meslekleri dışında bir konuyu iyi bilsinler. Bir alanda uzlaşma bakışı disipline eder. Hayata öyle bakmaya başlarsın. Bir de zevklerine uygun bir şey biriktirsinler. Mesela ben şimdilerde Atatürk’le ilgili poster, saat, tişört gibi şeyleri biriktiriyorum. Küçük şeyler biriktirmek de hayata bakışı toplar.

Haydar Ergülen (Şair)
İspanyolça ve Arapça öğrenmek isterdim

20 yaşlarında olsaydım keşke diyorum elbet, mutlaka çok iyi yabancı dil öğrenmeye çalışırdım; özellikle de İspanyolca, Arapça gibi büyük kültürlerin ve uygarlıkların dilini öğrenmek isterdim. Sigara içiyorsam derhal bırakır ve bir daha elimi bile sürmezdim… Interrail aracılığıyla dünyayı dolaşmak isterdim. Dünyanın yalnızca Batı’dan ibaret olmadığını bir de Doğu’su olduğunu unutmazdım gezerken, yaşarken, düşünürken. Fırsatını bulup Türkiye’yi bir uçtan bir uca gezerdim. Mümkünse bir müzik aletini çalmak isterdim… Karşılıksız da olsa, ki zaten tek kişiliktir, aşka hepsinden çok vakit ayırır, gençliğimi aşksız bırakmazdım.

Ahmet Özhan (Sanatçı)
Sabahtan akşama kadar müzikle uğraştım

Ben ilginç bir şekilde gençliğimde hep sonradan mesleğim olacak şeyle meşgul olmuşum. Sabahtan akşama kadar müzikle uğraşıyordum, merakım da o yöndeydi. Bir şeyin ilmiyle meşgulseniz, ona emek veriyorsanız, sapkın şeylerden zaten uzakta oluyorsunuz. ‘Keşke’ şeytanı sevindirecek bir sözdür. Cenab-ı Hakk’ın senin varlığında açığa çıkarmayı murat ettiği bir kapasite var. Keşkelerle Allah’ın muradını örselediğinin farkına varırsan keşkeden de vazgeçersin. O zaman rıza ve şükür devreye girer. Ben Cenab-ı Hakk’a şükrediyorum. Böyle bir meslek sahibi, böyle bir hizmet sahibi ettiği için.

Sevinç Çokum (Yazar)
Çok gezer, çok fotoğraf çekerdim

“Şunları şunları yaşayamadım..” gibi bir şekvada, yakınmada bulunmak istemiyorum. Bir üniversite bitirdim ve bugüne kadar yazar olarak da verimli sayılabilecek çabalarım oldu. Yine de öğrenimimi ve bilgiyi ileri noktalara götürmek isterdim; bunun için daha geniş zamanlarımın, imkânlarımın olmasını.. Bugün genç olsaydım, herhalde meydanlarda, belki çevre için veya daha başka konularda mücadele eden, çok gezen, çok fotoğraf çeken, televizyon programları üreten, yaşayan, kanlı canlı programlar gerçekleştiren biri olurdum aynı zamanda. Yazarlığımı daha aktif biçimde desteklerdim.

Beşir Ayvazoğlu (Araştırmacı-yazar)
Ömrümün 5-10 yılını yurtdışında geçirebilseydim

Ben gençliğimi çok zor şartlarda ve imkânsızlıklar içinde yaşadım. Fakat bunlar tecessüsümü hiç köreltmedi; hep merak ettim, bilginin peşinde koştum ve bulabildiğim her şeyi okudum.. Yapmak isteyip de yapamadıklarım da var. Mesela, ufkumu daha da genişletebilmek için birkaç yabancı dil öğrenmek, ömrümün beş-on yılını başka ülkelerde yaşamak, dünyaya daha fazla açılmak isterdim. Yurtdışına çıkar, birkaç dil öğrenir, felsefe ve tarih okur, köklü bir musiki veya resim eğitimi almak isterdim. Ve tabii gelişen iletişim teknolojisinin bütün imkanlarını en iyi şekilde kullanmak…

Birol Güven (Yapımcı)
Geriye dönüp de keşke demem

Şimdi bilgili olmak çok değerli bir şey değil. Çok büyük bir bilgi arzı ile yaşıyoruz. Google’a yazıyor ve her türlü bilgiye ulaşıyorsunuz. Yani bilen kişi olmak önemini yitirdi. Bilen kişi olmaya değil, yapabilen kişi olmaya çalışsınlar. Gençlik ürettiği kadar var. Bildiği kadar değil. Günümüz insanı her şeyi bilmek zorunda değil. Google’dan kısa sürede ulaşabileceğiniz bilgiyi yanınızda taşımayın. Ben yapamadıklarım için keşke derim. Yaptıklarım için demem. Şöhret olmak mühim değil.Hem şöhret hedef olamaz. Yan ürün olur. İyi bir şey yaparsın, zaten şöhret olur. Şöhret olmak için çaba harcamaya gerek yok.

Ertuğrul Özkök (Yazar)
Çağın trendlerini atlamayın!

Bugün eğitiminin başında genç bir insan olsaydım, 21’inci yüzyılın trendlerine bakar, ona göre meslek seçerdim. Nedir bu meslekler diye sorarsanız cevabım şu olurdu: ”Spor, eğlence, iletişim, hukuk, sağlık, mikrobiyoloji.” Tabii bir de yüz yıllardır eskimeyen o meslek: Finans, yani paranın bilimi…

Mümtaz Soysal (Siyasetçi)
Donanımlı olun, sabırlı davranın

“Gençler donanımlı olun. Kendinizi iyi yetiştirin. Sabırlı davranıp zamanında çıkış yaparak başarı kazanın. Kendinizi iyi donatıp yetiştirememişken yapacağınız her girişimde başarısızlığa uğrarsınız.”

İbrahim Polat (İşadamı)
Günde 20 saat çalışırdım!

‘Bugün genç olsam 8 saat az gelirdi, 18-20 saat çalışırdım. Bizim zamanımızda iş yoktu. Şimdi iş çok, para çok, çalışan yok. Bir de çok kolay para kazananlar çok kolay harcarlar. Biz zor kazanmışızdır, zor harcıyoruz. Ben fuzuli masraf yapmaya acırım’

gencyolcular

Genç Yolcu 2005 yılında #BirlikteKeşfedelim sloganıyla Gezi • Kültür • Sanat alanında yayın hayatına başlamıştır. İletişim: bilgi@gencyolcu.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir