Eşrefpaşalılar…”anse”den bir delikanlılık oyunu…

2009 mayısıydı sanırım. ÖSS’ye can hıraç son çalışmalarımı yapıyordum.stresim bünyemi aşmış,yorgunluk gözaltlarıma vurmuştu.

bir iş çıkışı annem beni işte bu dertten bir an olsun uzaklaştımak niyetiyle elindeki tiyatro biletlerini değerlendirmemiz gerektiğini vurguladı.”tavsiye üzerine” diye de ekledi sözlerine.kalktık gittik akşama maltepe sahile.

tiyatronun adı “eşrefpaşalılar”.ANSE-Ankara Sanat Evi (2007’den beri İstanbul,Bulgurlu’dadır.) tiyatro grubunun oyuncularına ait,anadoluyu gezmiş bir tiyatro.

120 dkydı sanırım.ve de iki perde.oyuncular gözü kapalı oynarken,İzmirli eşrefpaşalıları yetenekleriyle sevmiştim o vakitler.anse’nin güzel fikirlerini ve özellikle insan sevgisini  esprili bir dille aktarmaları da hoştu.yüze tebessüm kazandırıyordu.zaten bana göre bir tiyaro nasıl kötü olabilirdi ki.canlı canlı bir yeteneyi izlemenin nesi kötü olabilirdi?

aradan vakitler geçti ve 2010 teşrif etti.

derken Ocak ayında filme çevirildiğini öğrendik.tiyatroya sığmadı denildi.ve”kulak kesiyorlardı kulak kesildiler” sloganıyla gelicekler diye dolandı durudu dillerde.ama ben açıkcası bu fikre pek sıcak bakmamıştım.”tiyatro daha iyi yahu” diye bi dolu da çıkışmıştım.çünkü beyaz perde yorumunda bu doğallığı kaybedeceğinden endişe duymuştum.

1 mart pazartesi günü Maslak TİM show center’da yapılacak olan filmin galasına davet edilen ebeveynlerimin talebiyle yola koyuldum,yorucu,sınavla geçmiş bir günün ardından “eşrefpaşalıları” görmeye gittim.

sıcak  ve neşeli bir ortam…

içerisi dopdolu olup, maslak trafiği kilitlenip,medya söyleşisini bitirdikten sonra sıra geldi filmi seyretmeye.

işte o anlarda yanıldığımı anladım.hayallerinin geniş olduğunu gördüm ve takdir ettim.

“Küfürsüz komedi, şiddetsiz aksiyon ve düzeyli romantizm” sloganıyla vizyon bekleyen bu filmin dedikleri gibi sezonun sürpriz filmi olduğunu kanaat getirdim.

evet,oyuncuların aslına sadık kalınmıştı,senaryoya sadık kalınmıştı,tiyatroya sadık kalınmıştı.gerçekten sade ve etkileyiciydi.benim için hala tiyatronun tadı başka(her zaman ve her konuda) belki ama filmin de çok samimi bir havaya sahip olduğunu iddia edebilirim.en büyük artısı çalıntı amerikan usülü bir yapmacık olmaması,Türk usülü bir samimiyeti barındırması.

“bu kadar coşkulu bir gala görmedik” diye yazmış yazarlar.katılıyorum.öyle coşkuluydu ki öyle alkışlar aldı ki bizden anlatamam.yapımcılar bile ayakta izledi o derece coşkuluydu.özlediğimiz samimi filmlerin hasretini dindiren cinstendi.

çekim ekibi,oyuncular ödüle layık.gerçekten.film bile ödül almalı.ne,saçma,edep ve ahlak dışı Recep İvedik gibiler mi alsın yahu ödülü.hayret birşey.

yalnız tek eleştirimi konu geçişlerine yapabilirim.ancak bunun sebebi daha önce tiyatro detayını izlemiş olmamdan kaynaklandığından bu durumu geçicem.çünkü haksızlık etmekten korkarım.

ama şunu diyebilirim;çarpıcı bir finale sahip olabilirdi eşrefpaşalılar.filmin son sahneleri olduğunu anlamalıydık diye düşünüyorum.

film ekibini de atlamamak lazım.

onları ayakta alkışladıktan sonra;

çarşamba günkü ankara galasında da onlar, Başbakandan ve bazı bakanlardan alkış aldıktan sonra;

5 mart cuma günü vizyona girecek olmasından ötürü filmi sizlere de şiddetle tavsiye ederim.bu sade,samimi ve doğal filmi.(filmi de devam ediyorsa gösterim tiyatroyu da.) ancak biletler çoktan satıldı haberiniz olsun.yer bulmaya çalışın:)işte sizlere film hakkında genel bir bilgi;

  Senaryosu Burak Tarık‘a Ait Olan, Yönetmenliğini Hüdaverdi Yavuz‘un Yaptığı, Başrollerini Turgay Tanülkü, Sermin Hürmeriç, Sinan Taymin Albayrak ve Hüseyin Soysalan‘ın Paylaştığı Eşrefpaşalılar;

İzmir Eşrefpaşa’dan gelip İstanbul‘a yerleşmiş iki dosttan biri olan Tayyar (Hüseyin Soysalan), güç ve iktidar tutkusu ile büyük bir mafya lideri olurken; Davut (Turgay Tanülkü), küçük mahallesinde namusuyla kahvesini işletmektedir. İkisi de aynı kadını sevmiştir fakat Madam Eleni (Sermin Hürmeriç) Davut’u sevmesine rağmen Tayyar ile evlenmek zorunda kalmıştır. Bir de kızı Duygu (Deniz Özpınar) dünyaya gelir. Fakat Tayyar, Madam’ın gönlünün Davut’ta olduğunu bildiğinden bunu sindiremeyip kızı ile birlikte Madam’ı ortada bırakır. Tayyar bir şekilde intikam alacaktır ve bunu Davut’un evlatlığı Nusret’i(Burak Tarık)kendi yoluna çekerek yapacaktır. Mahalle kabadayısı Nusret ise bir tarafta sevdiği kız, sevdiği insanlar; diğer tarafta ise para ve saltanat arasında kalır. Bu iki dünya arasında bocalarken mahallenin metruk camisine bir hoca (Sinan Taymin Albayrak) tayin olur ve olayların seyri değişmeye başlar.

TARİHİ MEKANLAR KULLANILDI

Yaklaşık bir ayda tamamlanan filmin tamamı İstanbul‘da çekildi. Çekimlerde özellikle İstanbul‘un tarihi mekanlarından Balat, Eyüp, Ayvansaray kullanıldı. Mahallelinin gerçek sakinlerinin de rol aldığı filmde Eyüp’teki Zalmahmutpaşa külliyesi, Aksaray’ın gece kulüpleri, Cankurtaran’daki metruk binalar,Bağdat caddesi ve birçok meyhane çekimlerin yapıldığı yerler arasında yer aldı.

Bu yazımızı okuyan 1.033. takipçimizsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir