Cuma Namazı, Dünya Hayatı ve Peygambere Bağlılık

Bir Cuma günüydü. Peygamber şehri Medine’de, uzun zamandır bazı malların ciddi sıkıntısı yaşanıyordu. Özellikle temel gıda maddelerini bulmak çok güçleşmişti. Kıtlık vardı. Herkes Suriye’den dönecek olan ticaret kervanını bekliyordu.

Peygamber Efendimiz (sav) Mescid-i Nebî’de hutbe okumak için minbere çıkmıştı. Ayağa kalkmış Cuma hutbesini irad buyuruyordu. Tam o esnada kervanın geldiğine dair sesler duyuldu. Medine’de kervanın sesini işiten çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı herkes kervanı karşılamaya gitti. Ortalık adeta yıkılıyordu. Medine’yi birden öylesine sevinç kapladı ki, kervanı karşılamaya gidenlerin coşkulu sesi çok geçmeden mescide kadar ulaştı.

Peygamber Efendimiz (sav) hutbe okurken mescitte bulunanlar da birden kapıya yöneldiler. Herkes dışarı çıktı. İçeride Peygamber Efendimiz hariç sadece 10 kişi kaldı.

Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar olayı aktarırken konunun tam bu noktasında sesi titredi ve şunları söyledi: “Tarihi kaynaklar, Peygamber Efendimiz hutbede iken kimlerin mescitten dışarı çıktığını kaydetmiyor. Bunun listesi yok elimizde. Ama içeride kimlerin kaldığını ve istiflerini hiç bozmadan Peygamber Efendimizi dinlemeye kimlerin devam ettiği kayıtlarda var. Bunlar daha sağlıklarında cennetle müjdelenen 10 sahabiden başkası değildi.”

İkaz ayetleri geliyor…

Bu durum Peygamber Efendimizi oldukça üzdü. Yüce Mevlâ bu hadise üzerine şu ayetleri inzal buyurdu: “Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

Bu ayetten önceki diğer 2 ayet de şöyledir:“Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah’ı zikre koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz. (Cuma Süresi, 9-11 )

Ayet-i Kerime Müslümanları bir daha böyle bir şey yapmamaları konusunda uyardı. Allah’ın vereceği rızık ve ticaretin daha hayırlı olduğu ve Allah’ın en hayırlı rızık veren olduğu beyan edildi.

Gelen ayetleri duyduklarında kervanı karşılamaya gidenler çok üzüldü. Ama artık yapacak tek şey vardı: Tevbe… Onlar da öyle yaptılar. Medine’de benzeri bir olay bir daha asla yaşanmadı Onlar sayesinde, Cuma gününde dikkat edilecek hususlar ve yapılacak ibadetler en güzel şekliyle bize ulaştı.

O gün bugündür, Cuma günü ve Cuma namazı Müslümanlar arasında ayrıcalığını ve güzelliğini hep korudu Cuma namazlarında dalga dalga sokaklara taşan cemaat bunun en önemli göstergesidir.

Bu hadiseyi aktarmamızın temel nedeni ve konunun ince ayrıntısı şu:

Kervan geldiğinde mescidi terk etmeyen 10 sahabi, daha hayatta iken bu davranışlarından dolayı cennetle müjdelenmediler. Cennetlenme müjdelenme nedenleri doğrudan bu olay değil. Herbiri değişik zamanlarda değişik vesilelerle cennetle müjdelendiler.

Burada bizim için mesaj olacak konu; bu olayın, daha sağlıklarında iken cennetle müjdelenen sahabelerin ortak özelliğini ve diğer sahabelerden farkını yansıtmaya yardımcı olmasıdır. Demek ki bu sahabeler için tüm dünya bir yana, Allah ve Rasulü bir yanaydı. Allah ve Rasulü ile irtibatları bu derecede kavi idi. Demek ki herkesten ayrılan daha mükemmel nitelikleri vardı.

Sakın kimse yazıdan yanlış bir mesaj çıkarmasın ve mescidden ayrılan sahabelerle ilgili farklı bir yorumda bulunmasın. Konuyla ilgilenenler bilirler ki, Cenabı Allah, kıyamete kadar tüm insanlık için ders olacak tüm konular hakkında birer örnek olayı asrı saadette tecelli ettirmiş ve bu olaylar vasıtası ile bizlerin yolunu aydınlatmış. Allah hepsinden razı olsun.

Yazımızı bir hadisi şerif ile bitirelim:

“Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz.” (Feyzu-l Kadir 4,76; Camiu’l-İlm 2/91)

……………………………..

Not 1: Cennetle müjdelenen 10 meşhur sahabi şunlardır: Hz. Ebû Bekr (ö. 634), Hz. Ömer (ö. 643), Hz. Osman (ö. 655). Hz. Ali (ö. 660), Hz. Abdurrahman b. Avf (ö. 652), Hz. Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh (ö. 639), Hz. Talha b. Ubeydullah (ö. 656), Hz. Zubeyr b. Avvam (ö. 656), Hz. Sa’d b. Ebi Vakkâs (ö. 674), Hz. Said b. Zeyd (ö. 671).

Not 2: Bir başka rivayete göre o gün mescitte 12 kişi kaldı. Diğer 2 kişi Bilal ile Cabir, yahut Ammar ile İbni Mes’ud veya Bilal ile İbni Mes’ud idi. Gelen kervan ise henüz o sırada Müslüman olmamış bulunan Dihye b. Halife’ye veya Abdullah b. Avf’a aitti.

Prof. Dr. Osman ÖZSOY

e-Kalem

Bilgisayar & Internet, Sinema, Din, Yaşam ve Gündemdeki konular hakkında kendi düşüncelerini yazmaya çalışmaktadır. GençYolcu.com'da ve e-Kalem.com'da yönetici ve editör olarak görev yapmaktadır. Değerli yorumlarınızı sayfaların alt kısmından bizlere ve tüm okuyucularımıza ulaştırdığınız için teşekkür ederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir