Çağlar boyu insanlığı etkilemiş 18 farklı sayının gizemi

Sayılar, herkes için farklı anlamlar taşısa da, geçmişten günümüze toplumlar için ortak bazı anlamlar taşıdığı bilinmektedi

1  SAYISI

Bir, her sayıya nüfuz etmiştir. Bütün sayıların ortak ölçüsüdür. Bütün sayıları birleştirmiştir, ister çıkartarak ister çarparak. Bir, her zaman aynı ve değişmezdir, bu nedenle kendi kendisiyle çarpıldığında yine kendisini verir. Parçası olmasa da bölünebilir. Bununla birlikte bölme parçalardan çok yeni birimler doğurur.

İslâm düşüncesinde vurgu genellikle tek sayılara yapılmıştır. Tek sayılar eril, çift sayılar dişil kabul edilmiştir. “Allah tektir, teki sever” ifâdesi yaygın kullanımdır. Tasavvuf düşüncesinde Allâh’ın birliğini telaffuz etmek bile konuşan bir öznenin varlığını peşinen kabul etmeyi gerektirdiği için, yalnızca Allah kendi birliğine şehadet edebilir. Ebû Saîd el-Harraz’ın  ifâde ettiği gibi, yalnızca O, “Ben” deme hakkına sahiptir.

2  SAYISI

İki kuşkudur, anlaşmazlıktır, uyumsuzluktur, çekişmedir, çift cinsiyettir, iki daldaki ikiz meyvedir, tatlı ve acı.

Yaratan ve yaratılan ikiliğini gösterir. Mekân ve zaman ancak yaratma eylemiyle varlık alanına gelir. Allah da kendini, gece ve gündüzün değişmelerinde, nefes alıp vermelerde, kalp atışlarında, elektrik akımını meydana getiren pozitif ve negatif kutuplarda celal ve cemal sıfatlarının ardından gösterebilir. Kur’ân besmele ile başlar. “B” harfinin sayısal değeri ikidir. Bu da yaratılmış her şeydeki için ikiliği temsil eder.

3 SAYISI

İnsanın 3 hakkı vardır: Özdeyiş  “iyi şeyler üç kere olur” der ve neden psikologlar 3’ün, 2’nin bölünmesinin yol açtığı zararı giderdiğini düşünürler. Neden, Ludwig Paneth’in ifade ettiği gibi, üçleme yeni bir bütünleşmeye yol açar, önceki dualiteyi olumsuzlamaz, daha çok çocuğun erkek ve kadın olarak anne babayı birleştirici bir öğe olması gibi, üstesinden gelir.

Tasavvuf geleneğinde üç boyutlu bir dünyâda yaşamadığımız ifâde edilmiştir. Bu çerçevede kapıyı çalarken veya belli soruları veya nezaket sözlerini tekrarlarken olduğu gibi üç kez yinelenmesi gereken pek çok âdet ve gelenek vardır.

Peygamber (sav) de sözlerini üç kez tekrarlardı. Bir hadise göre dindar insanın hayatı üç aşamaya bölünmüştür. Zahirî, şer’î ve amelî İslâm.

Kur’ân, Müslümana nefsin üç aşamasında söz eder: Nefs-i emare, nefs-i levvame ve nefs-i mutmaine.Maneviyat yolu üç aşamalıdır. Şeriat-Tarikat-Hakîkat.Yoldaki her aşama üç dereceye bölünür: Avam, havas ve havassu’l-havasın uyacağı kurallar.

SAYISI

Dört, karenin ve düzenli evrenin sayısıdır. Dört yön, dört öğe, dört sayısının bu düzen koyucu gücüyle ilgili bilinen en iyi örneklerdir.

Dört kitap; Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân-ı Kerîm vardır.

Cenaze törenlerinde en az dört tekbir alınır.Hulefa-i raşidin dörttür.

Erken dönemlerden itibâren çok sayıda okulun billurlaşmış hali, dört fıkıh okuludur.

Şehir ve binaların kare biçimindeki inşası kozmolojik modele göre inşasına rastlanılmaktadır.

5 SAYISI

Beş rakamı, beş duyuyla ilintilendirilmiştir.

Allah sözcüğünün beşinci ve temel harfi olan “h”’nin sayısal değeri beştir.

Günde beş vakit namaz vardır.

İslâm’ın beş temel şartı vardır.

Büyük peygamberlerin sembolüdür. Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed (sav)

6 SAYISI

Kadim ve Yeni-Platoncu sistemlere göre, 6, hem toplamı hem de parçaları açısından en mükemmel sayıdır: ya 1+2+3 toplamıyla ya da 1x2x3 çarpımıyla elde edilebilir. Ayrıca ilk erkek sayı (2) ve ilk dişi sayının (3) ürünüdür. Psikoloğun bakış açısından en basit biçimiyle bir analiz ve sentez bileşimini temsil eder: 2×3. Geometrideki bütün düzlemsel şekilleri özetler (nokta, çizgi, üçgen) ve küp, 6 kareden oluştuğu için, bütün kapalı yapılar için ideal biçimdir.

Allah âlemi altı günde yaratmıştır. Bu dünyâ mecazî dilde genellikle bir küp olarak tasvir edilir. Bu küpün altı yüzünün merkezinde zayıf insan, dört öğe ve beş duyuyla prangaya vurulmuştur. Altıgen”, makrokozmik ve mikrokozmik üçgeni birleştiren altı köşeli yıldız kabul edilir .

7  SAYISI

Çok eskiden beri 7, insanlığı kendisine hayran bırakmıştır. Yedi Yaratılış sayısı adlı incelemenin yazarı Desmond Varley, kendisinden önce pek çok kişinin yapmaya çalıştığı gibi, dünyadaki her şeyi 7’ye indirgemeye çalışmıştır. Gerçekten de 7, 4 elementi kuşatan ve duyusal güçlere karşılık gelen maddi dörtlemeyle (hava=zeka, ateş=istenç, su=duygular, toprak=ahlak) birlikte yaratıcı ilkelerin üçlülüğünü (aktif zeka, pasif bilinçaltı ve işbirliğinin düzenleyici gücü) içerir. 7’nin böylesi 3’ü ruhsal, 4’ü maddi iki parça ilkeye bölünmesi ortaçağ yorum biliminde de çok sık kullanılmış, birçok sanatsal çalışmanın temelini oluşturmuş.

Tavaf, Kâbe’nin etrafında yedi kez şavttan ibârettir.

Mina’da şeytan taşlaması yedi taş kullanılarak yapılır (üç kez tekrarlanır).

Kur’ân’ın yedi katmanlı anlamı vardır ve yedi kırata göre okunur.

Namazın her rekâtı yedi bölümden oluşmaktadır.

Cehennemin yedi kapısı bulunur.

8 SAYISI

Dinler tarihinde ebedi mutluluğun, kemal ve sonsuzluğun sayısıdır.

Allâh’ın Arş’ı sekiz melek tarafından kaldırılmaktadır: “Melek(ler) onun kenarlarındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların üstünde sekiz (melek) taşır.”

Camilerin avlusundaki sekizgen çeşmeler, Semavî Arş’ın hatırlatıcısıdır.Cennetin, Cehennemden bir tane fazla olmak üzere sekiz kapısının olması, Allâh’ın merhametinin azabından fazla olmasıdır.

9 SAYISI

9 sayısı çeşitli biçimlerde yorumlanabilir. Bazen 9 acı ve kederle eş gören olumsuz özellikler içerdiği söylenebilir. 9 acı çekme ile bağlantılıdır; Çünkü İsa günün dokuzuncu saati (güneşin doğuşundan itibaren, yani öğleden sonra 3’te)  ölmüştür.

Büyütülmüş kutsal üç diye tanımlanan dokuz sayısı, Türkler ve etkileri altındaki halklar arasında yaygındır.

İslâm astronomisinde dokuz felek kavramı görülmektedir. Dokuz, Türk hanedanlarında görgü kuralları ve resmi hayatta önem taşımıştır.

Moğol Hindistan’ında yüksek mevki sahibi bir insana dokuzun katları sayısınca hediye getirme âdeti tokuz, “dokuz” sözcüğünü “hediye, ikram” terimine dönüştürmüştür.

10 SAYISI

Sayma işlemini yaptığımız parmakların sayısı olduğu için eskiden bu sayıya yüksek paye verilirdi.

Romalı Şair Ovidius böyle söylüyor ve en azından bizim geleneğimizde 10 parmak, bildik onlu sistemin temeli olarak işe yaramış gözükmektedir. Gerçekten de W.Hartner’in göstermiş olduğu gibi, antik dönemdeki sayma sistemlerinin çoğunun da temeli olmuştur. Yani 10 her şeyi içermektedir. 10’da çok katlılık daha yüksek bir düzeyde yeniden birliğe döner. 10’un yeni birçok katlılığa doğru ilk basamak olması 100 ile başlayan başka bir basamağa yol açar ve bu böyle devam eder.

Araplar ve Müslümanlar onlu sistemi kullanmışlardır. Mükemmelliğe aşere-i mübeşşere, Peygamberin Cennet müjdelenen on sahabesiyle ulaşılmıştır.

Osmanlıların onuncu padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman’ın, hicri onuncu yüzyılın başında doğması ve on oğlunun bulunması, Türk tarihçilerin ona çeşitli onlu olaylar atfetmelerine neden olmuştur. Buna örnek olarak on ülke fethetmiş olması verilebilir.

Askeri birlikler (Eski Roma’da olduğu gibi) on ve katlarına göre düzenlenmiştir.

On sayısı, Şia’ya, özellikle Hz. Hüseyin’in şehit edildiği Muharrem’in 10. gününü hatırlatır.

12 SAYISI

12’nin çok büyük bir anlam ve etkinlikler dairesi olduğu söylenir. 12’nin ilginç yanı burçlar kuşağının gözlemlenmesidir. Kadim Babil’de çok iyi bilindiği gibi ay 12 noktadan geçerdi, tabii güneş de. Ayrıca antikiteden beri bilinen 12 kuzey, 12 de güney yıldızı vardır. 12’li sistem üzerine kurulan yıl, 12 aya bölünmüştür.

Burçların sayısının on iki oluşu, en çok kendileriyle on iki burç arasında gizemli bağlantıların kurulduğu Şia’nın on iki imamından kaynaklanmaktadır.

18 SAYISI

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinin giriş bölümündeki beyitlerin on sekiz tane olmasından dolayı Mevleviler tarafından on sekiz sayısı sevilmektedir. On sekiz bin âlem, hayli erken dönemlerden beri bilinen bir kavramdır .

 19 SAYISI

On dokuz, vahid (bir) sözcüğünün sayısal değeridir. Bahailerin kutsal sayısıdır. Cehennemin on dokuz sadık bekçisi bulunur.

Besmelede on dokuz harf yer almaktadır.

Yedi peygambere ve On iki İmama karşılık gelen yedi gezegen ve on iki burcun toplamı olması nedeniyle on dokuz sayısı, Şii düşüncesinde önemli bir yer tutar.

40 SAYISI

M harfinin sayısal değeri kırktır. Bu harf özellikle Muhammed (sav) ismiyle, daha dar anlamda ise onun “semavi ismi” Ahmed’le bağlantılıdır.

Kırk sayısının yaygın anlamı, hazırlanma ve arınmadır.

İsrailoğullarının çölde dolanıp durdukları kırk yıl, insanoğlunun çekmek zorunda olduğu başka bir takım çileleri simgelemektedir.

Musa (as)’ın kırk günlük orucu, sufinin kâmil maneviyatı elde edebilmek için yerine getirmek zorunda olduğu kırk günlük inzivanın  örneğini oluşturur.

Günlük hayatta doğum yaptıktan veya ölümden sonra arınma için, kırk gün geçmesi gerekir. Çünkü bu durumlara ilgili tabulardan ancak bu süre içinde kurtulmak mümkündür.

Tufan kırk gün sürmüştür.

İdris, Hûd, Sâlih ve Muhammed (s.)’e kırk yaşında peygamberlik verilmiştir. Çünkü kırk tam olgunluk yaşıdır.

Müslümanların inanışına göre Ahir Zamanda kırk halifenin hükümranlığının ardından Mehdi zuhur edecek ve kırk yıl hüküm sürecektir.

Türk-İslâm kültüründeki Kırklar gibi kırk veli, tasavvuf hiyerarşisinde önemli bir gruptur.

Ehl-i suffe kırk kişiden oluşmaktadır. Onların anısına Hâksârî dervişlerin külahlarının etrafındaki bağ, birlikte bükülmüş kırk iplikten oluşur.

Ali Baba kırk haremi ile uğraşmak zorunda kalmıştır.

Sivrisinek Nemrut’un beynine girip kırk günde ölümüne yol açmıştır.

Peri masalları kırklarla doludur, bir batında kırk kız doğuran vardır, düğünler daima kırk gün kırk gece sürer, kahraman kırk savaşta muzaffer olur.

Biriyle bir fincan kahve içmek, Türk folklorunda kırk yıl sürecek bir dostluk başlatır.

100 SAYISI

Yüz, mükemmelliğin büyük yuvarlak sayısıdır. Kutsal 10’un karesi olarak Helenistik dünyada mükemmel İyi’ye işaret eder. “100 kere” onlu sistemde “çok sık” anlamına gelir “Bunu sana 100 kere söylemedim mi?” . Çincedeki “100 ağız” deyimi ise tam olarak birisinin bakmakla yükümlü olduğu kalabalık bir aile anlamına gelir.

360 SAYISI

360 sayısı, dairenin dereceleri ve yuvarlak yılla bağlantılı olarak hayli önemli bir sayıdır. Bu nedenle çok kullanılmıştır, örneğin bir Veda tapınak ayininin sunağı 360 taştan yapılmıştır.

1001 SAYISI

1001, 41 ve 101 gibi, büyük sayıların aşılması ile 1001 “sonsuzluk, sınırsızlık” anlamına gelir. En bilinen örnek Binbir Gece Masalları ilk aklımıza gelendir. Lao Tzu’nun  “1’den 2, 2’den 3 ve 3’ten 10.000 şey çıkar.” ifadesiyle bu sayı evrendeki görünümlerin sonsuz çokluğunu ve ayrıca da ölümsüzlüğü simgeler.

Kaynak: www.girebi.com

 

_Hamid Uyanık_ on Email_Hamid Uyanık_ on Facebook_Hamid Uyanık_ on Instagram_Hamid Uyanık_ on Twitter
_Hamid Uyanık_
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı
1994 Konya doğumlu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Konya ve Malatya Darende'de tamamladı. Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunu. Hobileri arasında Seyehat, Kitap, Konsol oyunları ve Sinema vardır. Beşiktaş taraftarıdır.
Okunma: 346

_Hamid Uyanık_

1994 Konya doğumlu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Konya ve Malatya Darende'de tamamladı. Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunu. Hobileri arasında Seyehat, Kitap, Konsol oyunları ve Sinema vardır. Beşiktaş taraftarıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir