Bu Gençlere neler oluyor?

Begüm, daha hayatının baharında, 23 yaşında, arkadaşının evinde tuvalette aşırı uyuşturucu alarak intihar etti. Begüm’den birkaç gün sonra 19 yaşında bir genç kız Burdur’da yine arkadaşlarının evinde aşırı uyuşturucu sebebiyle öldü. Gazetelerin birinci sayfalarından duyurulan bu hikayelerin hiçbiri size uzak değil. Türkiye’de uyuşturucu kullanımının sayısı her geçen gün artıyor. Hatta istatistiklere göre tanıdığınız her 100 gençten 15’i herhangi bir uyuşturucu maddeyi bir kere olsa denemiş. Tüm bu istatistikler akıllara şu soruyu getiriyor: Uyuşturucu kullanımın bu kadar hızla artmasının sebebi ne? Her şey yolunda gidiyor gibi gözükürken yüksek dozda uyuşturucuyla neden öldürüyorlar kendilerini? Gençlerin önce yalnızlaşıp sonra bunalıma sürüklenmesinin nedeni ne? Manevî buhran mı geçiriyoruz?

Bunun pek çok nedeni var. Kimi uzmanlara göre yeni neslin hayat anlayışı, algısı değişiyor. Gençler yalnızlaşıyor, bunalıma giriyor. Birtakım değerleri unutuyor. Bu da manevî buhrana neden oluyor. Bu buhranla birlikte haz arayışı gençleri uyuşturucu bağımlısı yapıyor. Psikiyatr Prof. Dr. İlhan Yargıç’a göre yeni nesil hayatını hazlarının önderliğinde yaşıyor. Yargıç bu görüşünü, verdiği şu örnekle pekiştiriyor: “Yeni neslin insanları değerlendirirkenki argümanlarına dikkat edin lütfen, hepsi haz duygusu önde değerlendirmeler. “Hiç hoşuma gitmedi, gıcık oluyorum, çok güzel, keyifli adam, güzel kız…”

Merhamet duygusunu yitirmiş bir gençlik

Yargıç, içinde bulunduğumuz sistemin zevk almayı kutsadığını söylüyor. Bu da günübirlik yaşayan, her şeyden, öncelikle zevk almayı isteyen ve önceki nesillere göre her şeye daha kolay sahip olan yeni nesil, haz duygusunu en kolay ve pratik olarak uyuşturucuda bulabiliyor. Tatminsizlik, sevgi eksikliği, yakınlık duygusunu ve sahiciliği yaşayamayınca da yüksek dozda uyuşturucu alıp, “haz” duygusunu zirvede yaşayarak ölüyor. En önemlisi de bu hazzın önündeki her şeyi bu anne, sevgili ya da evladı da olsa ortadan kaldırabiliyor. Psikolog Prof. Dr. Kemal Sayar bunu yeni neslin merhamet duygusunu yitirmesine bağlıyor.

Son zamanlarda daha çok insanın “Gençliğe neler oluyor?”, sorusunu sormasına sebep olan sadece uyuşturucudan ölen gençler değil. Annelerini öldüren genç kızlar, sevgilisini testereyle parçalayan genç adam, sevgilisiyle kendi evladını öldüren genç anne… Sayar, bu vakaları sosyal ve bireysel cinnetin göstergesi olarak değerlendiriyor. Ne kadar kötü olursa olsun, anneye saldırmak temel ahlaki değerlerde bozulma olduğunu gösteriyor. Bu sebeple Sayar, herkesin kendisine şu soruları sormasını istiyor: “Anne baba modeli yeni nesle nasıl anlatılıyor?” ve “Anne-baba çocuklarını nasıl yetiştiriyor?” Sayar’a göre bu vahşi cinayetler sevgi, ümit, bağlanma, acıma ve merhamet duygularının yitirildiği anlamına geliyor. O yüzden de çocuklara bitki, hayvan ve kardeş sevgisi yaşatılmalı, anlatılmalı.

Çocuklar boşlukta büyüyor

Sayar’ın dikkat çeken bir tespiti daha var: “Günümüz gençleri kim olduklarını, nereden geldiklerini ve bu dünyada ne tür bir amaç için bulunduklarını anlamakta zorlanıyorlar. Tarih ve süreklilik duyguları zayıf. Yaşadıkları anlamsızlık, duygularının zayıflamasına sebep oluyor. Dolayısıyla şiddete başvuruyorlar.” Gençler, duyduğu özgüven eksikliğini ego kabarmasıyla telafi etmeye çalışıyor. Şöyle düşünüyor: Benden başka herkes tuhaf, hiç kimsenin değeri yok, sadece ben önemliyim. Benim dışımda hayatın değeri yok. Amerika’da buna ‘ben kuşağı’ deniyor. Ben kuşağı dünyanın her yerinde var artık. Sayar, yeni neslin moral rehberlik konusunda eksikliği olduğunu vurguluyor. Geleneksel kurumlar (anne, baba, öğretmen, arkadaş) çocuğun hayatına yeterince karışıp destek sağlamıyor. Çocuklar boşlukta büyüyor. ‘Benim için iyi olan iyidir’ felsefesi yerleşiyor. Çıkarlarına hizmet edenin iyi olduğunu düşünüyor.

Aileler çocuklarının akademik kariyeriyle kişiliğinden çok ilgileniyor

Eğitim uzmanı Mehmet Dinç, ailelerin çocuklarının akademik gelişimini karakter gelişimine göre daha çok önemsediğini söylüyor. Gideceği okul, gireceği sınıflar, kitaplar, kurslar için fedakârlık yapıyorlar ama kişiliğinin oluşum süreçleri es geçiliyor. Ailenin es geçtiği bu alanı popüler kültür dolduruyor. Dinç’e göre böylelikle gençler ilkel insanî duygularının müptelası oluyor. Bu da haz ve öfke. Hemen tatmin edilmesi gereken duygular. Popüler kültür ise gençliğe şu felsefeyi dayatıyor: “Şımart kendini”, “anı yaşa”, “daha fazlasını iste” gibi…

Gençlerin ruh ve beden heyecan motivasyonuna ihtiyacı var

Prof. Dr. Halis Ayhan (İlahiyatçı) da diyor ki; Gençlerin ruh ve beden heyecan motivasyonuna ihtiyacı var. Bir de bilinçli yetiştirmeye… 4 yaşından itibaren çocuklar birinci bağımsızlık dönemini yaşıyor. Bu dönemde kötü davranışın kendine zarar vereceğini anlatmak gerekiyor. Ama “Yapma, etme” diye ikaz etmek çocuk için hiçbir anlama gelmiyor. Yani sigarayı anne-babası istemediği için ya da onlar kızacağı, cezalandıracağı için değil, bedenine-ruhuna zarar vereceğini bildiği için kullanmaması gerektiği bilinci verilmeli. Bu bilinçle kötü alışkanlıklardan uzak durur.

Kaynak: Pazar

gencyolcular

Genç Yolcu 2005 yılında #BirlikteKeşfedelim sloganıyla Gezi • Kültür • Sanat alanında yayın hayatına başlamıştır. İletişim: bilgi@gencyolcu.com

One thought on “Bu Gençlere neler oluyor?

  • 17 Eylül 2009 tarihinde, saat 13:53
    Permalink

    Bu sadece genç nesillerin yaşadığı bir sıkıntı değil, tüm dünya insanlarının eksik kaldığı bir konudur.Bu konu da SEVGİ dir.Sadece insan olduğu için insanı sevmek, doğayı sevmek, canlıları sevmek nedir öğretilmesi gerekmektedir.Bir şeye sevgisi olmayanın o şeye saygısı da olamaz.Gençlerin ailelerine ve hayata verdikleri tepki bundan kaynaklanıyor.Sevgiyle büyüyen her tohum bir gün elbet çiçek açar.Bir ailede sevgi eksikliği varsa o ailenin çocukları sorunlar yaşar, yalnız kalırlar.Bu yalnızlık ve sevgi açlığı onları farklı ortamlara, kötü alışkanlıklara iter.Gerçek mutluluğu tatmayan, onu aramayan gençlik bu yüzden anlık zevklern ve mutlulukların peşine koşmaktadır.Gerçek sevginin güzelliğini bilmeyenler, güzellik sandıkları sahte sevilişlerin kucağına düşerler.Böylece sevildiği sandıkları ortamlarda kötü alışkanlıklar ve huylar edinirler. Ailesine karşı gelmenin onu özgür ve yetişkin bir birey olduğu anlamına getireceğini düşünür, gerçek olgunluğun sevgiyle edinileceğinin farkına varamazlar.Bu nedenle sağlıklı bir gençlik için önce sağlıklı bir aile gereklidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir