Bir Yalnızlık Büyütüyorum

Kalbimin içinde sımsıkı tutuyorum onu. Kimsenin bilmesini istemiyorum içimdeki acıları… Öğrendim ki büyük acıları büyük yapan gizli olarak kalmasıymış. Ve Rabbim bir dua ve bir yalvarmayla kula yakın olduğunu anlatmak istermiş ama biz kulları derdi ve dermanı başka yerlerde ararmışız.
Bugünlerde derin acılar büyütüyor yüreğim. Kalbim kaldığı yerden devam ediyor eski acılarına. Acılar beni ben yapan ve hep bir arayışım olmalıymış mutlaka. Bulduğumu zannettiğim şey aradığım değilmiş. Şimdi bir içe ve derine çekilme zamanı.

Her şey geride kaldı merhaba acım ve merhaba kalbimin gülen yüzü. Rabbim yalnızlığım seninleyken bir anlam ifade ediyormuş özür dilerim ben Senin yerini başkaları ile doldurmaya çalıştım ama en büyük boşluğu işte o zaman yaşadım. Sana ait olan yer başkası ile dolmuyordu ve dolmamalıydı… Meğer ben önce ne kadar da mutluymuşum ama bu huzurumun ve mutluluğumun farkında değilmişim. Kaybetmem gerekiyormuş bu huzurun güzelliğinin değerini anlamam için. Geceleri sabahlara kadar beklediğim bir sevgili gibi özlediğim yokluğunda saniyelerin bir ay olduğu Senin sevdan, senin aşkınmış. Rabbim affet beni… Aşk arıyorum diye aşksızlığa talip olmuşum ben. Affet Rabbim affet. Gönlümü senden başkasına açma teşebbüsünde bulunduğum için affet…
Rabbim beni Sensiz bırakma… Beni yalnız bırakma.
Anladım ki hayat yalnızlıkla güzelmiş. Kendi başına Rabbinle olduğun zaman güzelmiş. Ve büyük acılar asla dillere dökülmemeliymiş.
Ve anladım ki hayatın anlamı ancak onunla varmış. Gerisi tamamen boşmuş… Bir hayal bir rüya imiş yaşanılanlar… Uyanınca bitiveren bir rüya ve bitince arkasından bir elhamdülillah çekilen bir rüya…
28.04.2004

Kerime Küçük

Bu yazımızı okuyan 877. takipçimizsiniz.

kerime küçük

Hayat hikâyem… Ben Konya’nın Beyşehir ilçesinin küçük bir kasabasında doğdum. Yedi kardeşten beşincisiyim ve ilme âşık tek çocuğum ailemde. Daha çocukluğumda bir tercih yapmak zorunda kaldım ya ilim ya ailem adına… Benim tercihim ilim adına oldu. Şimdi bazen pişman da olmuyor değilim bildiklerimden bir şeyler yapamadığım hayatıma uygulayamadığım, bilinenle yapılan arasında uçurumlar oluşmaya başladığı zaman, küçücük kasabamda hiçbir şeyden habersiz yaşamak acaba daha mı akıllıca bir iş olurdu diye düşündüğüm zamanlar da olmuyor değil… Bazen hasretlik de çok koyuyor… Bir garip gurbetlik yıllarca çektiğim yurt köşelerinde anamın dizinin dibinden uzak geçirilmiş ondört yıl… İşte bir garip gurbetlik… İlkokulu başarıyla bitirdim… Daha ilkokula gitmeden öğretmencilik oyunu oynadım okul bahçesinde… Daha çocukken hayran oldum bu mesleğe ve daha çocukken başladım kitap okumaya… Sınıfımın kitaplığında okumadığım kitap kalmamıştı ilkokul yıllarımda… Kemalettin Tuğcu en çok okuduğum yazardı bir de… Ve ilk defa Çalıkuşu’nu ilkokul 4 e giderken okumuştum sanırım… İlkokul dörtte babamızın kanserden vefatı üzerine anacağım benim hep doktor olmamı istedi… Babamın kanser olduğunu bile bile ameliyat eden doktorlara inat… Hastane köşelerinde yardıma muhtaç insanlara, bir gülümsemeye hasret kalanlara faydam olur düşüncesiyle hayallerinde kızı kerimesi doktor olmalıydı… Ama olmadı isyan bayraklarımı ilk defa evden ayrılmakla çekmiştim zaten… İkinci isyan bayrağımı ise orta 2 de verdiğim bir kararla ilahiyat okuma kararıyla çektim ve ben anamın hayallerine umuduna inat doktor olmadım olamadım… Ben ilahiyat hayranıydım… Gönül doktoru olmalıydım… Kalplere şifa olmalıydım. İnsan bedenen bir defa ölürdü ama ruhen imanen öldüğü zaman o ölünün hali bin beterdi…Ben kalp hastalarına deva olacaktım ben ilahiyatlı olacaktım…. Ve yıllar süren gurbetlik ve Marmara ilahiyat… Yeniden doğuş bir garip yaşam… Ölümle burun buruna geçirilen 2 yıl ve Rabbimin dünyadan nasibimi kesmediğini öğreniş ve sonrada yeniden sarılmak bir şeylere… Ve mezuniyet…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir