Aşı Üzerine Söyleşi

Aşılar içeriği(!) ile hala gizemini korumaya devam ediyor

Son yirmi yıldır çocuklarda görülen otizm, hiperaktivite gibi nörolojik gelişim ve davranış bozukluklarında müthiş bir artış olması kalıtımdan çok, çevresel etkenlerin bu klinik tablolara yol açabileceğini göstermektedir.

Otistik çocuklar kurşun, alüminyum, civa ve diğer toksinler gibi çok miktarda serbest oksijen radikallerine maruz kalırlar. Bu nedenle antioksidan seviyeleri (özellikle glutatyon) çok düşüktür ve beyin ve diğer hücrelerimizin enerji santralleri olan mitokondriler hasara uğrar. Ağır metaller ve diğer kimyasal toksinler selenyumlu proteinlere (glutatyon peroksidaz ve diğer selenyumlu enzimlere) sıkıca bağlanırlar. Karaciğerdeki detoksifikan P450 enzimlerinin çalışması birinci derecede glutatyona bağlıdır. Bu nedenle antioksidan ve detoksifikan sistem felç olur. Bu bağlamda bazı çocuk hekimleri, nörologlar, psikiyatristler ve ebeveynler bazı bilimsel ipuçlarını dayanarak otizmdeki bu artıştan kısmen bazı aşılarda bulanan timerosal adlı cıva ve alüminyum gibi metallerin sorumlu olduğunu ileri sürdüler. Aynı çevreler bu artışta ağır metal içermemesine rağmen Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak aşısının (MMR aşısı, üç canlı virüs içerir) da payı olduğunu iddia etmeye başladılar.

Fakat tıbbi kanaat önderlerinin büyük çoğunluğu aşıdaki timerosal ve alüminyumun ya da MMR aşısının otizme neden olduğu fikrinin bilimsel bir dayanağının olmadığını, bir safsata olduğunu söyleyerek karşıtlarını suçlamakta ve yüz milyarlarca dolar bütçesi olan aşı firmalarının örtülü ya da açık desteği ile yapılan bazı araştırmaları göstererek kendi haklılıklarını bilimsel olarak kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Gerçekten de aşı firması destekli bazı araştırmanın sonuçları otizm tablosu ile MMR ya da timerosal içeren aşılar arasında bir bağlantı olmadığını göstermektedir. Buna karşın böyle bir ilişkinin varlığını gösteren çalışmalar da mevcuttur, ama ana akım tıbbi çevreler nedense bunları görmezden gelmektedir. Statükocu nöropsikiatrlara göre otizm tanısındaki patlama sanaldır. Aslında eskiden dikkate alınmayan davranış bozukluklarına artık teşhis konuluyordu ve hastaların sayısı da bu yüzden artıyordu. Başlangıçta makul gibi görünen bu açıklama yıllar içinde geçerliliğini kaybetti. Çünkü tanı kriterleri aynı kalsa da artıştaki patlamanın önü alınamıyordu. ‘Cıvalı, alüminyum içeren aşılar ve MMR aşısı otizm yapıyor’ diyenler daha fazla taraftar toplar hale geldi. Konu defalarca Amerikan Temsilciler Meclisinde hararetli tartışmalara neden oldu.

Aşı firmalarının yaptırdığı araştırmalarda tahrifat var mı?

Cıva ile otizm arasında hiçbir ilişki olmadığını ileri süren firma destekli bu araştırmalardan biri Patric Ip ve arkadaşları tarafından 2004 yılında ünlü Journal of Child Neurology’de yayınlandı. Birçok otorite de bu makaleyi ‘aşı otizm yapmaz’ iddiasının sağlam kaynaklarından biri olarak gösterdi. Fakat 2007 yılında Catherine DeSoto aynı araştırmanın verilerinin istatistik çalışmasını tekrar yaptığında cıva ile otizm arasında çok manalı bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Editörü bu makaleyi bir özür yazısı ile birlikte aynı dergide yayınlandı. 7 Temmuz 1999’da Amerika Pediatri Kurumu (AAP) ve Amerika Birleşik Devletleri Halk Sağlığı Servisi (PHS) bileşik bir toplantı yaparak kesin bir kanıt olmamasına rağmen bir önlem olarak (çok fazla gönüllü olmasalar da) tiomerosalin (cıva) aşılardan çıkartılmasına karar verdiler.

O tarihten itibaren ABD’de cıva kademeli olarak aşılardan çıkartıldı (bazı grip aşılarında hala vardır). Türkiye’deki aşı ve otizm haberleri Türkiye basınında  aşıların otizme yol açabileceğine dair haberler hiç yok değilse de son derece azdır. Konu ilk olarak 28 Ağustos 2005 Vatan Gazetesi’nde “Korkunç şüphe”; 30 Ağustos 2005 Sabah Gazetesi’nde ise “Aşı kurbanları” başlığı ile manşete çıktı. Haber büyük yankı uyandırdı. Bu sırada bazı üniversite kuruluşları, pediatri dernekleri, çocuk psikiatri dernekleri ve Tabip Odaları bilimsel (!) verilere dayalı açıklamalarında hiçbir tehlikenin olmadığını, aşılardaki cıvanın düşük miktarda olduğunu, bir midyeninkinden daha az cıva içerdiğini söyleyerek aşı karşıtlarını yerin dibine batırdılar. Hatta bu tarz düşünenleri aşı düşmanı ilan edip “halkın sağlığını tehlikeye atmakla” suçladılar. Fakat ABD ve Avrupa ülkeleri bu tip aşıları niçin yasaklamışlardı? ABD, İngiltere ve Danimarka’da yapılan aşı firmalarının ısmarladıkları ve sonuçlarını tahrif ettikleri araştırmaları bilimsel dayanak olarak ileri süren ülkemizin kanaat erbapları, ‘cıva otizme yol açabilir’ diyenleri halk sağlığını tehlikeye atan aşı düşmanları ilan edip suçladılar. Peki, bu üretici ülkeler, ucuz bir koruyucu olmasına rağmen kendi ülkelerinde sattıkları aşılardan cıvayı niye çıkartmışlardı?

Timerosal şu anda (bazı grip aşıları hariç) bütün aşılardan çıkartılmaya başlanmıştır. Neyse ki T.C Sağlık Bakanlığı, artık içerisinde timerosal olmayan aşıları ithal edeceğini 2007 yılı içerisinde duyurdu ve büyük ölçüde aşılardaki cıva çıkartıldı. Peki, timerosalin zararlı olmadığını iddia eden otoriteler özeleştirilerini yapıp, daha önce cıvanın tehlikeli olduğunu söyleyen ve aşı düşmanı olarak ilan ettikleri hekimlerden özür dileyerek ‘evet siz haklıymışsınız, biz yanlış yapmışız’ dediler mi? Ne gezer; iftira ettikleri bizim gibi hekimlerden özür dilememişlerdir. Tabii ki bu durumda aşı kartellerini ürkütmemek adına sessiz kalma haklarını korumuşlardır.  Çünkü şeriatın kestiği parmak acımaz!

Timerosal nedir?

Timerosal aşıların içinde kullanılan bir koruyucudur, onların mikropla bulaşmasını engeller. Yani bu madde, aşıların ömrünü uzatmak için kullanılmaktadır. Timerosalin %49.6’sı cıvadır; metabolize olduğunda etilcıva ve tiyosalisilata dönüşür. Mikropları tahrip eden (antienfektif) esas etken etil cıvadır. 1920’li yıllarda piyasaya çıkmış 40’lı yıllardan itibaren de aşılarda kullanılmaya başlamıştır. O yıllarda son derece az aşı yapılmakta olduğunu unutmamak gerekir. Bazı otoriteler otizmin bir hastalık tablosu olarak tarif edildiği yıllar (1940’lı yıllar) timerosalin aşılar içine konulmaya başladıktan hemen sonraki döneme denk geldiğine dikkati çekmişlerdir. Akut cıva zehirlenmesi ölüme yol açarken kronik cıva zehirlenmesi kalp hastalığı, otizm, konuşma bozukluğu, hiperaktivite, havale gibi çok sayıda hastalığa neden olur. Kronik cıva zehirlenmesinde görülen duyusal, nörolojik, motor, davranış nörotransmitter ve biyokimyasal bozuklukların aynısı otizmde de görülmektedir.

Cıva etkisini nasıl göstermektedir?

Cıva bileşiklerinin yağda erime özellikleri fazladır. Beyin ve sinir sitemi hücrelerinin büyük bir bölümü yağdan oluştuğu için cıvadan en zarar görürler. Cıva özellikle membran (zar) yapısındaki proteinlere bağlanarak hücre zarlarının işlevlerini bozarlar; akıcılığı kaybolan membran sertleşerek hücrenin çabuk yaşlanmasına neden olur. Beyin hücrelerinde onlara özgü nörotübül denilen boncuk tarzında yapılar vardır. Cıva nörotübül yapımını sağlayan tubulin adlı yapıyı tahrip eder.

Cıva otizmin tek nedeni midir?

Otistik çocukların önemli bir bölümünde kan ve doku cıva düzeyleri yüksektir. Ama her otistik çocukta cıva yüksek değildir. Yani cıva otizmin önemli bir nedenidir ama tek nedeni değildir. Kurşun, alüminyum gibi ağır metallerin yanında sütteki kazein, buğdaydaki glüten, tarım ilaçları, böcek ilaçları ya da çok sayıda başka toksin de otizme yol açabilmektedir. Ülkemizde en çok görülen ağır metal açık ara kurşun olup, cıva ikinci sırada gelmektedir.

Cıvaya maruz kalan her çocukta otizm niçin görülmemektedir?

Cıvaya maruz kalan her çocukta otizmin görülmemesi genetik, bağışıklık ve beslenme faktörlerinin olumlu etkilerine bağlıdır. Yapılan çalışmalar otistik çocukların çoğunun ağır metalleri diğerlerinden daha yavaş vücut dışına çıkartabildiklerini göstermektedir. Cıvanın toksisitesinden korunmak için cıva içeren aşılardan kaçınılması, fazla cıva biriken büyük balık ve deniz ürünlerinin tüketilmemesi gerekir.

Aşıların içinde bulunan etil cıva toksik olmayan bir madde midir?

Balık ve deniz ürünlerinin içinde bulunan cıva, daha farklı bir molekül olup metil cıvadır. Fakat hem etil cıva hem de metil cıva aynı derecede toksiktir. Yani cıva, cıvadır.

Yiyeceklerden mi aşılardan mı daha fazla cıva alıyoruz?

Bu durum diyete göre değişir.Balık ve deniz ürünlerini fazla yiyen kişiler aşılara göre daha fazla cıva alabilirler ama burada iki önemli unsur gözden kaçmamalıdır?

1)Ağızdan alınan cıva sağlıklı gıdalar yiyen bağırsaktaki faydalı mikrop düzeni normal olan kişilerde kana geçmeden dışkı yolu ile atılabilirler. Hâlbuki aşılar iğne yolu ile verildiğinden cıva kesinlikle kana geçer.

2)Aşı olan bir bebek doğduğu günden itibaren cıva ile tanışmaktadır. Hâlbuki genellikle hayatın ilk yılında deniz ürünlerini ya yememekte ya da çok az yemektedir. Beyin gelişiminin çok hızlı olduğu hayatın ilk aylarında ağır bir metalin ya da başka bir toksinin beyin üzerindeki hasarın çok daha fazla olduğu ise açıktır.

Ulusal Aşı Takviminde hangi aşılar bulunmaktadır?

Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı timerosal ya da alüminyum içermemesine rağmen neden otizme yol açmakla suçlanıyor?

Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı timerosal içermese de otizme neden olabilir. Bunun temel nedeni otizme eğilimi olan çocuğun bağışıklık sisteminde olan yetersizlik halidir. Normalde bağırsaktaki faydalı mikroplar (probiyotikler) Th1 adı verilen bağışıklık hücrelerinin yolunu uyarır. Bu yolun uyarılması mantarlar ve virüslerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar. Sezaryen doğum, anne sütünün kullanılmaması, doğal olmayan katkılı gıdaların aşırı tüketilmesi, ekşimeyen yoğurtların ve kaymak bağlamayan pastörize ya da UHT teknolojisiyle üretilmiş sütlerin tüketilmesi, geleneksel fermente gıdaların (kefir, yoğurt, turşu, sirke vb) az tüketilmesi ve sık antibiyotik kullanılması bağırsaktaki faydalı mikrop düzenini büyük ölçüde alt üst eder. Bu sırada Th2 yolu ise aşırı uyarılır; sonuçta bağırsak geçirgenliği artar, bazı maddeler bağırsaktan kana sindirilmeden geçer. Vücut tarafından düşman olarak algılanan bu maddeler bağışıklık sistemi tarafından tahrip edilir.

Bu sırada sağlam dokular da bundan zarar görür.  Astım, egzama, tiroidit ve çeşitli otoimmün hastalıklar oluşur. Th1 yolunun yetersiz uyarılması halinde vücut mantarlar ve virüsler ile gereği gibi mücadele edemez.  Bu nedenle Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısındaki 3 canlı virüs ile birden baş edemez. Yine aynı nedenden dolayı otistik çocuklarda mantar enfeksiyonları ve alerjik hastalıklar sıktır. Bu nedenle kızamık aşısı tek olarak yapılmalıdır. Kızamıkçık ve kabakulak hastalıkları hafif geçirildiği için bu hastalıklara karşı aşılanma gerekmez. Ama maalesef piyasada artık kızamık aşısı tek olarak bulunmamaktadır.

Zorunlu olmayan aşıları yaptırmanın zararları var mı?

Bazı hekimler aşı kartellerinin de etkisi ile grip, ishal ve suçiçeği gibi zorunlu olmayan aşıların da yapılmasını teşvik etmektedirler. Timerosal ya da alüminyum diğer toksik maddelerin aşılardan iyice arındığını düşünelim. Mesela bu durumda, “suçiçeği aşı yaptırın” demek ne kadar doğrudur? Çocuk suçiçeği olursa kaşınacak, belki de bir hafta okuldan uzak kalacaktır ama mikroba karşı çok güçlü bir bağışıklık sağlayacaklardır. Aşı ise %100 bağışıklık sağlamamakta ve erişkin yaşlarda suçiçeği geçirilmesine neden olmaktadır. Çocukta basit bir enfeksiyon olan suçiçeği erişkinde çok ağır geçmekte, hatta ölüme bile neden olabilmektedir. Aşılar solunum ve sindirim yolunu devre dışı bıraktığı için (ağızdan alınmıyor, iğne tarzında kalçadan yapılıyor) bağırsakta mukozal (iç tabaka) bağışıklık sağlamıyor. Doğal olarak geçirilen mikrobik hastalıklar ise mukoza bağışıklığı yapıyorlar. Bu da bağışıklık sistemini güçlendirerek birçok alerjik ve kronik iltihabi hastalıktan sizi koruyor (hijyen teorisi). Her hastalığın aşısını oluyorsanız bu korunmadan yoksun kalıyorsunuz. Bağışıklık sistemimizin üçte ikisinin solunum ve sindirim borularında olduğunu söylersek konunu ne kadar önemli olduğu açığa çıkar.

Ne yapmalı?

  • Elbette aşı yapmalıyız ama bunu yaparken de çocuklarımızı riske etmemeliyiz.
  • Devletin zorunlu tuttuğu aşıların dışında aşı yaptırmayınız.
  • Kızamık aşısı mümkünse tek yapılmalıdır. Kızamıkçık ve kabakulak hastalıkları hafif geçirildiği için bu hastalıklara karşı aşılanma gerekmez.
  • Grip aşılarının bazıları hala timerosal içermektedir.

Suçiçeği, ishal (rotavirus) ve grip aşıları Ulusal Aşı Takvimine dahil aşılar değildir. Kişiler özel bir hastalık risk grubunda değilseler bu aşıları yaptırmak zorunda değildir. Aşılardaki bir sorun da aşı mikroplarının patentlenme sorunudur. Biliyorsunuz ilaç firmaları patentleri ile para kazanırlar. Doğal bakteri ve virüslerin ise patentini alamazlar. Bu yüzden genetiği değiştirilmiş mikroplarla aşı hazırlarlar. Bu aşıların uzun vadeli zararları hakkında yeteri kadar bilgi sahibi değiliz. Hayatın ilk 2-3 haftası içinde sağlıklı bir floranın oluşmaması bebeğin bağışıklık sistemini ciddi şekilde etkiler. Bu tip bebeklerin (özellikle sezaryen ile doğanların) bağışıklık sistemi standart aşılama programına uygun değildir ve ciddi sorunlara yol açabilir. Halbuki sağlıklı florası olan çocuklarda önemli bir sorun olmaz. Çocuk hasara uğramışsa aşı bardağı taşıran son damla olur. Çocukları aşılamadan önce bağırsak floralarını düzeltmek gerekir.

Alüminyum

Peki aşıdan timerosal çıkartıldıktan sonra otizm azaldı mı?

Tam tersine artmaya devam etti. Aşı firmaları bu durumu cıva otizm yapmıyor şeklinde yorumladılar. Ama çok dedikodusu olduğu için timerosali aşılardan çıkarttıklarını söylediler. Böylece kendilerini hukuki yönden sağlama aldılar. Peki, cıva yerine ne koydular dersiniz? Alüminyum.. Peki, alüminyum cıvadan çok daha masum bir madde mi? Hayır. Yapılan bir hayvan çalışmasında alüminyumun 6 mitokondriyal enzimin fonksiyonlarını azalttığı gösterilmiştir . Tek bir alüminyum enjeksiyonun bile beyin hücrelerinde iki yıla kadar aşırı aktivasyona yol açtığı saptanmıştır. Tabii ki alüminyum toksisitesi dozu ile ilişkilidir. Ayrıca an önemli alüminyum kaynağı aşılardır, fakat aşılar maruz kaldığımız tek alüminyum kaynağı değildir

Aşılarda bulunan alüminyum miktarları.

Aşı Alimünyum/doz Doz sayısı Yapılan aylar Toplam Alüminyum
Hepatit B

Karma (DTP)

Pnömokok

Hepatit A

Toplam

250mcg

625 mcg

125mcg

250mcg –

3

4

4

3

0, 2, 6. Aylar

2, 4, 6, 18. Aylar

2, 4, 6, 12. Aylar

12, 18. Aylar –

3×250=750mcg

4×625=2500mcg

4×125= 500mcg

3×250=750mcg

4500 mcg

 

FDA, alüminyum dozunun günde 4-5mcg’ı geçmemesini önermektedir. Ama aşılarla alınan miktar bunu kat be kat aşmaktadır. Amerikan Pediatri Akademisi alüminyumun sinir sistemi ve diğer dokularda hücresel ve metabolik süreçleri bozabileceğini bildirmektedir.  Ama aynı akademi nedense alüminyumlu aşıların yapılmasında bir sakınca görmemektedir!

Akıllı aşılama nasıl yapılmalıdır?

Hakim tıbbi çevreler cıva konusunda olduğu gibi bu önerilere de şiddetle tepki verecek ve bizleri yine halk düşmanı olarak ilan edeceklerdir. Ama biz cıva konusunda olduğu gibi doğru bildiklerimizi açıklamaktan korkmayacağız. Tabii ki bizle çocuklara hiç aşı yapılmasın demiyoruz. Ama aşıların beyin üzerindeki etkilerinden de çocuklarımızı korumalıyız. Üstelik aşı yapan her hekim Hipokrat yemini ettiklerine göre ebeveynlere aşının muhtemel zararlarından bahsetmeleri ahlaki ve vicdani görevleridir.         1. Belli bir risk yoksa 2 yaşına kadar hiç aşı yapmamak en iyisidir.  Ama eğer anne Hepatit B taşıyıcısı ise bu süre içinde aşısı yapılmalıdır.  Ayrıca yakın çevrede boğmaca, kızamık ve çocuk felci gibi aşıyla önlenebilen bir hastalık salgını varsa bu aşılar mutlaka iki yaşından önce yapılmalıdır.

2. Timerosal ve alüminyum aşılardan çıkarılmalıdır. Aşılara adjuvan olarak kalsiyum fosfat kullanılabilir.

3. Her aşı tek yapılmalı ve aralarında en az 3 aylık bir süre olmalıdır.   Bize göre sadece şu aşılar yapılmalıdır;

  1. Boğmaca (asellüler)
  2. Difteri
  3. Tetanos
  4. Çocuk felci (Salk aşısı)
  5. Hepatit B
  6. Kızamık (tek aşı olarak)

Maalesef bu aşıların çok azı tek aşı şeklindedir. Bu nedenle halen önerimizin uygulanma şansı yoktur. Aşıların tek olarak imal edilmesi gerekmektedir. Tabii ki bu önerilerimiz tartışmaya açıktır.

Devlet çocuğa zorla aşı yaptırabilir mi?

İzmit’te yaşayan bir ailenin çocuklarına aşı yaptırmaması ile ilgili verilen mahkeme kararına yönelik akademisyenler ve hukukçular tarafından sunulan ‘gerektiği halde zorla uygulanmalıdır’ şeklindeki beyanlar hukuka uygun değildir. Hasta Hakları yönetmeliğinin 22. maddesi uyarınca, kimse rızası dışında tıbbi bir müdahaleye tabi tutulamaz. Yine aynı yönetmelikte belirtildiği gibi çocuklara uygulanacak tıbbi müdahalelerle ilgili kararlar da ancak aile tarafından verilebilir. Ayrıca mahkeme kararı olsa dahi ailenin rızası dışında söz konusu uygulamayı yapacak ve nezaret edecek personel de, Anayasanın 17. Maddesi gereği “kasten yaralama” suçunu işlemiş olurlar.

Kaynak:

*Prof. Dr. Ahmet Aydın ile röportaj

Cüneyt Talha Demir on FacebookCüneyt Talha Demir on InstagramCüneyt Talha Demir on Twitter
Cüneyt Talha Demir
1990 Kahramanmaraş doğumlu. İlk, Orta ve Lise eğitimini Malatya Darende'de tamamladı. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Sağlık Bakanlığına bağlı Bursa,'da Hastanesinde Hekimlik görevine devam etmektedir. Sağlık alanında güncel yaklaşımları ve gelişmeleri ilgi ile takip ederek paylaşır. Beşiktaş taraftarı İngilizce bilmektedir.
Okunma: 323

Cüneyt Talha Demir

1990 Kahramanmaraş doğumlu. İlk, Orta ve Lise eğitimini Malatya Darende'de tamamladı. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Sağlık Bakanlığına bağlı Bursa,'da Hastanesinde Hekimlik görevine devam etmektedir. Sağlık alanında güncel yaklaşımları ve gelişmeleri ilgi ile takip ederek paylaşır. Beşiktaş taraftarı İngilizce bilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir