Ankara’da son karar zirvesi

Ermenistan’la açılım için düğmeye basılmadan hemen önce Ankara’da çok kritik bir zirve yapılıyor.

İki görüş var.

Birincisi şu:
* Zaten demokratik açılımla ilgili çok ciddi bir tartışma yaşanıyor. Şimdi bir de Ermenistan’la açılımı getirirsek çok sancı olur.

İkinci görüş:
* Eğer gecikirsek çok zor olacak. Bu bir fırsattır. Dış konjonktür çok uygun.

Ve şu karar alınıyor:
* Siyasi riski olabilir. Ama bu riski almalıyız. Çünkü Türkiye böyle bir iç ve dış atmosferi, bölgesel vizyonu ve güveni bir daha zor yakalar. Ya şimdi ya da bir daha çok zor… En azından taşları oynatalım.
Ve değerlendirme toplantısının sonunda Ermenistan için de düğmeye basılıyor.
İşte şimdi iki tarihi mesele önümüzde…
Kürt ve Ermeni meselesi…

KRİZİN ÜZERİNDE UÇUŞ

Bağdat’tan Lefkoşa’ya doğru bu iki krizin tam üzerinde uçuyoruz… Tam 32 saattir Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikteyiz…
Bağdat’a giderken Kürt meselesini ve demokratik açılımı konuşuyoruz…

Şam’a geçerken, Ermenistan’la yeni ve tarihi bir mutabakatın imzalandığını öğreniyoruz…

Ve Şam’dan Lefkoşa’ya giderken Kıbrıs için de radikal kararlar geleceği sinyalini alıyoruz…

Türkiye Cumhuriyeti’nin üç sancısı, üç meselesi…

Kürt meselesi, Ermenistan sorunu ve Kıbrıs…

Ben bu 32 saatte anlıyorum ki, Hükümet kendisi açısından çok riskli bir dönemin kapısını aralamış… Çıkarttığım sonuç şu:
Cumhurbaşkanı Gül ve Hükümet hem içeride hem de dışarıda tarihi bir fırsat yakaladığını düşünüyor. Başlıklar halinde özetlersem:

KÜRT MESELESİ VE PKK

* Türkiye’nin Suriye, Irak ve İran’la kurduğu “güven ilişkisi” doruğa çıktı. PKK’nın bölgeden çıkartılarak silah bıraktırılması imkânı doğdu.
* ABD çekildikten sonra bölgede istikrar için PKK’nın silah bıraktırılması zorunluluğunu gördü.
* Talabani ve Barzani silah bıraktırılması sürecini destekleyeceğini Türkiye’ye iletti.
* Suriye ile Irak çatışırsa, Türkiye PKK’nın silahsızlandırılması ve açılım konusunda zorlanacağını düşündüğü için devreye girdi. Bu nedenle Şam ve Bağdat arasında uçuyoruz..

ERMENİSTAN’LA MUTABAKAT

Dışişleri Bakanlığı bu konuda titiz bir çalışma yapmış, en azından görüşmeleri Azerbaycan’ın iknasıyla yürütmüş.

* Önümüzdeki iki yıl içinde Ermenistan ve Türkiye seçime gidiyor. Şu anda iklim uygun. Ermenistan’da seçim sonrasında daha keskin bir hükümet göreve gelebilir. Bu da fırsatın kaçması riskidir…
* 2015’te sözde Ermeni soykırımı iddiasının 100’üncü yılı. O güne kadar bu mesele çözülmeli düşüncesi hâkim… Yoksa çok geniş kapsamlı yeni olumsuz bir kampanyanın içine düşülebilir.
* Rusya ile görüşüldü ve “güven” konusunda karşılıklı mutabakat oldu.

TAŞI OYNATMA ZAMANI

İşte özetleyebileceğim bu gerekçeler nedeniyle Hükümet iki tarihi mesele için peş peşe açılım ortaya koyuyor. Peki sonuç ne olur:

* Demokratik açılımda tartışmalar büyüyor, umutlar küçülüyor.
* Ermenistan açılımı ise henüz çok başında. Önünde uzun ve mayınlı bir yol var.
Anladığım şudur: Cumhurbaşkanı, Hükümet ve özellikle Dışişleri bürokratları şuna inanıyor:
* Yıllardır dondurulmuş, kangren olmuş sorunlar sürekli başımızı ağrıtıyor, içimizi yakıyor. Artık taşları yerinden oynatma zamanıdır.

Evet, taşların yerinden oynadığı açık. Bırakın sonuç alınmasını, bana göre, 50 yıldır alnımıza ağır bir “tarih yükü” gibi yapıştırılan bu üç mesele konusunda “taşların oynatılma cesareti” de bir başarıdır.

Bu nedenle iyi niyetten kuşku duyulmamalı…

Bu yazımızı okuyan 1.064. takipçimizsiniz.

_Genç _Yolcu_

GencYolcu.com Kurucusu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir