Posted on 03 Ekim 2009. Tags: Constantinus, Dikili taş, Dikilitaş, gezi, Hippodrom, İstanbul, istanbul taş, Mustafa AYSABAR, önemli, Sultan ahmet Dikilitaş, taş, Theodosius Obelisk, Theodosius Obelisk – Dikilitaş, Theodosius Obelisk – Dikilitaş resimleri, Theodosius Obelisk – Dikilitaş tarihi, Theodosius Obelisk – Dikilitaş Tarihi ve resimleri, tyrizm, uzun taş, Yekpare mermer
İstanbul’un en eski dikilitaşı Hippodrom’daki spinanın üzerindedir. Yekpare mermerden olan bu anıt M.Ö. 1500 yıllarında III. Tutmosis adına aşağı Mısır’da Hiyeropolis’deki bir mabedin önüne dikilmişti. Bu anıtı I. Constantinus’un (337-361) İskenderiyelilere yazdığı mektupla bu taşın İstanbul’a gönderilmesini istemiştir. “Gemileriniz Karadeniz’e çıkarken sizleri cömertçe karşılayan ve beslenmesine yardımcı olduğunuz bu şehrin güzelleşmesine katkınız olması için bu yekpare taşı yollamanız yerinde olur. Read the full story
Posted in Gezi
Posted on 02 Mayıs 2009. Tags: Akdeniz mimarisi, Anadolu, Anadolu evleri, anadolu evleri mimarisi, anadoludaki tarihi evler, Anadolu’da konut mimarisi, bahçeli türk evleri, begonvilleri, Bodrum evleri, Bursa evleri, cumbalı, erzurum evleri, ev, ev örnekleri, evler, evlerimiz, geleneksel Türk evi, göçebe, Harran evleri, Helenistik dönem, kapadokya evler, Kapadokya’daki mağara evler, kerpiç, kula evleri, Mardin evleri, mimari, mimari örnekler, Neolitik dönem, osmanlı evleri, safranbolu evleri, sahn-i şirin, sivil mimari, sofa, taş, trabzon evleri, türk ev kültürü, türk evleri, türk tarihi evler, yayla evleri, yöresel evlerimiz, yurt
Zengin Mimari tarihimizden Evlerimizi konu aldık. Her bölgemizde farklı evlerin olması ve yapılarının özellikleri gibi merak edilen konuları ele aldık ve detaylı bilgi için’de 5 link veriyorum. 1, 2, 3, 4, 5, Anadolu, tarih boyunca topraklarında yaşamış tüm kültürlerin izlerini doğa koşullarıyla birleştiren sivil mimari örneklerinde zengin bir çeşitlilik sunuyor. Tarihin ilk yıllarında avcılıkla geçimini sağlayan insanoğlu kendine korunmak ve sığınmak için mağaraları, dağ kovuklarını seçmişti. Doğanın sunduğu nimetlerin bu kadarla sınırlı olmadığını fark ettiğinde toprağı işlemeye başladı. Tarım ile beraber yerleşik bir hayat sürmek istedi; geçici çözümler yerine kalıcılık ve süreklilik arayışına girdi. Aradığı ne bir saray, ne bir köprü ne de bir kaleydi; sıcak, korunaklı, iklim ve coğrafi koşullara elverişli küçük bir evdi. Böylece mimarinin ilk adımları konutlarla atılmaya başladı. Read the full story
Posted in Gezi