Posted on 01 Mart 2010. Tags: aşk, azizim, edebiyat, love, sevgi
AŞK NESİN SEN?
Bir zamanlar düşündüğüm gibi beklemeyi bilmek misin? Öyleysen bunca zamandır neden cevap vermedin suskun bekleyişlerime? Yoksa bu soruya karşılık aşk daha da beklemeyi bilmektir mi diyeceksin. Sen isteğin gibi tarifini yap aşkın, istediğin pazarda satılığa çıkar. Zira artık anladım ki senin amacın beni sevdiğime kavuşturmak değil, senin gayen güncemdeki gündemini korumakmış. Her zaman yüreğimin seninle atmasını, aklımın seninle meşgul olmasını istiyorsun ama bunu isterken bir şeyi hesap etmedin, edemedin. Aşk akıl ve kalbime hükmün geçmiş olabilir; ama ruh iklimimi o suni bombardımanlarınla ele geçirip tahrip edemedin çünkü bu iklim nice âşıklar gördü senin elinden zehir içen, ateşlere atılan, sevdiğine zarar veren sen o âşıkları bertaraf ettin sanma ki beni de avlarsın aşk.
Read the full story
Posted in Edebiyat, Genç Yolcu
Posted on 01 Mart 2010. Tags: ağır yük, edebiyat, yazı
Gün içinde saklı bütün gerçek… Harama karşı silahlandı mı insan, helalin içinde yol bulup ilerlemeli. Gölgesi bile titretmeli haramın insan kalbini… Kalp korunmazsa harama yol alırsa göz, el ve kulak, sırt kocaman bir dünyayı yüklenmiştir üzerine ve kambur adımlarla tökezleyerek dağ zirvesine çıkmaya çalışır. Arada kalır insan, bir yanda dağ zirvelerinde hedef, güzellikler, bir yandan sırtında yüklenmiş olduğu günahları… Ayağı prangalı zavallı bir köle olmuştur o. Vakit akşam olmakta… Akşamın karanlığının çökmesi gibi günah kâbusu insanı çepeçevre sarıvermiştir. Korkmaktadır insan, karanlıkta kalmaktan. Boğulmaktan ve suni ışıklardan… Bir çıkış bir çare bir umut… Kirlenen kalp penceresinden cennet yamaçlarını seyretmek mümkün görünmemektedir.
Read the full story
Posted in Edebiyat, Genç Yolcu
Posted on 05 Şubat 2010. Tags: Edebiyat, edebiyat, Kerime KÜÇÜK, yolcu
Roman yazmayı becerebilseydim adı ne olurdu ne yazardım acaba? İstanbul’a ilk gelişim, ağlamalarım, özlemlerim, sabahı olmayan geceler…
Hayallerim vardı… Terk edip gitmek ve hatırlamak istemediğim acılarım…
Bir rüya, beş yıllık bir rüya.. Nasıl başladı, nasıl devam etti ve hangi arada ben bu rüyadan uyandım biri mi uyandırdı ben kendim mi uyandım, bilmiyorum…
Şimdi gördüğüm de bir rüya belki… Rüya içinde bir rüya yani… Bir arada da bu rüyadan uyanacağım şimdiki halim bir hayal bir rüya olacak…
Bir rüya yaşadığım bir uyku sanki ömrüm… Bir gün gelecek içinde bulunduğum uykudan sahiden uyanacağım…
Read the full story
Posted in Genç Yolcu
Posted on 30 Aralık 2009. Tags: edebiyat, gönül doktoru, gönül doktorum, Kerime KÜÇÜK, muhabbet
Uzun zamandır görüşmediğim gönül doktoruma gittim. Gözlüklerimi değiştirmemi istedi. Gönül gözümle yüz penceremden bakmaya çalıştığım dünyayı o gözlüklerle hiçbir zaman doğru okuyamayacağımı ve yanlış okumalarımın sonucunda da yanlış yorum ve yaşayışlardan uzak olamayacağımı söyledi. Bir alışılmışlık ve alışkanlıklar yığınıyla çevremdeki duvarı kalınlaştırmıştım. Yeni bir gözlükle yeni bir dünyaya gelmek ve oradakileri görüp ona göre bir yaşam sürdürmeye çalışmak hemen de öyle kolay olmadı. Uzun bir yolculuğa çıktım. 10 günlük değildi belki 25 yıllık süren bir yolculuğun belli karelerinde durup dinlendim. Çünkü aklımı ve kalbimi ve de ruhumu yormuştum…
Read the full story
Posted in Edebiyat
Posted on 12 Aralık 2009. Tags: debut, debut kitap, edebiyat, Erdem Genç, Genç yazar, gençlik öyküleri, ilk, Müzik, olmak, Şendoğan Yazıcı, Tuncay Takmaz, yazar

Çarpıcı ve özgün gençlik öykülerini içeren “Debut”, Erdem Genç’in ilk kitabı. Genç yazarın, yaşamının derinliklerine dair birçok iz barındırdığı kitabında; metroda geçen bir aşk hikayesini, Facebook yoluyla gerçekleşen olağanüstü olayları, ölüm ve cinayetlerin fantastik bir şekilde ti’ye alınışını ya da gelecek senaryolarını görmek mümkün. Yazar, kitabın içine yerleştirdiği birçok nümerik oyun ve sürpriz ile okuyucuların ilgisini her an yüksek seviyede tutmayı amaçlıyor. Read the full story
Posted in Yayın