Semih Kaplanoğlu’nun ‘Buğday’ (Grain) Filmi

24 Kasım Cuma günü vizyona giren ”Buğday’ın” galası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımı ile Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı.Adana, Malatya ve Tokyo gibi festivallerden ödüllerle film ülkemizde maalesef 17 şehirde gösterime girebildi. Bunun yanı sıra gösterime girdiği bazı şehirlerde günde 2 seansta kendine yer bulabildi. Bu durum sinemaseverleri üzse de dağıtım şirketlerinin ticari kaygılarından ötürü kısa vadede bir çözüm mümkün görünmüyor.

https://i.cnnturk.com/ps/cnnturk/75/700x0/5a19dd3eae78490d9cc0dc01
“Hep bir rüyadayız. Ölünce uyanacağız…”

“Buğday”

Birçok sembol ve metaforla zenginleşen, orijinal dili İngilizce olan filmin çekimleri, Türkiye, ABD ve Almanya’nın farklı şehirlerinde siyah beyaz olarak gerçekleştirildi. Yaklaşık 5 yılda tamamlanan senaryosunu Semih Kaplanoğlu ve Leyla İpekçi’nin yazdığı film TRT ve Galata Film ortaklığı ile çekilerek siyah beyaz olarak perdeye yansıyor. Türkiye, Almanya, Fransa, İsveç ve Katar ortak yapımı “Buğday”ın başrollerini Jean-Marc Barr, Ermin Bravo, Grigory Dobrygin ve Cristina Flutur paylaşıyor.

Filmin ilk katmanındaki konusu ise: Yakın ve belirsiz bir gelecekte, ani bir iklim değişimi meydana gelmiş ve yeryüzündeki yaşamı yok oluşa doğru sürüklemiştir. Sınırların yeniden kurulduğu yeni dünyada, göçmen halklar manyetik kalkanlarla korunan şehirlere kabul edilmek için kamplarda bekletilmektedir. Bir diğer sorun ise genetiğiyle oynanmış tohumların sürdürülebilirliği konusunda yaşanan kaostur.

Parlak kariyerini ve şehri terk edip modern hayata sırtını dönen Cemil’le, tohum genetiği uzmanı Profesör Erol Erin’in yolları Ölü Topraklar bölgesinde kesişir. Yeşertecekleri tohumları aramak için çıktıkları yolculuk, Erol’un bugüne kadar öğrendiği her şeyi değiştirecektir.

https://filmhafizasi.com/wp-content/uploads/2017/11/bugday-semih-kaplanoglu-e1510863401546.jpg

Erol ve Cemil’in “Ölü Topraklar”daki yolculuğunun esin kaynağı da Kehf suresinde geçen Hz. Hızır ile Hz. Musa’nın yolculuğuna dair kıssa. Yönetmenin anlatımıyla bu kıssada “Hz. Musa her şeyi bilirim diye düşünürken bir vahiy geliyor. Orada ‘Senden daha fazla bilen bir kul var’ deniyor. Bunun kim olduğunu öğrenmek istiyor, Hz. Hızır’ı buluyor ve böylece bir yolculuğa çıkıyorlar.”

Engellerle dolu o yolculukta yaşananların neredeyse tamamı filmde canlandırılıyor. Bilimsel bir arayışla yola çıkan bir profesör, çözümü “öteki dünya”da buluyor.

https://www.sinefesto.com/wp-content/uploads/2017/08/bugday-filmi-grain-movie-semih-kaplanoglu.jpg
-Sizi arıyordum.
-Kendinizi arayın!

http://www.mucerret.com/wp-content/uploads/2017/09/semih-kaplanoglunun-bugdayindan-ilk-fragman.png

Yönetmen Notu:
Buğday’ı çekmeye başladığım günden bu güne neredeyse beş yıl olmuş. Bu beş yılda içinde yaşadığımız dünya neredeyse kırk kere değişti. Filmimizin hikayesi belirsiz bir gelecekte savaşlar, iklimsel felaketler, mültecilere karşı inşa edilen ölümcül sınırlar, GDO’lu tohumlarda yaşanan kaos ve insanın bütün bu sorunlarla baş edebilmesinin yolunu arayışına dairdi.

Buğday’ın çekimlerinden önce helak olmuş modern şehirlerin ilki Detroit civarında mekan ararken Ortadoğulu göçmenlerle, çekim sırasında Anadolunun pek çok yerinde Suriyeli mültecilerle ya da Stockholm’ün dondurucu soğuğunda sokaklarda yaşamak zorunda kalan yoksullar ve görünmez sınırlarla karşılaştım… Filmin hikayesi ile hayat kesişti…

Buğday, saf tohumun peşinde hem ölü topraklara hem de kendi içlerine doğru yürüyen iki kişinin yolculuğunu anlatıyor. Yolları kıtlığın, salgın hastalıkların, toprakları zehirlenmiş bölgelerin, terk edilmiş çocukların, genetik ayrımcılığa uğramış toplulukların duraklarından geçiyor. İçlerinde aldıkları yol ise benliğin, kibrin, ve nihilizmin çöllerinde, hırsın ve açgözlülüğün bataklıklarında ilerliyor… Almayı şiar edinen Erol, diğer yolcu Cemil’i tanıdıkça katlanmanın, sabrın, vermenin kadim ve meşakkatli yöntemi ile tanışacak. Yolu birlemenin ilk şartı birinin diğerine tabi olması mı? Yüksek dağları geçerken giderek birbirlerine mi dönüşecekler? Ya aradıkları tohum? Dünyaya düşen insanın/insanlığın tohumu kendi içimizi temizlemeden yeşerebilecek mi? Bu yolculuğun son bir durağı var mı?

http://media.sinematurk.com/film/9/75/0df798d1ef06/2013878-601160989.jpg

Hamid Uyanık on EmailHamid Uyanık on FacebookHamid Uyanık on InstagramHamid Uyanık on Twitter
Hamid Uyanık
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı at Seferi Dergisi

1994 Konya doğumlu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Konya ve Malatya Darende’de tamamladı. Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunu. Özel bir eğitim kurumunda İdari ve Mali İşler Sorumlusu olarak görev yapmakta. Hobileri arasında Seyehat, Kitap, Konsol oyunları ve Sinema vardır. Seferi dergisinde yazarlık yapmakta. Beşiktaş taraftarıdır.


GençYolcu.com'da bu yazıyı okuyan 32. kişisiniz.

Hamid Uyanık

1994 Konya doğumlu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Konya ve Malatya Darende’de tamamladı. Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunu. Özel bir eğitim kurumunda İdari ve Mali İşler Sorumlusu olarak görev yapmakta. Hobileri arasında Seyehat, Kitap, Konsol oyunları ve Sinema vardır. Seferi dergisinde yazarlık yapmakta. Beşiktaş taraftarıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir