Yayın Tarihi: 07 Şubat 2010. Etiketler: avrupa, cem, cem sultan, gerçekler, İbrahim AKKURT, lakab, lakap, Ölüm, ölüm nedeni, osmanlı, sebeb, sebep, Tarih, yalan, zizim
Avrupalıların “Zizim” dediği Cem Sultan: Osmanlı tarihi gerek yakın geçmişte, gerekse de günümüzde tartışmaya açık birçok mevzuyu içerisinde barındırır. Kapalı kalmış veya farklı görüşlerle ezberler bozan yaklaşımlar, beraberinde yeni yeni fikirleri getirir. Bu, tarihî bir hadise çerçevesinde de olabilir, önemli bir kişi bazında da. Biz bu denememizde, Osmanlı tarihinde istisnai bir konuma sahip olan Cem Sultan’ın ölümünü ve onu bu ölüme sevkenden âmilleri ele almaya çalışacağız. Bilindiği üzere Cem Sultan, Fatih Sultan Mehmed’in oğlu; Sultan Bayezid’in de kardeşidir. Ömrünün önemli ve belki de en verimli olabilecek yıllarını Avrupa’da geçirmiştir. Belki kendisi bu tercihi yapmamıştı, ama istenmeden gelişen hadiseler, onun Frenk topraklarında yaşamaya sevk etmiş ve ömrünün sonuna kadar da bu alışık olmadığı topraklarda kalmaya mahkum etmişti. Devamını okumak için
Konusu: Tarih
Yayın Tarihi: 03 Kasım 2009. Etiketler: Beylerbeyi Sarayı, Beylerbeyi Sarayı Resimleri, Beylerbeyi Sarayı Tarihi, Beylerbeyi Sarayı tarihi ve Resimleri, Mustafa AYSABAR
Beylerbeyi ve çevresinin yerleşim alanı olarak kullanılması tarihte oldukça gerilere, Bizans dönemine kadar gitmektedir. 18. yüzyılda yaşamış olan ünlü gezgin İnciciyan’a göre, Büyük Kontstantinus’un diktirdiği bir haçtan dolayı Bizans döneminde “İstavroz Bahçeleri” adıyla anılan yöre, Osmanlılar döneminde Padişahların Has Bahçeleri’nden biri olarak kullanılmıştır. Yine İnciciyan’a göre buraya “Beylerbeyi” adının verilişi, 16. yüzyılda Beylerbeyi Mehmed Paşa’nın burada bulunan köşkünden kaynaklanmaktadır.
Çeşitli dönemlerde padişahların ilgisini çeken Beylerbeyi, yaptırılan kimi köşk ve kasırlarla yazlık olarak kullanılan bir niteliğe kavuşmuş, 1829 yılında Sultan II. Mahmud’un yaptırdığı ahşap Sahil Sarayı ile yeni bir hareket kazanmıştır.
Devamını okumak için
Konusu: Genç Yolcu, Gezi, Tarih
Yayın Tarihi: 01 Ekim 2009. Etiketler: 2. mahmut, Abdülaziz İntihar mı Etti, bilinmeyen gerçekler, deli padişah, dine karşı, dinsiz¸din düşmanı, eleştirilen padişahlar, fes¸ setre¸ pantolon mecburi, I. İbrahim Deli miydi, I. Mahmud'a Neden Gâvur Sultan Denmiştir, ıslahatlar, osmanlı, osmanlı padişahları, Osmanlı Padişahları Ve Gerçekler, ottoman, padişah, Sultan Vahdeddin, üniforma, Vahdeddin Hain mi
Şeriata ve Hanefi mezhebine aykırı üniformaların kaldırılması ve eski sisteme geri dönülmesiydi. Yoksa bütün bu tepkiler¸ II. Mahmud’un gerçekten de “dinsiz¸ din düşmanı veya dine karşı” bir padişah olduğu anlamına kesinlikle gelmez. Zira Osmanlı’da en olumsuz bilinen ve en çok eleştirilen padişahlar bile dini konularda belli bir hassasiyete¸ itikat ve amel noktasında belli bir seviyeye sahiplerdi. Devamını okumak için
Konusu: Tarih
Yayın Tarihi: 16 Eylül 2009. Etiketler: Amerika kıtasını Türklermi keşif etti, Amerikayı Türklermi keşfetti, Avrupalıların asılları Türkler, Bütün İnsanların ataları Türkmü, Dünyanın aslı Türkmü, Dünyayı değiştirebilecek tezler, İnsanlığın başladığı yer Türkiye, İnsanlığın başladığı yer Türkiye mi, İtalyanlar Türkmü, Kadim Türkler kimlerin ataları, Kayıp Bir Uygarlığın sırları, Kızıldereliler Türktür, Kızılderelilerin aslı Türkmü, Tüm Dünyanın Aslı Türkler, Türkler dünyada neredeler, Türkler Tüm İnsanlığın atası, Türklerin soyları
İlginç ama düşündürücü bir tez.Tüm Dünya İnsanlarının acaba ataları Türk mü? Bu tezin savunucusu Amerikalı araştırmacı yazar Gene D.Matlock.
Çokça duyduğumuz ve ve çoğu Amerikalınında iddalarından birisi olan Kızılderelilerin aslının Türk olduğunu.Kadim Türkler tüm insanların ataları olabilirmi?, Maya ve Azteklerden Kızılderelilere, Hintlerden Araplara, İtalyan ve Kuzey Avrupalılara hepsinin kökenleri Türklermi? Devamını okumak için
Konusu: Tarih, Yayın
Yayın Tarihi: 20 Ağustos 2009. Etiketler: Kazım karabekir paşa, Milli Mücadelenin Efsaneleşen Komutanı
Kazım KARABEKİR, 1882 yılında İstanbul’da doğdu. Mehmet Emin Paşa’nın oğludur. İlköğrenimini İstanbul, Van, Harput ve Mekke’de tamamladıktan sonra, 1896′da İstanbul Fatih Askeri Rüştiyesi’ni, 1899′da Kuleli Askeri İdadisi’ni, 1902′de Harbiye Mektebi’ni ve 1905′te de Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni bitirerek yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı. İki yıllık kıta stajını Manastır’da yaptı. İttihat ve Terakki’nin Manastır örgütünün kurulmasına katıldı. 1907′de kolağası (önyüzbaşı) rütbesi alarak İstanbul Harbiye Mektebi, tabiye öğretmen vekilliğine atandı. İttihat ve Terakki İstanbul örgütünün kurulmasında görev aldı. 2.Meşrutiyet’ ten sonra Edirne’de 2.Ordu 3.Fırka (tümen) erkân-ı harfliğine (kurmaylığına) atandı. Devamını okumak için
Konusu: Tarih