Çılgın Bir Macera! Kanyoning

Kanyon sularının ve rüzgârın şekillendirdiği dere yatağından çeşitli doğa sporları tekniklerini kullanarak başlangıç ve bitişi belli olan kanyonun tamamlanmasın denir. İlk olarak kanyoning yani kanyon geçiş sporunun ne zaman ne şartlar da, ne tür malzemelerle yapılması gerektiğinden bahsetmek gerekir. Aslında yılın 12 ayında yapılabilecek olan bu sporu ülkemiz koşullarında bahar ve yaz aylarında havanın kuru, yağmur mevsimlerinin bitiş tarihiden kış başlangıcında kar yağana kadar yapabiliriz. Daha çok Karadeniz bölgesindeki kanyonlar için bu koşul geçerli olsa da Akdeniz bölgesinde ki kanyonlar için yağmur durumu takip edilerek kuzeyden gelebilecek sel tehlikesini de hesaba katarak faaliyet hesaplamaları yapılmalıdır. Bir kanyon ekibi bilinen ve daha önce rota açılmış, haritalanmış bir kanyonda yeni bir faaliyet yapacaksa geçmiş de yapılan faaliyet raporlarını araştırarak hazırlıklarını kolayca yapabilirler. Ekip her spor dalında olduğu gibi kendi içinde seçeceği bir ekip lideri ve yapılacak faaliyeti hazırlayan bir faaliyet sorumlusu ile birlikte hareket etmelidir.

Kanyoning için ideal ekip sayısı en az 6 en fazla 12 olmalıdır. 2 gün ve daha uzun sürecek kamplı faaliyetler de mutlak olması şartıyla, günübirlik geçiş yapılacak kanyon geçişlerinde de ekip üyeleri mutlaka badi sistemiyle eşleştirilmeli ve bu eşlemeye göre malzeme bölüşümü yapılarak liste çıkarılmalıdır.

Faaliyet öncesinde ekip üyelerinin kondisyonel ve pisikoljik açıdan tam bir birliktelik içinde olmaları gerekmektedir. Kondisyonları eşit olmayan badilerin birbirlerine engel oldukları gibi ekibi de tehlikeye soktukları görülmüştür. Yine aynı şekilde beyin olarak yapılacak faaliyete hazırlanmak, kondisyon kadar belki de çok daha fazla önemlidir. Şunu unutmamak lazım; Kanyon geçişi teknikleri iki ayrı kategoriden oluşmaktadır. Birincisi su, ikincisi ip teknikleri dir. Uzun süreli faaliyetlerde sürekli su içinde bulunmak insan psikolojisini olumsuz yönde etkilemektedir.Türkiye’de fazla tanınmasa da dünya genelinde hayli meraklısı olan bir spor dalı kanyoning. Dağcılık, kaya tırmanışı, yüzme ve raft ingi bünyesinde barındırıyor. Horma kanyonunu geçen Trekist-KAD üyeleriyle konuştuk.

Türkiye için yeni bir spor yapıyorsunuz. Kanyoningi diğer dallardan ayıran özellikler nelerdir?
Yılmaz Ece: Coğrafyamız kanyoning için dünyanın en elverişli bölgelerden biri olmasına rağmen, bu spor Türkiye’de fazla bilinmiyor. Kanyoninge başladığımızda hiçbir kanyonun haritasının çıkarılmadığını ve teknik raporunun bulunmadığını gördük. Elbette daha önce yapılmış bireysel geçişler vardı. Kanyon geçişini diğer sporlardan farklı kılan, bir kanyona girdiğinizde geri dönmek ya da yarıda bırakmanın mümkün olmaması. Mutlaka sonundan çıkmak zorundasınız. O nedenle harita ve rota bilgisi olmadan bir kanyona girmek fazlasıyla tehlikeli ve profesyonel bir ekip tarafından yapılması gerekir. Trekist-KAD olarak, 2002’den beri Türkiye’deki kanyonlar hakkında bilgi topluyor ve bu sporu sevenlerin faydalanacağı bir arşiv hâline getirmek için çalışmalar yapıyoruz.

Horma kanyonu geçişinin sizin için önemi neydi?
İbrahim Demirkıran: Aslında Antalya Serik’teki Tazı kanyonu geçişi için yola çıktık. Ama bölgedeki yangın nedeniyle kanyona giremedik ve yönümüzü Horma’ya çevirdik. Daha birkaç hafta önce sekiz kişilik bir ekip Horma’da mahsur kalmıştı. Bu olay kanyonun adının duyulmasını sağladı. Biz de, daha çok insanın Horma’ya gideceğini ve mahsur kalabileceğini düşündük. Bu nedenle, bir an önce Horma’nın haritasının çalışmasını yapmaya karar verdik. Pınarbaşı kaymakamlığı ve jandarma birliği daha önce bu kanyondan geçenler olduğunu söyledi, ama internette veya başka kaynaklarda bilgiye rastlamadık. Geçiş sırasında yaptığımız çalışmalarla haritalandırmayı ve teknik raporun hazırlanmasını sağladık. Kanyon çıkışında da yetkililere bilgi ve liste vererek, bundan sonra yeterli teknik donanımı olmayan ekiplere giriş izni verilmemesi konusunda uyarıda bulunduk.

Horma’nın kanyonlar arasında zorluk derecesi nedir? Kanyoningde böyle bir sınıfl andırma yapılıyor mu?
İD: Horma’nın zorluğu, çok kısa bir mesafade çok fazla ip inişi olması. Bir ve ikinci kilometreler arasında toplam yedi ip inişi yapıyorsunuz, üstelik inişlerin tamamı derin suya. Horma’yı Horma yapan da bu zaten. Oysa Valla’da, Tazı’da veya diğer kanyonlarda ip inişleri genelde kayaya yapılır. Derin su inişlerinin tehlikeli yanı, doğrudan buz gibi suya inip oradan karaya ulaşma aşamasıdır. Çünkü derin su havuzlarında mutlaka şelaler, akıntı ve girdap olur. Bu da su inişlerini normale göre iki kat zorlaştırır. Mesela biz Horma’da ilk gün akşam saat 21:00’e kadar kamp atacak yer bulamadık. Kanyonda kampınızı mutlaka sudan 15-20 metre yukarı kurmanız gerekiyor. Üst kısımlarda yağan yağmur, aşağılarda ani sellere dönüşebiliyor ve bu da kamp için fazlasıyla tehlike yaratıyor. Horma kısa olmasına rağmen son kilometresi zorlu, bir o kadar da keyifli bir kanyon.

Kanyonda harita ve rota çalışmaları yapıyorsunuz. Elinizde bilgi olmadan bir kanyona girmek tehlikeli değil mi?
YE: Kesinlikle çok tehlikeli ve profesyonel olmayanların asla denememesi gerekir. Kanyoning, birbirini iyi tanıyan ve yardımlaşması üst düzeyde bir ekip tarafından yapılması gereken bir spor. Ekibimiz yıllardır bir arada olan insanlardan kurulu. Geçiş sırasında, bazı bölgelerde birkaç saat süren keşifl er yapıyor, sonrasında 10-15 dakikada o bölgeyi aşıyoruz. Ekibimizin özelliği keşif yapmak. Amacımız harita mühendisi arkadaşlarımız sayesinde Türkiye’deki tüm kanyonların harita ve teknik raporlarının çıkarılmasını sağlamak. Elbette henüz yolun başındayız.

Genel olarak kanyon geçişi tehlikeli olarak bilinir. Nedir bu tehlikeyi yaratan zorluklar?
YE: Kanyoning, birçok sporu aynı anda barındıran bir kombinasyon. Örneğin kaya tırmanışı ve dağcılık bilmeniz gerekiyor. Ama sadece bunlar yetmiyor, mutlaka suyla barışık olmanız gerekiyor. Bot kullanmak bazı durumlarda mümkün olmuyor. O yüzden geçişleri su içinden yapıyorsunuz. Her ne kadar neopren kıyafet kullansanız da, su çok soğuk oluyor; devamlı üşüme hâlindesiniz. Sürekli rakım düşürerek ilerliyorsunuz. Ve kolayca iniş yaptığınız bir yere tırmanmak imkânsız oluyor. Çünkü binlerce yıldır akan su, kaya yüzeylerini mermer kadar pürüzsüz bir hâle getirmiş. İpi bir kere aldığınızda, en iyi kaya tırmanışçıları bile oraya tırmanamaz.

Dağcılıktaki boşluk duygusu kanyon geçişinde yerini klostrofobiye mi bırakıyor?
İD: Hem evet hem de hayır. İp inişlerindeki boşluk duygusu burada da devam ediyor, öte yandan kapana kısılmışlık durumu da var. Bazı kanyon duvarlarının yüksekliği 1.200 metreye ulaşabiliyor. Gökyüzünü küçücük bir açıklıktan görüyorsunuz. Sürekli yukarıdan taş düşme ihtimali var. Yüzlerce metre yükseklikten etrafınızdaki kayalara düşen taşlar, şarapnel gibi parçalanıyor. Dahası, suya inişlerde birçok hayvanla karşılaşıyorsunuz: Yengeç, suyılanı, alabalık… Daha önce insan görmedikleri için sizden kaçmıyorlar. Gerçi orada kendinizi kurtarma derdinde olduğunuz için korkmuyorsunuz bile. Mesela Horma’da bir su inişi esnasında yanı başımda 1,5 metrelik suyılanı gördüm.

Kanyon geçişi için nasıl bir ekip ve ekipman gerekiyor?
İD: Kanyon geçiş ekipleri en az dört, en fazla 10 kişiden oluşur. İki kişilik ekip tehlikelidir. Biri yaralandığında, diğerinin onu taşıyabilme ihtimali düşüktür. Kalabalık olmak da hem geçişin yavaşlamasını hem ekip üyelerinin çokluğu sebebiyle yaralanma riskinin artması ihtimalini beraberinde getirir. Yaklaşık sekiz yıldır birbirini tanıyan, kanyonda ve dışarıda birbiriyle zaman geçiren, teknik donanımı yeterli 10 kişilik bir ekibiz. Genelde geçişleri sekiz kişilik ekipler hâlinde yapıyoruz. Ekipmanımız da dağcılık ve kaya tırmanışında kullandıklarımız. Bunlara ilave olarak dalış elbisesi, bot ve sugeçirmez çantalar kullanıyoruz.

Yaralanma ihtimaline karşı ne tür önlemler alıyorsunuz?
YE: Ekipteki her üyenin sugeçirmez bir çantası vardır. Bu çantada kuru giysiler, yiyecek, yedek malzeme ve ilkyardım donanımı bulunur. Ekibin ilkyardım eğitiminden geçmiş olması gerekir. Yaralanan kişi veya kişiler yerinden kımıldatılamayacak denli ağır durumdaysa, iki kişilik bir acil yardım ekibi yola çıkar ve kanyon çıkışında özel birimlerden yardım talebinde bulunur. Kanyon içinden yardım çağırmak olanaksız. Yüksek duvarlar nedeniyle çoğu zaman uydu telefonu ve GPS bile bir işe yaramıyor.

Bu sporun yaygınlaşması konusunda çalışmalarınız var mı?
İD: İsteyen herkes Türkiye’de girdiğimiz kanyonlar hakkında internet sitemizden veya doğrudan bize başvurarak bilgi alabilir. Bildiklerimizi paylaşmaktan zevk duyarız. Ülkemiz kanyonlar açısından zengin. Bütün kanyon çalışmalarımızı kendi imkânlarımızla yapıyoruz. Bu işin temeli tamamen dağcılığa dayanıyor. Önce dağcılık eğitimi almanız, üzerine de kanyoning eğitimini koymanız gerekiyor. Biz de, dağcılık eğitiminin üzerine konacak standart kanyoning eğitimini geliştirmeye çalışıyoruz. Bunun için yerli ve yabancı kaynaklar ile kendi deneyimlerimizden yararlanıyoruz. Kısa bir süre sonra insanların bilgisine sunacağız bunları.

Kaynak: Söyleşi: Özgür Saral I Fotoğraflar: Soner Geçkin – www.kanyoning.com

 

Editör on EmailEditör on FacebookEditör on GoogleEditör on InstagramEditör on TwitterEditör on Youtube
Editör
Blogger, Sosyal Medya Uzmanı at Genç Yolcu
Genç Yolcu 2006 yılında kurulmuştur. Sitemiz üyeleri tarafından yollanan günlük yaşama dair haberlerden oluşan, Gençlerin buluştuğu ve bilgilerini paylaştığı bir sitedir. Türkiye’de kurulan ilk çok yazarlı bloglardandır. Genç BilGe Dergisi tarafından yılın en iyi Gençlik Blog Sitesi olarak seçilmiştir. Millî ve manevi değerler ışığında evrensel gelişmeleri değerlendirme, toplumun yaşam standardı ile sosyo-kültürel bilgi düzeyinin yükseltilmesi için çalışma ve nitelikli gençleri bir araya getirerek ülkesine hizmet etme anlayışı ile yayın hayatına devam etmektedir.

Genç Yolcu, tecrübesini yüksek ahlak ve yüksek teknoloji ilkesiyle ile birleştirerek, genç girişimcilere ; toplumsal dayanışma ve paylaşma kültürü sağlamaktadır. Gençliğin sosyal ve ekonomik anlamda kalkınması yolunda mücadele eden; geleneğine bağlı, geleceğe yön veren, genç ve şuurlu bakışı oluşturmaktır. Millî ve manevi değerlere bağlı, bu milleti esas alan; tarihini bilen, ilim ve proje sahibi, üretken, kültürlü, sahasının en iyisi, çağdaş bilim ve teknik bilgiye hâkim, kaliteli bir neslin yetişmesini ve bu neslin milletimizin ve insanlığın birlik ve huzur içinde kalkınma ve gelişmesine katkıda bulunmasını sağlamaktır.

Editör

Genç Yolcu 2006 yılında kurulmuştur. Sitemiz üyeleri tarafından yollanan günlük yaşama dair haberlerden oluşan, Gençlerin buluştuğu ve bilgilerini paylaştığı bir sitedir. Türkiye’de kurulan ilk çok yazarlı bloglardandır. Genç BilGe Dergisi tarafından yılın en iyi Gençlik Blog Sitesi olarak seçilmiştir. Millî ve manevi değerler ışığında evrensel gelişmeleri değerlendirme, toplumun yaşam standardı ile sosyo-kültürel bilgi düzeyinin yükseltilmesi için çalışma ve nitelikli gençleri bir araya getirerek ülkesine hizmet etme anlayışı ile yayın hayatına devam etmektedir. Genç Yolcu, tecrübesini yüksek ahlak ve yüksek teknoloji ilkesiyle ile birleştirerek, genç girişimcilere ; toplumsal dayanışma ve paylaşma kültürü sağlamaktadır. Gençliğin sosyal ve ekonomik anlamda kalkınması yolunda mücadele eden; geleneğine bağlı, geleceğe yön veren, genç ve şuurlu bakışı oluşturmaktır. Millî ve manevi değerlere bağlı, bu milleti esas alan; tarihini bilen, ilim ve proje sahibi, üretken, kültürlü, sahasının en iyisi, çağdaş bilim ve teknik bilgiye hâkim, kaliteli bir neslin yetişmesini ve bu neslin milletimizin ve insanlığın birlik ve huzur içinde kalkınma ve gelişmesine katkıda bulunmasını sağlamaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir